Yaz aylarında en sık görülen travmaların başında omurga ve omurilik yaralanmalarının geldiğini söyleyen Memorial Bahçelievler Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Mahmut Özden, sakatlanmaların nedenleri ve ilkyardım konusunda uyarılarda bulundu.

Yaşanan sakatlanmaların kalıcı felce varan sonuçlar ortaya çıkarabileceğini ifade eden  Memorial Bahçelievler Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü Op. Dr. Özden, “Sakatlanmalara ilk olarak sığ sulara balıklama atlama, ikinci olarak gençler ve çocuklar arasında sık olarak yapılan şakalaşmalar, suda eğlence oyunları esnasında düşmeler, üçüncü olarak ise su kaydıraklarında kurallara uyulmaması sonucu yaşanan kazalar neden oluyor” dedi.

“SU KAYDIRAKLARINDA SAKATLANMALAR ARTIYOR”

Op. Dr. Özden sözlerine şöyle devam etti:

“Bu tür travmalar sonucu omurga kemiğinin kırılması ciddi sonuçlara varmadan tedavi edilebilirken omurga kanalının içerisinde bulunan kol ve bacakları hareket ettiren omuriliğin hasarlanması neticesinde ise hastalarda kalıcı hasarlar, felçler ve zedelenmeler yaşanıyor. Sığ sulara balıklama ya da ters atlama, gençler ve çocuklar arasında şaka maksatlı suya itmeler, birbirinin sırtına binerek oynanan su oyunlarında düşmeler sonucu görüldüğü gibi son zamanlarda artan su kaydıraklarında kural dışı hareketlerde bulunulması sonucu oluşan sakatlanmalar da sıkça görülüyor. Tamamen kontrolsüz hareketlerden kaynaklanan bu sakatlanmalara en sık gençlerde rastlanıyor.”

“HATALI İLKYARDIM KALICI FELCE YOL AÇABİLİR”

Omurga ve omurilik sakatlanmalarında en önemli adımın ilk yardım olduğunu dile getiren Op. Dr. Özden, “Kontrolsüz ve yanlış yapılan bir müdahale kalıcı felce varan sakatlanmalara yol açabilir. Sadece omurga kırılmasında hasta ameliyat sonrası yaşantısına hasarsız dönebilecekken yapılacak bir yanlış müdahale ile hastanın omuriliğine zarar verilebilmekte ve ameliyat sonrası ciddi ve uzun süreler gerektiren rehabilitasyon süreçlerine neden olabilir” dedi.

Kalıcı sakatlanmaları önlemek için ilkyardım önerilerinde bulunan Op. Dr. Özden şunları söyledi:

“Hasta sudan çıkarılırken yapılacak en önemli şey boynun sabitlenmesidir. Elleri boynun iki yanına yerleştirip kafa boyunla sabit olacak şekilde vücudu düz tutarak hasta sudan çıkarılmalı ve yere düz şekilde yatırılmalıdır. Başının altına kesinlikle bir şey konulmamalıdır. Hastaya kesinlikle kendine getirmek adına bilinçsizce sert müdahaleler yapılmamalı, sağa sola döndürülmemelidir. Hemen 112 ya da en yakın sağlık merkezi aranmalıdır. Hasta su yuttuysa vücudun bütünlüğünü bozmadan boyun ve vücut hizalı olacak şekilde sağ ya da sola çevrilmelidir. Bu esnada mutlaka iki kişi hastanın boynunu ve vücudunu tutarak vücut ve boyun aynı anda döndürülmelidir. Hastanın solunumu ve dolaşımı kontrol altına alındıktan sonra hastanın omurga aksı sabitlenmelidir. Eğer bulunulan yerde varsa hastaya hızlı şekilde boyunluk takılmalıdır. Boyun travması olsun ya da olmasın hastaneye gidip tüm tetkikler yapılana kadar boyunluğun çıkarılmaması gerekmektedir. Hastaya yapılacak müdahaleler ilkyardım bilgisi olan kişiler tarafından yapılmalıdır. Bilinçsiz yapılan yardımlar mevcut tabloyu daha da kötüleştirebilmektedir.”

“KOL VE BACAKLARDA GÜÇSÜZLÜK KALICI FELÇ BELİRTİSİ OLABİLİR”

Sakatlanan kişinin en yakın sağlık merkezine götürüldükten sonra omurga ve omuriliğinin görüntülenmesi amacıyla röntgen, tomografi ve MR’nın çekildiğini söyleyen Op. Dr. Özden, “Sonuçlar neticesinde omurgada veya omurilikte hasar olup olmadığına ve varsa hasarın derecesine bakılarak gereken tedaviler planlanır. Hastanın ilk muayenesi beyin cerrahisi için çok önemli. Eğer hastanın kolları ve bacakları rahat hareket ediyorsa bu yüksek derecede hasar gelişmediğinin göstergesidir. Yapılacak uygun tedavi ile hasta yaşantısına kolaylıkla dönebilir. Ancak ilk muayenede kol ve bacaklarda güçsüzlükler görülürse güçsüzlüğün derecesi çok önemli. Kol ve bacaklarda tamamen güçsüzlük görüldüğünde felç durumu mevcuttur ve klinik tablonun ağır olduğunu gösterir. Ameliyat sonrasında ciddi ve uzun süreli bir rehabilitasyon gerekebilir. Eğer hastanın kol ve bacaklarında güçsüzlük var ancak az da olsa hareket ettirebiliyorsa süreç daha umut verici. Ameliyat sonrası fizik tedavilerle bu hastaların çoğu normal yaşantısına geri dönebilir” diye konuştu.

“GÜÇSÜZLÜĞÜN GELİŞMEDİĞİ BOYUN KIRIKLARI AÇIK CERRAHİ YAPILMADAN DA TEDAVİ EDİLEBİLİYOR”

Cerrahi yöntemde platin olarak bilinen vidalar ve plaklarla içeriden omurganın sabitlenmesi şeklinde tedavi uygulandığını da ifade eden Op. Dr. Özden, “Açık cerrahi uygulanmayan dışarıdan yapılan sabitleme işleminde ise halo denilen aparatlar kullanılıyor. Halo işlemi, lokal anestezi altında hasta ile karşılıklı konuşularak takılıyor. Amaç boynun hareket ettirilmemesini sağlanmak. Halo aparatı hastada 3 ay gibi bir süre kalıyor. Ayda bir kontrol edilerek kaynama sürecine bakılıyor. Halo çıktıktan sonra hasta belli bir süre boyunluk kullanıyor. Açık cerrahi operasyonlarda da eğer kol ve bacaklarında hiçbir güçsüzlük yoksa hasta ameliyatın ertesi günü yürüyebiliyor. Travmaya bağlı gelişen felçlerde ise ameliyattan 1 hafta sonra fizik tedavi sürecine başlanıyor” ifadelerinde bulundu.

Havuz ve denizlerde yaşanan sakatlanmaları önlemek için tavsiyelerde bulunan Op. Dr. Özden, “Havuz kenarlarında kontrolsüz şakalaşmayın. Şaka amaçlı kimseyi havuza itmeyin. Sığ sulara ters ya da balıklama atlamayın. Derinliği bilinmeyen sulara atlamayın. Kayalardan suya atlamayın. Su kaydıraklarında kurallara uygun hareket edin” dedi.

FACEBOOK YORUMLARI