YARIN 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü. Rakamlar kadınların maruz kaldığı şiddet, eşitsizlik ve hakimiyet tablosunu ortaya koyarken, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun yayınladığı rapora göre son 10 ayda 363 kadın şiddete maruz kalarak hayatını kaybetti. Platformun Ekim 2018 raporuna göre ise erkekler tarafından 34 kadın öldürüldü; çocuk istismarı ve cinsel şiddet ise devam ediyor.

Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Eğitim Bilimleri Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Başkanı Doç. Dr. Berna Güloğlu’ya göre ise, “Erkekliğe atfedilen güç, kuvvet, kahramanlık ve cesaret gibi değerler, toplum içinde her geçen gün güçleniyor.” Kadına yönelik şiddetin, gelişmişlik düzeyine bakılmaksızın tüm ülkelerde görülen sosyal bir sorun olduğunu söyleyen Doç. Dr. Güloğlu, “Kadına yönelik şiddet; kadının yaşamına korku ve güvensizliği sokarak fiziksel ve psikolojik sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Kendini tehdit altında hisseden kadın toplumsal yaşama katılmakta zorlanıyor. Her ne kadar şiddet; kültür, inanç, ırk, ve ekonomik düzey farkı olmaksızın tüm toplumlarda görülen bir durum olsa da şiddetin görülme sıklığı toplumdan topluma değişiklik gösteriyor” dedi.  

“KADINLAR GÖRDÜKLERİ ŞİDDETTEN BAHSETMİYOR VE KURTULMAK İÇİN ÇABA SARF ETMİYOR”

Ülkemizde kadına yönelik şiddetin büyüyerek toplumsal bir sorun olarak karşımıza çıktığını söyleyen Doç. Dr. Güloğlu, “Şiddetin aile bireyleri arasında kalması gereken bir durum olarak görülmesi kadınların erkeğin kadına şiddet uygulamasını meşrulaştırıyor. Bu da hem şiddet gören kadının ‘O, benim kocamdır, döver de sever de’ gibi ifadelerle yardım arama sürecini hem de müdahale edilmemesi gereken bir durum olduğu inancındaki çevrenin yardım verme sürecini etkiliyor. ‘Kadın şiddet görmüşse bunu hak etmiştir’ şeklindeki toplumsal algılarda, kadına yönelik şiddetin önüne geçilmesini engellediği gibi şiddet gören kadının yardım arama sürecini engelleyerek şiddete maruz kalmasına rağmen o ilişkinin içinde var olmaya devam etmesine yol açıyor. Kadın şiddete direnirse, toplum tarafından ayıplanacağı, dışlanacağı korkusu ile şiddeti kabullenemiyor” diye konuştu.

“KADININ EĞİTİM DÜZEYİ AZALDIKÇA, ERKEĞİN ŞİDDETİ ARTIYOR”

Şiddetin ortaya çıkmasının bir diğer nedeninin eğitim düzeyi olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Güloğlu, “Kadının eğitim düzeyi düştükçe daha fazla şiddete maruz kalıyor. İlkokul ve altı eğitim düzeyine sahip kadınların şiddete maruz kalma oranı üniversite mezunu kadınlara göre 2.5 kat fazla. Ayrıca çalışan kadınlar ve çocuk sahibi kadınlar aile içi şiddete daha fazla maruz kalıyor” dedi.

Hakimiyet kurmak isteyen erkeklerin şiddet gösterdiğini belirten Doç. Dr. Güloğlu, “Toplum tarafında boyun eğme, özveri gibi erdemler kadına atfedilirken; gerilim, çekişme, rekabet gibi erdemler ise erkeklere atfediliyor. Bu durumda gücü temsil eden değerlerde zayıflık gösteren erkekler, erkekler dünyasından dışlanma korkusu yaşıyor. Üstünlüğünü koruması gerektiğini hisseden erkek için fiziksel olarak kendisinden güçsüz olarak gördüğü kadına uyguladığı şiddet gücünü gösterme yolu” diyerek sözlerini noktaladı.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin