Ana Sayfa Sonsöz Özel Özel Haber HAVADA ORAJ - Oktay Erdağı - Türk Sivil Havacılığı

HAVADA ORAJ – Oktay Erdağı – Türk Sivil Havacılığı

-

THY Neden Zarar Etti?

Oktay Erdağı Türk Sivil Havacılığı ile alakalı merak edilen konuları Havada Oraj “Türk Sivil Havacılığına Bir Bakış” kitabıyla gözler önüne seriyor. Oktay Erdağı – HAVADA ORAJ kitabında Türk Sivil Havacılığı ile alakalı olarak merak ettiğiniz her şeyi bulmak mümkün.


Keyifle okunan ve özellikle havacılık sektörünün büyük ilgisini toplayan “Havada Ahkam – Türk Sivil Havacılığına İçeriden Bir Bakış” kitabının yazarı Türk sivil havacılığı denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biri olan Oktay Erdağı’nın çıkarmış olduğu Havada Oraj’ı okuyucularımız için yazı dizisi şeklinde derledik. Oktay Erdağı Havada Oraj kitabında yaşam deneyimleri ve anılarının ekseninde Türk Sivil Havacılığı içindeki gelişmeleri, sorunları, siyasi baskıları mizahi bir üslupla gözler önüne seriyor. Havada Oraj’ı herkesin büyük bir zevkle okuyacağını düşünüyoruz!

HAVADA ORAJ - Oktay Erdağı - E.Sivil Havacılık Genel Müdür Yardımcısı - Türk Sivil Havacılığı - Kitap Görseli
Havada Oraj

Havada Oraj Yazı dizimizin ilk bölümünde Erdağı, THY içindeki işleyişi, THY’nin nasıl zarar ettiğini, THY’nin anlam verilemeyen hamlelerini, pilotların sınav sistemini, THY içindeki gizemleri, çarpıcı ifadelerle gözler önüne seriyor.

THY TOPLANTI SALONUNDA ALÇAK SÜRÜNME

Yönetim kurulu üyelerinin THY yönetim kurulu toplantılarındaki kavgaları çok meşhurdur. Bu kavgalara şahitlik edenler tarafından anlatılanları dinlediğinizde, kendinizi bazen bir gerilim filmini, bazen Afganistan, Suriye veya Irak’ta bir iç savaşı, bazen de yastık savaşları oyunlarını izliyormuş gibi hissedebilirsiniz.

Yok Artık!

THY’ye 2003 yılında genel müdür olarak atanan Abdurrahman Gündoğdu’nun kulağının dibinden diğer yönetim kurulu üyelerinin cep telefonlarının nasıl vızır vızır uçtuğu çok kişinin malumudur.  Onun da kendisini koruyabilmek için bir komando edasıyla nasıl yere yatıp kalktığını ve masaların altında nasıl alçak sürünme yaptığı görülmeye değer bir sahne olsa gerek. Kendilerine sorarsanız THY’yi kurtaran birer millî kahraman olduklarını sanan bu adamların dönemlerinde yine aynı şekilde o günlerden başlayarak günümüze kadar süren THY’deki iktidar, cemaat ve tarikat savaşlarının iç yüzünün, bu konuları bilenler tarafından bir gün yazılması hâlinde, “Yok artık THY’de bunlarda mı oldu?” diye şaşkınlığınızı gizleyemeyeceğinizden şüphem yok.

Şundan emin olabilirsiniz ki Türkiye’de hiçbir şey gizli kalmaz. Devletin kayıtlarına ve resmî belgelerine geçen hiçbir şey unutulmaz ve mezara kadar da kimsenin yakasını bırakmaz…

OKTAY ERDAĞI – HAVADA ORAJ KİTABINA GÖRE YOL YORDAM, EDEP VE ERKÂN BİLMEYENLER

Hazır yeri gelmişken, son yıllarda başta THY olmak üzere, Türk sivil havacılığı içinde görev yapan bazı üst düzey yöneticiler için bir saptama yapmak istiyorum: Bu yöneticilerin Türk havacılığına hangi katkıları sağladığı, başarılı olup olmadıkları, hangi zararları verdikleri veya bunların bazılarının hangi dolapları çevirdikleri, önümüzdeki yıllarda olabilecek siyasi iktidar değişikliğinden sonra, yönetici olarak çalıştıkları kurum veya kuruluşların arşivlerinin kamuoyuna açılması ve yaptıkları çalışmaların kamuoyunca tartışılmaya başlanmasından sonra tam olarak anlaşılabilecektir. Elbette, Türk sivil havacılığı tarihine ilgi duyanlar, bu konuda söyleyecek sözü olanlar önümüzdeki yıllarda bu konuya ilişkin görüş ve düşüncelerini kamuoyuyla paylaşacaklardır. Ancak, bu konudaki görüşümü hemen şöyle ifade edebilirim:

Bunların hiçbiri yol yordam, edep ve erkân bilmiyordu.

Bu yargıya varmak için tek bir örnek bile yeter sanırım:

Çalışırken, THY’de daire başkanı olarak görev yapan iki arkadaşın genel müdür yardımcılığına yükselmesi dolayısıyla “hayırlı olsun” demek ve tebrik etmek amacıyla telefonla aradığımda iş yoğunluğu nedeniyle telefonuma çıkmamaları, durum bu olsa dahi daha sonra telefonuma geri dönmemeleri nezaketsizliğin de çok ötesinde bir şey olsa gerek. Yine aynı şekilde THY’de çalışırken Ankara’da çeşitli görevlere atanan bazı üst düzey yöneticileri tebrik etmek için önce çiçek gönderip ardından telefonla aramama rağmen hiçbir dönüş yapmamaları bunların yol yordam, edep ve erkân bilmediklerinin birer kanıtıdır.

Kendilerine sorarsanız bunların her biri kendisini havacılığımızın millî kahramanı sanırlar. Ancak bunun hiç de böyle olmadığı, son bakan değişikliğinden hemen sonra gece saat 24.00’te emeklilik dilekçesini verip, ağlayarak görevini terk etmek zorunda kalanlarla ve daha önce kendisine verilen en geç 10 dakika içinde makamını terk etmek zorunda kalanlar ile de sabittir.

HAVADA ORAJ - Oktay Erdağı - Türk Sivil Havacılığı - Görsel
HAVADA ORAJ – Oktay Erdağı – Türk Sivil Havacılığı

ÖCÜ İLAN EDİLEN THY’NİN RJ UÇAKLARI

SHGM olarak havacılığı serbestleştirmek için çalışmalarımız sürerken, THY yönetiminin, filosunda, bölgesel hava taşımacılığı için büyük önem taşıyan 11 RJ uçağını, gerekçesini bugüne kadar hâlâ bir türlü anlayamadığım şekilde filosundan çıkarabilmek için yoğun bir çalışma yürüttüğü anlaşılıyordu.

Daha önce değindiğim gibi, THY’nin de ortağı olduğu THT’nin iç hat uçuşlarında kullanılmak üzere önce THY’nin filosunda mevcut DC-9 uçakları kullanılmak istenmiş ve uçak başına 1 milyon dolar harcanarak kabin içleri yenilenmiş ve diğer tüm bakımları yaptırılmıştı. Ancak aniden bu uçakların tamamı, yedek motor ve yedek parçalarıyla birlikte bir paket hâlinde, o günün THY yönetimi tarafından “batan geminin malları” misali 17 milyon dolara satılmıştı. Bunların yerine ise 1991 yılında 14 adet RJ uçağı çok astronomik bir fiyatla ve 6 buçuk yıllığına kiralanmıştı. Bu kiralama işinde, bazı dolapların döndüğü çok açıktı.

Bu konu defalarca gündeme gelmiş olmasına rağmen, her zaman olduğu gibi yine sistem ve hukuk işlemediği için bu dolapları çevirenlerle ilgili hiçbir yasal işlemin yapılamadığı anlaşılıyordu.

Herşeye rağmen

Ancak her şeye rağmen, son yıllarda onlarca STOL tipi küçük bölgesel havaalanı, bu uçakların uçabileceği şekilde planlanarak yapılmıştı. Bu havaalanlarını Siirt, Tokat, Gökçeada, Aydın-Çıldır, Selçuk-Efes, Hezarfen, Sinop, Balıkesir, Kastamonu, Gazipaşa, Elazığ, Ağrı, Hakkâri Yüksekova, Sivas ve Şırnak olarak sayabiliriz.

Bir yandan havacılığın serbestleştirilerek bölgesel havacılığın geliştirilip yaygınlaştırılması, diğer yandan o tarihlerde ya atıl olarak bekleyen ya da çok verimsiz kullanılan bu havaalanlarının sisteme dâhil edilebilmesi için yoğun çalışma yürütülüyordu. Bu arada, THY tarafından bu uçakların aceleyle filodan çıkarılması hangi akla hizmetti, onu bugüne kadar anlayabilmiş değilim.

THY’nin daha yeni göreve gelen o günkü yönetimi, bu uçaklarla ilgili hiçbir teknik bilgiye sahip değilken veya bu konuda herhangi bir bilimsel çalışma yaptırmamışken, bu uçakları neden “öcü” ilan etmişti anlaşılabilir gibi değildi. Durum öyle bir noktaya gelmişti ki, yıllara göre THY’nin filosundaki uçak sayıları açıklanırken bu uçaklar uçaktan sayılmıyordu ve istatistiklere bile dâhil edilmiyordu.

Başta Avrupa olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinde hâlen uçan bu uçaklar neden gözden çıkarılmıştı? Bu aklı o günkü THY yönetimine kim vermişti? Bunu anlamak mümkün değildi. THY yönetimi tarafından bu uçakların kiralandığı günden bugüne kadar, THY’yi 320 milyon dolar zarara uğrattığı her ortamda iddia ediliyordu.  Ancak konu detaylı bir şekilde incelenseydi görülecekti ki THY’yi zarara uğratan uçaklar değil, o uçakları en baştan kiralarken o günkü THY yönetiminin çevirdiği alavere dalavere işler ve üçkâğıtçılıklardı. Bu uçaklardan 3’ü kaza yapmıştı.

Ancak bu kazaların hiçbiri teknik nedenlerden dolayı olmamıştı. Tamamı, kötü meteorolojik şartlar, havaalanındaki altyapı yetersizlikleri ve bunlara bağlı olarak pilot hatası nedeniyle olmuş kazalardı.

Uçakların Suçu?

Bu uçakların 1991 yılında aylık 260 bin dolara kiralandığı biliniyordu. Son zamanlarda yapılan pazarlık sonucunda bu uçakların fiyatları aylık 120 bin dolara, düşürülmüştü. Ancak, bu uçakların veya işletme giderleri bu uçaklara göre daha az olan emsal uçakların kiralama bedelinin yaklaşık 95 bin ABD dolarıyla 105 bin ABD doları arasında olduğu da biliniyordu.  Zaten, bu fiyatlarla,  THY’nin en baştan zarara uğratıldığı biliniyor ve her ortamda konuşuluyordu. Bunda uçakların ne suçu varmış?

Ancak, kira süreleri dolan bu uçakları, bir sonraki THY yönetimi yeniden kiralamayı düşünmediği için, birkaç yıldır sürdürülen pazarlıklar sonucunda, karşı tarafın çok iyi bir noktaya geldiği de biliniyordu. Karşı tarafın, uçakların aylık kirasını 60 bin dolara kadar düşürdüğü, hatta “uçakları iade etmeyin, uçtukça kira ödeyin” diye ısrar ettiği de bize gelen haberler arasındaydı. Daha sonra, bir adım daha ileri giderek, uçakları çok düşük fiyatla THY’ye satmayı teklif ettiklerini, hatta yapılacak bir anlaşmayla, çok düşük fiyata yedek parça ve komponent desteği sağlayabileceklerini de taahhüt ettikleri söyleniyordu.

THY Yönetiminden RED!

Ancak tüm bu teklifler THY yönetimi tarafından reddedilmişti. THY yönetimi kesin tavrını koymuştu ve bu konuyu konuşmak bile istemiyordu. Şartsız ön koşulsuz ve her neye mal olursa olsun gerekirse apronda deve kurban ederek, bu uçakları iade etmek konusunda çok ısrarcılardı.

Ancak unutulan bir şey vardı, muhatapları İngilizlerdi, Onların bu ve buna benzer konuları birkaç hamleden sonra kendi lehlerine çevirebilmeyi başardıkları, THY yönetimi hariç, herkes tarafından biliniyordu. Sonraki bölümlerde, Şükrü Can’ın, deve kesme ve başına gelenlerin hikâyesini okuduğunuzda, göreceksiniz öyle de oldu

HAVADA ORAJ - Oktay Erdağı - Türk Sivil Havacılığı - Görsel-2
HAVADA ORAJ – Oktay Erdağı – Türk Sivil Havacılığı

TÜRK SİVİL HAVACILIĞI – RJ’LERİN İADESİNİN YOL AÇTIĞI OLUMSUZLUKLAR

Bana göre, o günkü THY yönetimi, hiçbir hesaba kitaba ve haklı gerekçeye dayanmadan, her bir uçak başına 1 milyon ABD dolarının da çok üzerinde bakım masrafı yapıp, üzerine de bir deve kurban ederek, bu RJ uçaklarını alelacele iade etmekle Türk sivil havacılığına büyük zarar vermiştir. Ancak kendilerine sorarsanız, bu uçakları göndermekle ne büyük bir kahramanlık yaptıklarını size öyle bir anlatırlar ki, bana değil onlara inanırsınız.

Bu zarar konusunda ilk aklıma gelenler, adı geçen uçaklar THY’nin filosunda olduğu için, THY işe yeni başlattığı pilotları uzunca bir süre bu uçaklarda ve iç hatlarda uçurarak tecrübe kazanmalarını sağlıyordu. Daha sonra bu pilotları, diğer orta gövdeli, yani B-737 veya A-320 uçaklarında uçurmaya başlıyordu.

RJ’ler gönderildikten sonra, yeni işe aldığı ve sivil uçaklarda hiçbir tecrübesi olamayan pilotları, hemen orta gövdeli uçakların sağ koltuğuna oturtarak, F/O olarak uçurmak zorunda kaldı. Bu durum da uçuş emniyeti bakımından sorunlar yaratmıştır. Havacılığın serbestleştirilmesi, aşamasında hedeflenen, bölgesel hava taşımacılığının geliştirilip yaygınlaştırılması ve çapraz uçuşların (halk arasında söylendiği gibi dolmuş uçuşlar) başlatılması için bu uçaklar çok önemliydi.

Ancak, bu uçaklar filodan çıkarıldığı ve yerine emsal uçaklar getirilmediği için aradan geçen 15 yıla rağmen bu konuda hiçbir gelişme sağlanamamıştır. Hatta bu konuda başarısız olunmuştur.

Bu uçakların, performansı ve iniş kalkış mesafesi de dikkate alınarak, ülkemizde daha önce isimlerini yazdığım çok sayıda havaalanı yapılmıştır. Ancak uçaklar iade edildikten sonra bu havaalanları ya atıl bir şekilde beklemekte ya da çok verimsiz kullanılmaktadır.

İsimleri Değiştirilen Havaalanları – Havada Oraj

Bu havaalanlarının bazılarına, yeniden milyonlarca ABD doları para harcanarak pistleri, genişletilip uzatılarak orta ve büyük gövdeli uçakların iniş ve kalkışına müsait hâle getirilmiştir. Ancak, bu havaalanları da yeterli yolcu potansiyeli olmaması nedeniyle verimsiz bir şekilde kullanılmaktadır. Bazı havaalanlarının ise pistleri veya apronları büyütülerek bazılarına yeni terminaller yapılıp isimleri değiştirilerek, sanki yeni yapılmış gibi siyaseten kullanıldığı da bilinmektedir. Örneğin Kars Havaalanının ismi–Harakani Havaalanı, Ağrı Havaalanının ismi- Ahmed i Hani Havaalanı, Hakkari Yüksekova Havaalanının- Selahaddin Eyubi Havaalanı, Şırnak Havaalanının ismi- Şerafettin Elçi Havaalanı (bu isim değişikliği açılıma da kurban edilmiş olabilir), Sivas Havaalanının ismi- Sivas Nuri Demirağ Havaalanı, Balıkesir Havaalanının ismi- Balıkesir Koca Seyit Havaalanı olarak değiştirilmiştir. 

PİLOTLARIN SINAV SİSTEMİ VE BAZI GİZEMLER

HAVADA ORAJ - Oktay Erdağı - Türk Sivil Havacılığı - PİLOTLARIN SINAV SİSTEMİ VE BAZI GİZEMLER
PİLOTLARIN SINAV SİSTEMİ VE BAZI GİZEMLER

Bu arada Haydar Yalçın, ticari pilotların sınav sistemi konusunda hummalı bir çalışma yürütüyordu. Askerî pilotların sivilleştirilmesi konusunda ülkemizde her zaman sorunlar yaşanıyordu. 1996 yılına kadar THY’nin pilot ihtiyacının tamamına yakını TSK kaynaklarından karşılanıyordu. Bu neden TSK’den THY’nin ihtiyacı kadar pilotun emeklilik veya istifa yoluyla ayrılmasını müteakip bunlara, SHGM tarafından hiçbir sınava tabi tutulmadan doğrudan Hava Yolu Nakliye Pilot Lisansı (ATPL) veriliyordu.

Bu pilotların THY’de TİP eğitimi almalarından sonra da lisanslarına TİP de işlenerek lisansları Ticari Pilot Lisansına (CPL) dönüştürülüyordu. Ancak 1996 yılında JAA’ye aday üye olunduktan sonra JAA mevzuatına uyum çerçevesinde tüm pilotların sınava tabi tutulması mecburiyeti ortaya çıktı. O güne kadar pilotların sınavlarında birçok sistem uygulanmıştı.

Ancak bu konudaki dedikoduların, şikâyetlerin, zaman zaman da adam kayırmacılığın ve ayrımcılığın önüne bir türlü geçilemiyordu. Bir sorun olduğu belliydi. En son olarak bu işleri yürüten SHGM’de çalışan bir pilot arkadaşımızın yaptığı sınavda uyguladığını iddia ettiği “Çan Eğrisi” sisteminden sonra kıyametler koptu diyebilirim. Bu sınavdan sonra SHGM’nin pilotlara uyguladığı sınav sistemi tüm gazete ve televizyonlara manşet olmuştu.

Oktay Erdağı şikayetlerden bahsediyor!

Şikâyetler üzerine, Sayın Bakan olaya derhâl el koydu. Onun ve Topa Bey’in destekleriyle Haydar bu sınavlarda, yaşanabilecek haksızlıkları, torpil iddialarını ve diğer tüm şikâyet ve dedikoduları ortadan kaldırabilmek amacıyla yeni bir sistem kurmak için yoğun araştırma ve çalışmalar yürüttü.

Bu çalışmalar sonucunda, bilgisayarla donatılmış bir sınav odası kuruldu. Burada JAA/EASA’nın gizli soru bankası kullanılarak, elektronik ortamda pilotların sınavları yapılmaya başlandı. Hâlen bu sistem uygulanmaya devam edilmektedir. Bu konudaki tüm şikâyetleri ortadan kaldıran ve Haydar tarafından kurulan bu sistem, Türk sivil havacılığı tarihi bakımından çok önemli bir dönüm noktalarından biridir.

KPSS Sınavları

Ancak, 2002 yılında KPSS sınav sonuçlarına göre SHGM’de işe başlatılan Endüstri Mühendisi Âdem Karslıoğu’nun benim dahi bugüne kadar bir türlü anlayamadığım bir şekilde sanki gizli bir el tarafından, önce lisans müdürlüğünde işe başlatılması daha sonra da bu sınav sisteminin başına oturtulması hâlâ sırrını korumaktadır. Bu konunun evveliyatını bilmiyorum.

Ancak 2005 yılından sonra ileride hikâyesini yazacağım bir şekilde lisans şube müdürlüğünün bağlı olduğu daire başkanlığını yürütmeye başladıktan sonra, şahsen benim onun bu sınav sisteminin başına oturtulmasına hiçbir itirazımın olmamasının tek bir nedeni vardı; o da bana göre dürüst birisiydi ve bu konularda biz yöneticilerin itimadını kazanmıştı. Çalıştığım süre içerisinde bu konularda hiçbir kötü hareketine şahit olmadım ve hakkında hiçbir şikâyet almadım.

Bu nedenle çok kritik ve suiistimale açık bir yer olduğu için kontrol altında tutulması gerektiğini düşündüğüm sınav sisteminin başında onun bulunmasına hiçbir zaman itiraz etmedim. Geldiğimiz noktadan durup geri baktığımda itiraz etseydim bile bir sonuç alabilir miydim, orası da biraz meçhul. Yaptığı sınavlar ve sınavlardaki tutum ve davranışları konusunda gerek bize gerekse de daha üst makamlara yapılan yoğun şikâyetler nedeniyle defalarca kendisini uyardığımı hatırlıyorum.

Şikâyetleri en aza indirebilmek için yanına başka arkadaşlar da vererek, yetki ve sorumluluklarını en aza indirmeye çalıştık. Kendisini defalarca odama çağırarak, pilotlarla doğrudan muhatap olmamasını ve hiçbir konuda tek başına karar vermemesi gerektiğini hatırlattım. Hatta kendisine intikal ettirilen her konuyu ve yaşanacak olası her sorunu, bir üst amiri olan lisans müdürüne intikal ettirerek pilotlarla onun muhatap olmasını ve kararları da onun vermesini sağlamasını istedim.

Ancak buna rağmen yine de onun kendi bildiğini okuduğunu ve hakkındaki şikâyetlerin devam ettiğini hatırlıyorum.

Havada Oraj -15 Temmuz Sonrası

15 Temmuz darbe girişiminden sonra Âdem’in önce açığa alınıp daha sonra da devlet memurluğundan ihraç edildiğini öğrenince, anladım ki bu konu, bizim sandığımız kadar masum bir konu değilmiş. O mahalleyi ve uyguladıkları yöntemleri hiç bilmediğim için, bu konuyu tam olarak anlayamamış da olabilirim. O mahalledekilerin bir dönem devlet içerisinde prens muamelesi gördükleri, devlette çalışan binlerce memur ve yöneticinin ya kendilerinin de onlardan olduğu intibaını vermeye çalıştığı ya da onlardan olabilmek için kendisini parçaladığı, hatta aracılar araştırdığı, onların da kendilerini çok iyi kamufle ettikleri bilinen bir gerçektir.

Özellikle de basından Hava Kuvvetlerindeki kendilerinden olmayan pilotları hangi yöntemleri kullanarak ihraç ettirdiklerini ve kendileri hariç hiçbir pilotu ordunun içerisinde barındırmamak için ellerinden gelen her şeyi yaptıkları haberlerini okuyunca anladım ki iş oralarda kalmamış, ta SHGM’nin içine kadar uzanmış. Yaptığı sınavlarda kimler haksızlığa uğradı? Ne kadar mağduriyet yaşandı? Bu arkadaşın bize gösterdiği yüzünün dışında bir başka yüzü daha var mıydı? Bizim dışımızda bir başka yerlerden de talimat alıyor muydu? Bunu benim bilmem mümkün değil. An itibarıyla da bu konuda herhangi bir fikrim yok.

Oktay Erdağı – HAVADA ORAJ Yazı Dizisinin 2. Bölümü’nde neler var?

Oktay Erdağı, HAVADA ORAJ kitabının ikinci bölümde ise havacılık sektörünün ekonomik olarak nasıl kalkınacağı yönünde ip uçları verirken çarpıcı Isparta uçak kazası hakkında da gün yüzüne çıkmamış bilgileri paylaşıyor.

Oktay Erdağı – Havada Oraj – Türk Sivil Havacılığı Yazı dizisi nin devamı!

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Emre Yılmaz
Emre Yılmazhttps://sonsoz.com.tr
2013-2018 yılında Akdeniz Üniversitesi Radyo Televizyon Sinema bölümünden mezun oldu. Mayıs 2018 tarihinden itibaren Sonsöz Gazetesi'nde video editörü olarak aktif olarak devam etmektedir.

Bu Haberler Kaçmaz!

İran: ABD kendi droneunu vurmuş olabilir

İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Abbas Irakçi, Trump’ın İran’a ait bir insansız hava aracının düşürüldüğü iddialarına