Sivil Havacılık Eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı:
“Korona virüsünden ekonomik olarak etkilenen başta Avrupa ve ABD’deki birçok havayolu ve diğer havacılık şirketleri milyarlarca Euro ve ABD Doları ile ifade edilecek düzeyde destek aldı.”dedi.

Türkiye’deki hava yolu şirketleri ve diğer havacılık kuruluşlarına korona virüs salgınından sonra varlıklarını devam ettirebilmeleri için gerekli devlet desteği sağlanmadı.

Türkiye’nin 90 yıllık havacılık birikiminin yok olmaması için geç kalınmadan gerekli önlemler alınmalıdır.

Sivil Havacılık Eski Genel Müdür Yardımcısı Oktay Erdağı korona virüs salgınının havacılık sektörüne etkilerini değerlendirdi Havayolu şirketlerinde yaşanan durumu krizden daha çok kaos olarak değerlendiren Erdağı, “Yurtdışında havayolu şirketlerine milyarlarca Euro/Dolar doğrudan devlet desteği verilirken Türkiye’de bu sağlanmadı” dedi.

Türkiye havayolu taşıyıcılarının, iç hatlarda ara verilen uçuşlara 1 Haziran’da başlamasına rağmen yeterli yolcu potansiyeline henüz ulaşamadığını hatırlatan Erdağı, alınan önlemlere rağmen tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yolcuların halen uçağa binmekte tereddüt ettiğini kaydetti.

Erdağı, 11 Haziran’da kademeli olarak ve karşı tarafın izin verdiği ölçüde başlayan yurt dışı uçuşlarda da sıkıntının devam ettiğinin altını çizerek, “Türkiye’nin uçuş potansiyeli yüksek olan Avrupa Birliği ülkeleri ve Rusya, Türkiye’den uçuşları kabul etmediği ya da o ülkelerden Türkiye’ye uçuşlar başlatmadığı için hava yolu taşımacılığımızın istenilen seviyeye geldiği söylenemez” tespitini yaptı.

Oktay Erdağı şu değerlendirmeleri yaptı:

“SAĞLIK BAKANLIĞI VERİLERİ TEREDDÜTLE KARŞILANIYOR”
Bu durumun en önemli nedenlerinden birisinin de Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan istatistiklerin ve alınan önlemlerin yeterliliğinin bu ülkeler tarafından tereddütle karşılanmasının olduğu anlaşılmaktadır. Günlük istatistiklerin neden il bazında açıklanmadığı da ayrı bir tereddüt konusudur. Örneğin vaka sayıları il bazında açıklanmış olsa belki de vaka sayılarının çok düşük olduğu illerde bulunan havaalanlarına uçuşlar başlayacaktır. Bu nedenle de gerek Türk Hava Yolları gerekse diğer özel hava yolları istenilen yolcu potansiyelini yakalayamadı.

TÜRK ŞİRKETLER TIKANMA NOKTASINA GELDİ
Başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere çok sayıda ülkede hava yollarının bu krizden sonra varlıklarını devam ettirebilmesi için yoğun bir doğrudan destek sağlandı. Bu destekler milyarlarca Euro/Dolar ile ifade edilecek düzeyde gerçekleşti. Krizden sonra yeni normal süreçte ülkemize baktığımızda ise hava yollarına varlıklarını sürdürebilmesi için gerekli olan devlet desteği sağlanamadı. Bu zamana kadar hava yolları bir şekilde personellerini ücretsiz izne çıkararak ya da kısa çalışma ödeneğinden faydalanarak durumu idare etti. Ancak uzun zamandır hava yollarının gelirleri neredeyse sıfıra inmiş durumda. Ancak buna nazaran giderleri büyük ölçüde devam ediyor. Durum böyle olduğu için bir şekilde bu zamana kadar idare eden şirketler artık tıkanma noktasına geldi.

HAVAYOLLARI UÇMAZSA TURİST NASIL GELECEK?
Hava yolu, turizm için göz ardı edilemeyecek bir dinamo konumundadır. Türkiye’nin hava yolları uçmazsa ülkemize turist nasıl gelecek? Turizmde iddiaları, hedefleri olan Türkiye’nin hava yolu şirketlerinin varlığını devam ettirebilmesi için gerekli önlemleri alması gerekmektedir.

18 YILDA 18 HAVAYOLU ŞİRKETİ PİYASADAN ÇEKİLDİ
Kriz olmadan önceki dönemde en son olarak Atlas Global Havayolları da dahil son 18 yılda 18 havayolu piyasadan çekilmek zorunda kaldı. birçok hava yolu şirketi piyasadan çekilmek zorunda kalırken maalesef hiçbir yeni havayolu şirketi de kurulmadı. Yaşanılan korona virüsü krizinden sonra havayolu şirketleri varlıklarını nasıl devam ettirecek bir muamma… Oysa ki turist alan bir ülke olarak ülkemiz havacılığının Low Cost ve Charter taşımacılığı ön planda tutularak özel sektör eliyle büyümesinin önünün açılması şarttır.

SEKTÖRÜN MORALDEN ÇOK DESTEĞİ İHTİYACI VAR
Sektörün bazı oyuncuları tarafından “havayolu şirketleri dimdik ayaktadır” diyerek birtakım açıklamalar yapılıyor. Anladığım kadarıyla bu tarz açıklamalar yapılarak sektöre veya kendi şirketlerinin hisseleri sermaye piyasası kurumunda işlem gördüğü için hissedarlara moral verilmek isteniyor. Moral vermek adına söylenenler gerçeklerle çok örtüşmüyor. Çünkü havacılık sektörünün moralden daha çok desteğe ihtiyacı vardır. Nitekim bu açıklamaları yapanlar demeçlerini “yeni kredi arayışlarımız devam etmektedir” diye bildirmektedir.

SEKTÖR NEFES ALAMAZ DURUMDA
Türkiye’de havacılık sektörü nefes alamaz duruma gelmiş durumdadır. Dünyaya baktığımızda havayolu şirketleri batmaya başladı. Yoğun devlet desteği ekonomik sıkıntı çeken bu şirketlere sağlanmaya çalışılıyor. Ülkemize baktığımızda ise en küçük bir desteği göremiyoruz. Ufak tefek birtakım krediler belki veriliyor olabilir ancak ufak tefek kredilerle çözülecek sorunlar olduğu düşüncesinde değilim.

HİÇBİR ŞEY ÖNGÖRÜLEBİLİR DEĞİL
Türkiye geçmiş dönemlerde benzer krizler yaşadı. Bu krizlerin yönetiminin birçoğunda bizler de görev aldık. Körfez krizi, Mers, Sars, domuz gribi, terör olayları, deprem, uzak doğudaki finans krizi gibi durumlara nazaran korona virüs salgını bir krizden daha çok bir kaos ortamı. Hava yolları kriz dönemlerini fırsata çevirebilirler. Geçmiş dönemlerde de Türk Hava Yolları, Pegasus gibi şirketler kriz ortamını fırsata çevirerek büyüdüler. Bugün yaşanılan kaos ortamında kimse önünü görememektedir. Yatırımcılar diğer verdiğim örneklerdeki krizlerin bir gün biteceğini düşünerek yatırımlarını yapmaya devam etti. Şu anda içinde bulunduğumuz korona virüsünün en büyük özelliği öngörülebilir olmaması. Durum böyle olduğu için korona ülkeler için hem ekonomik hem de havayolu endüstrisi bakımından bir kriz olmaktan çıkarak kaosa döndü.

KRİZ BİR MERKEZDEN YÖNETİLMİYOR
Havacılık endüstrisi kaosu iyi yönetemiyor. Türk Hava Yolları defalarca uçuş programı açıkladı. Hatta uçuş programı yaparak yolculardan para topladı ancak daha sonra hepsini iptal etti. Belli ki bu kriz bir merkezden yönetilmiyor. Bireysel olarak her şirket kendi krizini yönetiyor. Durum böyle olunca kaostan geçtiğimiz bu günlerde kriz daha da derinleşiyor.

İKİNCİ BİR DALGA OLURSA HAVCILIK NASIL ETKİLENİR?
Havacılık sektöründe herkes son damlasına kadar tüm imkanlarını kullandı. Türkiye’deki uçakların %80’i finansal kiralama yöntemiyle kiralık. Bu uçakların büyük ihtimalle kiraları dahi bu süreçte ödenmedi ve ertelendi. İkincisi uçaklar uçmadığı için bakımları da ertelendi. Daha önce de belirttiğim gibi personel ya ücretsiz izinde ya da kısa çalışma ödeneğinden faydalanıyor. Bütün bu sıkıntıların üzerine ikinci üçüncü dalgalar gelirse zaten büyük bir kriz içerisinde olan sektör krizden çıkamayacaktır.

90 YILLIK BİRİKİM YOK OLABİLİR
Büyük bir ihtimalle uçakları Türkiye’ye kiraya veren lesörler uçaklarını geri çekmeye başlar. Bir sabah uyandığımızda Türkiye’nin elinde yeterli sayıda uçak kalmamış olabilir. Bu sebeple Türkiye’nin 90 yıllık havacılık birikiminin yok olmaması için geç kalınmadan gerekli önlemlerin alınmasını defalarca söyledik, yazdık ve kamuoyuna açıkladık. Bütün bu açıklamalara rağmen herhangi bir önlemin alındığını göremedik.
Bütün dünyada Avrupa Birliği ülkelerinde ve ABD’de hava yollarına doğrudan karşılıksız destek yapılmış olmasına rağmen Türkiye’de alınan birtakım önlemlerle bugüne kadar bir şekilde gelinebildi. Alınan bu önlemler yeterli olmayacaktır. Türkiye 90 yıllık havacılık birikimini, havacılık mutfağını bir sabah kaybedebilir. Geçen her günde vakit kaybediyoruz. “Geç alınan önlem önlem değildir.” dedi.

KURBAN BAYRAMI SEKTÖR İÇİN İLAÇ OLABİLİR Mİ?
Kurban Bayramı’nda yaşanacak iç hatlardaki uçuşlar ekonomik olarak ilaç olamayacaktır. Havayolu şirketleri için iç hat gelirleri çok önemli gelirler değildir. Hava yollarının ayakta kalabilmesi için biraz nakit girişi olabilir ancak havayolu şirketlerinin yarasına merhem olmaz. Hava yolu şirketi gelirlerinin büyük bir bölümünü dış hat uçuşları oluşturmaktadır. Dış hat uçuşları başlamadıktan sonra iç hat uçuşlarından gelecek gelirler havayolu şirketlerinin giderlerinin çok az bir kısmın karşılayacaktır.

ETKİLENEN SADECE HAVAYOLU ŞİRKETLERİ DEĞİL
Havayolu şirketlerini tek başlarına düşünmemek gerekir. Türkiye’de havacılık denildiğinde akla ilk gelen Türk Hava Yolları’dır. Bunun dışında da Türkiye’ye istenilen seviyede uçak gelmediği için havaalanı ve terminal işletmecileri, yer hizmetleri kuruluşları, hava alanlarında ikram veren kuruluşlar, bakım kuruluşları, temsil yönetim ve gözetim kuruluşları, hava kargo acenteleri, eğitim kuruluşları ve havacılık sektörünün tamamı krizden etkilendi.

İSTANBUL HAVALİMANI KRİZLE BAŞLADI
İstanbul Havaalanı açıldıktan hemen sonra krize yakalandı. İstanbul Havaalanı’nın günlük ve aylık sabit giderlerinin ne kadarını kendi gelirleriyle karşılayabiliyor bilmiyoruz. Personel ve diğer işletme giderlerini nasıl karşılıyor bilmiyoruz. Onlar da büyük ihtimalle kredilerle ayakta duruyor. Terminal ve havaalanı işletmecileri tamamı bu krizden en üst seviyede etkilendi. Bu krizin etkisini azaltmak için ülkemizde yapılması gerekenler konusunda bugüne kadar neler yapıldı bilmiyoruz ancak bildiğimiz tek şey genel anlamda havayolu işletmelerine doğrudan herhangi bir devlet desteği olmadı.

DHMİ 82 MİLYON EURO KREDİ DESTEĞİ ALDI
Uluslararası sivil havacılık kuruluşların bu konuda daha duyarlı davrandığını biliyoruz . Örneğin Eurocontrol hava trafik sağlayıcılarına yönelik olarak bu krizde en etkin ve somut önlem alan kuruluş oldu. Havayolu işletmelerinin yol ücretlerinden kaynaklı borçlarını Nisan ayından itibaren yıl sonuna kadar erteledi. Bu durumdan olumsuz etkilenen hava seyrüsefer hizmet sağlayıcılarına 1.5 Milyar Avro’ya yakın nakit kredi desteği sağladı DHMİ’nin de 82 milyon Euro kredi desteğinden faydalandığını biliyoruz. Bilindiği üzere Avrupa’da döviz faizleri çok düşük. Bu kredinin de %2 gibi çok düşük faizli olduğu biliniyor.

ICAO BEKLENEN PERFORMANSI GÖSTEREMEDİ
Bu süreçte daha etkin çalışmalar yapması beklenen, dünyadaki 197 ülkenin üyesi bulunduğu ve Birleşmiş Milletlerin – BM bir alt kuruluşu gibi görev yapan Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ICAO, maalesef beklenen performansı gösterememiş ve sınıfta kalmıştır.
ICAO Konseyi 29 Nisan da “Covid-19 Havacılıkta Normale Dönuş Görev Gücü” oluşturdu.
Görev gücünün amacı devletlere ve sektöre stratejik öncelikler ve Politikalar konusunda tavsiyelerde bulunmaktır.

BM GÖREV GÜCÜ HİÇBİR SOMUT ÇALIŞMA YAPMADI
Görev gücü konsey üyelerinden ve sektör birliklerinin genel müdürleri gibi yüksek düzeyli endüstri temsilcilerinden oluşuyor. Ayrica dünya sağlık örgütü ve dünya turizm örgütü temsilcileri ve birçok ulusal ve bölgesel havacılık idaresi temsilcileri de görev gücünde yer alıyor. Fransa’nın Konsey temsilcisi Philippe Bertoux görev gücü başkanı ve ICAO Hava Ulaşım Bürosu Müdürü görev gücü sekreteri olarak ICAO Konsey Başkanı tarafından atanmıştı. Ancak oluşturulan Bu görev gücü istenen süre içerisinde hiçbir somut çalışma ortaya koyamadı. Durum böyle olunca ülkeler bireysel olarak bazı önlemler alarak yürürlüğe koyduğu için bu farklı uygulamalar da bir başka kaos yaratmıştır. Oysa ki normalleşme sürecinde alınması gereken tüm önlemler ICAO tarafından alınmış olsaydı ülkeler tarafından bağlayıcılığı da olan bu önlemlerin hayata geçirilmesi daha kolay olacaktı.
Türk Sivil Havacılık otoritesi SHGM başta Uluslararası Hava Taşımacıları Birliği IATA olmak üzere uluslararası sivil havacılık kuruluşlarının almış olduğu kararları da dikkate alarak şu anda yolcu ve uçak trafiğinin yoğun olduğu 54 havalimanında gerekli olan sağlık önlemlerini aldırtarak bu önlemlerin yeterliliğini sertifikalandırmıştır. Türkiye geçmişteki tecrübelerini de kullanarak tüm dünyaya örnek olacak şekilde ve uluslararası standartlarda gerekli önlemleri alarak uygulamaya başlamıştır.

SHGM’NİN DESTEĞİ YETERSİZ

Bunun dışında Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü kendi imkanları dahilinde bir şeyler yapmaya çalıştığını biliyoruz. Ücret tarifelerinde %50 indirime gidildi. Global düzeyde Havayolu şirketlerinin lisans gerektiren personellerinin yani pilot teknisyen, hava trafik kontrolörü ve diğer lisansiye personelin lisansı, sağlık sertifikası vb yetkileri ile bakım ve eğitim yetkilerini 3-5 aylık sürelerle uzatılması ve bakımların uzaktan kontrolü gibi yeni imkanlar sağladı. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün sağladığı destekler havacılık sektörünün krizden çıkması için yeterli değildir ve semboliktir.
Global düzeyde üzerinde durulan en öncelikli konulardan birisi de , ülkelerin ulusal düzeyde aldıkları önlemlerin koordine edilerek, diğer ülkeler tarafından da tanınmasının sağlanmasıdır. Bu durumun uçuşlara %10’dan fazla ilave katkı sağlayacağı anlamına gelir.

Sonuç olarak bu geçiş döneminde gerek özel sektörde gerekse de devletteki hiç bir yöneticinin ilk aklına gelen önlemin personel işten çıkarmak olmamalıdır. Böyle düşünen herhangi bir yönetici varsa öncelikli olarak kendisi istifa edip yerini bu krizi daha iyi yönetebilecek yöneticilere bırakması daha ahlaki olur diye düşünüyorum.
Herkese emniyetli uçuşlar dilerim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz