2019’un dördüncü ayının sonuna yaklaşıyoruz ama çeşitli vakıf, dernek, cemiyet, birlik, sendika, oda, üniversite, okul ve öğrenci konseylerinin 2018 yılı için bol keseden dağıttığı “yılın en başarılı şusu”, “yılın başarılı busu” gibi ödüllerin ardı arkası kesilmiyor.

Daha iki gün önce Hürriyet-Kelebek’in birinci sayfasının neredeyse tamamı bazı kuruluşların dağıttıkları kendilerinden menkul ödüllerin haberleriyle doluydu.
Acaba bizim duymadığımız, bilmediğimiz, “Memlekette ödülsüz kimse kalmasın” diye özetlenebilecek bir devlet politikası mı var?
++
O ödüllerin kimlere verileceği nasıl belirleniyor, çok merak ediyorum doğrusu.
Bir ödülün değeri onu belirleyen jürinin değeriyle ölçülür.

Ama bizde dağıtılan ödüllerin çoğunda jürinin kimlerden oluştuğu, ödülün hangi gerekçeyle verildiği filan belli değil.
Galiba birileri masa başına oturuyor, “Şu şarkıcıya ödül verirsek gelip ödül töreninde şarkı söyler”, “Bu artiste ödül verirsek tören renklenir, magazin muhabirlerinin dikkatini çeker” anlayışıyla hareket ederek “ödüllendirme” yapıyor.
++
Tabii “ödüllendirme” sisteminde hiç unutulmayan kişiler de bazı büyük televizyon kanallarının ana haber sunucuları.
Ödül törenlerinin ana haber bültenlerinde yayınlanması için sunuculara bol keseden ödüller dağıtılması unutulmuyor hiç.
İş o kadar çığırından çıktı ki reyting sıralamasında ilk yirmiye giremeyen bir ana haberin kadın sunucusu şimdiye kadar aldığı plaket ve heykelciklerle mütevazı bir özel müze açabilir vallahi.
++
Peki, bu ödüllerin hiç faydası yok mu?
Var elbette.
Plaket ve heykelcik üreticileri iyi para kazanıyor doğrusu.
Onları ödül töreni için salonlarını kiralayan lüks oteller izliyor olmalı.
Yeme-içme sektörü de bu işten epey sebepleniyor herhalde.
++
Artık Kültür Bakanlığı mı devreye girer yoksa Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı mı bilemiyorum ama şu giderek komediye dönen ödül işine bir el atılsa, çeki-düzen verilse hiç fena olmayacak gibi geliyor bana.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz