Hareketsiz yaşam diyabete davetiye çıkartıyor

301

Uzm. Dr. Cem Özcan,”Diyabet sayısındaki artış özellikle hareketsiz yaşam , yanlış beslenme, şişmanlık ve genetik gibi faktörlerin sonucudur”

Dünyada 382 milyon civarında diyabet hastası varken, 2010 yılında yapılan TURDEP -2 çalışmasına göre Türkiye’de 6.5 milyon diyabet hastasının olduğu ve önümüzdeki yıllar içerisinde bu sayının katlanarak artacağı tahmin edilmektedir. Bu artış özellikle yeni tip 2 diyabet sayısının artışına bağlı.

Diyabet sayısındaki bu artış özellikle hareketsiz yaşam, yanlış beslenme, şişmanlık ve genetik gibi faktörlerin sonucudur.

Diyabet hastalarının yüzde 85- 90 gibi büyük bir kısmını tip 2 diyabet ( insülin bağımlı olmayan diyabet) hastaları oluşturmaktadır. Erişkin tipi diyabet de denilmektedir. Yüzde 5-10 gibi bir kısmını ise tip 1 diyabet ( insülin bağımlı olan diyabet) hastaları oluşturmaktadır. Bu hasta grubu erken yaşta tanı alan gruptur. Her iki grubunda istisnai halleri görülebilmektedir.

Ülkemizde 1998 yılında yapılan TURDEP-1 çalışmasında tip 2 diyabet görülme sıklığı yüzde 7.2 olarak saptanmıştır. 2010 yılında tekrarlanan TURDEP-2 çalışmasında tip 2 diyabet görülme sıklığı yüzde 13.7 olarak saptanmıştır ki bu 12 yıl içinde diyabet sıklığında yüzde 90 gibi bir artış olduğunu göstermektedir. Bu artış 2030 yılı için öngörülen sayılara şimdiden ulaşıldığını göstermektedir. Bu durum mevcut durumun çok ciddi boyutlarda olduğunun göstergesidir.

Uzm. Dr. CEM ÖZCAN, “Ramazan ayı öncesi pek çok hasta oruç tutup tutamayacağı konusunda doktorlarına başvururlar. Bu hastaların büyük bir kısmı oruç tutma konusunda ısrarcı olurlar. Diyabet hastalarının oruç tutup tutamayacakları genellenebilecek bir durum değildir. Bu tamamıyla kişiye, hastaya, kullanılan ilaca ve ek hastalıkların olup olmadığına göre karar verilebilecek bir durumdur.

Birçok diyabet hastası doktorunun oruç tutmasına izin vermeyeceği korkusuyla ramazan öncesi kontrollerden kaçınırlar. Bu durum hastada ciddi sağlık problemlerine yol açabilmektedir” dedi.

Açlık süresince görülebilecek sağlık problemleri şunlardır:

Hipoglisemi (kan şeker düşüklüğü): Epidiar çalışmasında tip 2 diyabet hastalarında hipoglisemi riski yaklaşık 5 kat, tip 1 diyabet hastalarında ise yaklaşık 8 kat daha fazla görülmüştür. Hipoglisemi diyabet hastalarında metabolik durumu hızla bozabilecek hastanın hastaneye başvurmasını gerektirecek sağlık problemlerinden biridir.

Hiperglisemi ( kan şeker yüksekliği): Epidiar çalışmasında tip 2 diyabet hastalarında 5 kat, tip 1 diyabet hastalarında 3 kat daha fazla kan şeker yüksekliği görülebilmektedir. Bu durumun en önemli sebebi gün içinde alınan öğün sayısının 2’ye düşmesi ve her öğünde alınan kalori miktarının ramazan ayında fazla olması ile ilgilidir. Ayrıca yine ramazan ayında özellikle iftarda tüketilen tatlı miktarının artmasıyla da yakından ilgilidir.

Diyabetik ketoasidoz: Diabetik ketosasidoz özellikle tip 1 diabetik hastalarda uzun süreli insülin almamaya bağlı olarak gelişebilecek hastaneye başvurulmasını gerektirecek önemli bir acil durumdur. Özellikle kontrolsüz diyabetik hastalarda görülebilmektedir. Bu duruma uzun süreli susuz kalmak da önemli katkı sağlamaktadır. Tip 2 diyabette de görülebilecek bir durum olmakla beraber nadirdir.

Dehidratasyon ve tromboz: Diyabet hastalarında tromboz riski artmıştır. Tromboz patolojik olarak oluşan kan pıhtısının vücuttaki herhangi bir damarı tıkamasıyla oluşan durumdur. Bu tıkanıklık önemli damarlarda olursa hayati olabilir. ( beyin ve akciğer damarları gibi). Susuz kalma, oruç süresince harekette azalma, bu duruma yatkınlığı arttırmaktadır.