Ana Sayfa Blog

Restoran ve kafeye gidecekler dikkat!

0

Koronavirüs salgınının henüz bitmediğini hatırlatan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Servet Kayhan, kontrollü normal yaşama geçilirken kişisel koruyucu önlemleri ihmal etmemek gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Kayhan, “Kapalı alanlarda kullanılan havalandırma sistemleri çevrede hasta kişiler varsa virüsü bulaştırma konusunda risk oluşturabilir. Bu nedenle restoran ve kafelerde mümkün oldukça açık alanlarda oturun ve diğer insanlarla aranızda en az 1.5 metre mesafe olsun” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan yeni normalleşme planına göre 1 Haziran itibariyle ülke genelinde uygulanan kısıtlamanın büyük bir bölümü kaldırılıyor. Buna göre restoran, kafe, pastaneler açılacak. Ayrıca deniz turizminde uygulanan kısıtlamalar da sona erecek. Yeni kararları değerlendiren Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Servet Kayhan, bu süreçte salgının yayılmaması için uyarılarda bulundu.

KONTROLLÜ NORMALLEŞMEDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Türkiye’de yaklaşık 3 aydır Covid-19 hastalığı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kayhan, pandeminin ülkemizde başlamasıyla birlikte haziran ayında kontrollü normal yaşama geçilebileceğini öngördüklerini belirtti. Halen yeni tanı konulan günlük vaka sayısının azımsanamayacak bir düzeyde olduğunu aktaran Prof. Dr. Kayhan, “Kontrollü normalleşme olsa bile koruyucu önlemlere dikkat edilmesi gerekiyor. Sosyal mesafe kuralına uymak önemli. Çünkü virüs, solunum yoluyla bulaşıyor. Çevremizde hasta kişiler olabileceğini her zaman aklımızda bulundurmalıyız. Sokağa çıkarken ağız ve burnu kapatacak şekilde maske takmak ve hijyen kurallarına uymak, bu dönemde asla ihmal edilmemesi gereken bir husus. Eve gelince, yemeklerden önce ve eller çevre ile temas etmişse hemen sonrasında bol sabunlu suyla veya dezenfektanlarla ellerin temizlenmesi gerekiyor” diye konuştu.

“KAPALI ALANLARDA YEMEK YEMEYİN”

Normalleşme sürecinde sosyal mesafe kuralının tek başına yeterli olmayacağını söyleyen Prof. Dr. Kayhan, “Kapalı ortamlarda temiz hava akımının olmaması bir dezavantaj olup maske takılmadığı durumlarda klima aracılığıyla çevremizdeki taşıyıcı kişilerden virüs bulaşma ihtimalini göz önünde bulundurmalıyız. Restoran ve kafelerde kapalı alanlarda değil, açık alanlarda oturmayı tercih etmeliyiz. Özellikle yemek yerken kapalı ortamda bulunmak ve virüs taşıyan kişilerle aynı havayı solumak riskli olduğu için diğer insanlarla aramızda mesafe olmasına dikkat edelim. Yemek yerken veya bir şeyler içerken maske takmak mümkün olmadığına göre temiz havanın olduğu ve kalabalığın olmadığı ortamlarda yeme-içme faaliyetlerinin yapılması önerilir. Restoran ve kafelerde tek kullanımlık çatal, bıçak, kaşık gibi ürünlerin kullanılması hijyen açısından tercih edilmelidir” ifadelerini kullandı.

KORONAVİRÜSLE ERKEN VE ETKİLİ MÜCADELE EDİLDİ

Türkiye’nin, aldığı önlemlerle salgınla başarılı bir mücadele sergilediğini aktaran Prof. Dr. Servet Kayhan, “Hiçbir hastamızı hastanelerden geri çevirmek veya gerektiğinde yoğun bakıma alamamak gibi bir durumumuz olmadı. Bu konuda bazı ülkelerde kötü örneklere şahit olduk. Ülke olarak biz hastalarımıza erken dönemde tanı koymayı ve tedaviye başlamayı başardık, 65 yaş üstünü iyi koruduk, kronik hastalıkları iyi yönettik. Hastalığa erken dönemde tanı konulması ve tedavide kullanılan bazı ilaçlara (hidroksiklorokinin ve favipiravir) erken dönemde başlanması, ölüm oranlarını düşürmektedir. Hastalık ilerledikten sonra bu ilaçların çok yararının olmadığını, hatta yan etkilerinden dolayı ölüm riskini artırdığını düşünüyorum” dedi.

“PANDEMİ HENÜZ BİTMEDİ”

Bağışıklık sisteminin güçlü olmasına vurgu yapan Prof. Dr. Kayhan, “Spor yapmak, düzenli ve yeterli süre uyku uyumak, bol sıvı tüketilmesi, taze sebze ve meyvelerle sağlıklı beslenmek; bağışıklık sistemini güçlü tutmak için önemli. Virüsle her an karşılaşabiliriz, bunu unutmamak lazım. Pandemi henüz bitmedi; Brezilya, Rusya ve Amerika gibi ülkelerde pandemi ağır bir şekilde devam ediyor” diye konuştu.

“KALABALIK OLMAYAN YERLERDE DENİZE GİRİN”

Kişisel önlemlere dikkat etmek gerektiğini belirten Prof. Dr. Kayhan, “Dışarı çıkılmayacak, tatil yapılmayacak, seyahat edilmeyecek diye bir şey yok, bunları tabii ki yapabiliriz ama bağışıklık sistemimizi her zaman sağlam tutmalıyız ve gerekli kişisel koruyucu önlemleri asla terk etmemeliyiz. Bir süre daha sosyal mesafe kurallarına uyarak yaşamaya alışmalıyız. Tatile gidileceği zaman da çevrede hasta veya taşıyıcı kişilerin varlığı ve yakın temas kritik konulardan birisi. Kalabalık olmayan ve temiz olduğundan emin olduğumuz yerlerde denize ve havuza girilebilir. Temiz su akımı sağlanıyorsa ve ortamın havası temiz tutuluyorsa, başkaları yokken havuza girilmesinde bir sakınca yok. Havuzlardaki klorlu su, virüse karşı da etkili olabilir. Fakat yakın çevrede taşıyıcı veya hasta kişilerin olabileceğinin unutulmaması gerekir” ifadelerini kullandı.

Eskişehir Şehir Hastanesi’nde polikliniklere vardiya uygulaması geliyor

0

ESKİŞEHİR Şehir Hastanesi, normalleşme süreciyle birlikte poliklinik hizmetlerini sosyal mesafeye uyulması ve yoğunluğun azaltılması amacıyla iki vardiyaya çıkaracak.

Hastane Başhekimi Uzm. Dr. Yaşar Bildirici, “1 Haziran’dan itibaren tüm poliklinikler aktif olacak, ancak iki vardiya şeklinde çalışacak. Bunlardan bir grup sabah 08.30 ile 15.30 arası poliklinik yapacak. İkinci grup da 16.00’da başlayacak ve 22.00’ye kadar poliklinik hizmetine devam edecek” dedi.

Koronavirüsle mücadelede 1 Haziran’dan itibaren Türkiye yeni normalleşme sürecine başlayacak. Kafe, restoran ve spor salonlarının yanı sıra hastaneler de pandemi öncesindeki çalışma sistemine dönerek poliklinik hizmetlerini vermeye yeniden başlayacak. Eskişehir Şehir Hastanesi de 1 Haziran’dan itibaren tüm poliklinik hizmetlerinin verilecek olması nedeniyle normalleşme çalışmalarına başladı. Hastanede oluşacak yoğunluğu göz önüne alan hastane yönetimi, sosyal mesafe kuralına uyulması ve yoğunluğun azaltılması için özellikle poliklinik ve ona destek veren görüntüleme merkezleri gibi hizmetleri iki vardiya halinde çalıştıracak. Yeni uygulamaya göre branşta tek doktoru olan poliklinikler dışındakiler, 08.30- 15.30 ile 16.00- 22.00 saatleri arasında iki vardiya sistemiyle hizmet verecek. Bu sayede hastaneye gelecek olanların yoğunluk oluşturması engellenecek, koronavirüs bulaş riski de en aza indirilmiş olacak.

‘4 GÜNDÜR POZİTİF VAKA YOK’

Eskişehir Şehir Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Yaşar Bildirici, Covid-19 hasta sayısında azalma olduğunu ve 4 gündür yeni vaka çıkmadığını söyledi. Yoğun bakımda olan hasta sayısının da düştüğünü ifade eden Uzm. Dr. Bildirici, “Pandemi sürecinde Eskişehir Şehir Hastanesi de yoğun bir şekilde hizmet verdi. Bugünkü noktada Covid-19 hasta sayısı 100’ün altına düştü. Yoğun bakımda da hasta sayımız azaldı. 3-4 gündür pozitif vaka olmadı. Kötü günleri bırakıyoruz ama her şey normal olmayacak. Sağlık Bakanlığı’nın önerdiği tedbirleri ve kuralları uygulaması gerekiyor” dedi.

‘YOĞUNLUĞU VARDİYA SİSTEMİYLE AZALTACAĞIZ’

Başhekim Uzm. Dr. Bildirici, pandemi öncesinde şehir hastanesinde polikliniklere gelen günlük hasta sayısının pandemi sürecinde 8 binden 2 binin altına düştüğünü, ancak normalleşme ile birlikte yeniden yükselmeye başladığını söyledi. Hastanede yoğunluğu azaltmak ve sosyal mesafe kuralını tam olarak uygulamak için vardiya sistemine geçeceklerini anlatan Bildirici, “Poliklinik sayılarımızı son 1-2 haftadır arttırıyoruz. Pandemiden önce polikliniklere gelen hasta sayımız 8 bin civarındaydı. Pandemide 2 binin altına düşmüştü. Şu anda 3 binin üzerine çıktı. Normalleşme süreciyle bu sayılar daha da artacak. Biz de 1 Haziran itibariyle daha önceden ne hizmet veriyorsa aktif olarak faaliyete geçebilecek. Koronavirüsle mücadele de hijyen, maske ve sosyal mesafe en kritik nokta. Hastanemiz 350 bin metrekarelik kapalı alanı var. Her şeye rağmen sosyal mesafe vazgeçilmez koşulumuz. Poliklinik hizmetlerinde yoğunluğu dar bir zamana sıkıştırmak yerine daha geniş bir zamanda daha az yoğunlukta bir hastane poliklinik hizmeti vermeyi planlıyoruz. Tüm poliklinikler aktif olacak, ancak iki vardiya şeklinde çalışacak. Bunlardan bir grup sabah 08.30’da polikliniklerine başlayacaklar, 15.30 itibariyle bu vardiyanın poliklinik hizmetleri bitecek. İkinci grup da 16.00’da başlayacak 22.00’ye kadar poliklinik hizmetine devam edecek. Biz poliklinik hizmetini iki vardiya halinde yapacağız. Bundaki temel amaç, vatandaşlara koronavirüs nedeniyle sosyal mesafeyi de düşünerek daha kolay bir hizmet almasını hedefliyoruz. Diyelim bir branşta 6 polikliniği çalıştırıyorsak 3’ünü bir vardiya, diğer 3’ü ise ikinci vardiya çalışacak. Bu uygulama branşında tek hekim olanlar olmayacaklar” şeklinde konuştu.

‘DESTEK HİZMETLERİ DE İKİ VARDİYA ÇALIŞACAK’

Polikliniklerin yanı sıra onlara destek veren hizmetlerin de bu uygulamada iki vardiya çalışacağını aktaran Uzm. Dr. Yaşar Bildirici şunları söyledi:

“Görüntüleme birimleri, teşhis birimleri, tomografi, MR, EKG, laboratuvarlarımız, efor testlerimiz gibi aynı şekilde 2 vardiya şeklinde çalışacak. Eskişehir Şehir Hastanesi 6 bloktan oluşuyor. Bir bloğunu pandemi için ayırdık. Bu süreci aynen devam etmeye devam edeceğiz. İlk başlarda 300 kadar covid-19 olan hasta gördüğümüz zamanlar oldu. Pandemiyle ilgili hizmet vermeye devam edeceğiz. Hastalarımızdan gelmeden önce MHRS ile randevularını oluşturmaları gerekiyor. Ayrıca randevu saatinden 15 dakika önce hastanede olmaları gerekiyor. Mutlaka maske takarak hastaneye gelmeleri istiyoruz. Hastaneye gelirken en az sayıda refakatçi ile gelsinler, eğer mümkünse tek başlarına gelsinler. Hastanemizdeki 30 ameliyathane var, 2’si covid-19 için ayrıldı ve birbirinden bağımsız, kimsenin endişe etmemesini istiyoruz.”

Antalyalı teknecileri 1 Haziran heyecanı sardı

0

 ANTALYA’daki tekne ve yat sahiplerini 1 Haziran heyecanı sardı. Tekneciler, kendilerine koronavirüs önlemi kapsamında şu ana kadar herhangi bir kural bildiriminde bulunulmamasına rağmen, sektörün kendi içerisinde her türlü önlemi aldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın deniz turizmi, balıkçılığı ve taşımacılığı ile ilgili sınırlamaların belirlenen kurallar dahilinde kaldırıldığını açıklamasının ardından, Antalya’da tekne ve yat sahipleri müşterilerini bekliyor. Koronavirüs tedbirleri kapsamında 24 Mart 2020 tarihinde faaliyetleri durdurulan tekne ve yatçılara, 1 Haziran 2020 tarihinden itibaren faaliyetlerine tekrar başlama izni verildi. Kaleiçi yat limanında tekne ve yatları bulunan esnaf, personeline işbaşı yaptırdı.

ESNAFIN SORUNLARI BÜYÜK

Deniz Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Hanifi Demirkıran, ekmeklerinin denizde olduğunu belirterek, “İnşallah 1 Haziran’da başlayacağız. Bütün hazırlıklarımız tamam. Yalnız bizim burada çok büyük bir kaybımız var. Biz denizciler olarak zaten 6 ay çalışıyoruz. 6 ayın 3 ayı gitti. Bu 3 ayın içerisinde biz işçiye mi çalışacağız? Kendimize mi çalışacağız? Kiraya mı çalışacağız? Onu da bilmiyoruz” dedi.

TEKNELER DENİZE HAZIR

Her kış teknelerini bakım için karaya çıkardıklarını sözlerine ekleyen Hanifi Demirkıran, şöyle konuştu: “Bu kış teknelerimize büyük bakımlar yaptık. Ben şahsım olarak 200 bin TL masraf ettim. Teknemi buraya getirdim. İnşallah işler olur diye beklerken bu kez pandemi çıktı. Bu sorun sadece bizim sorumuz değil. Tüm dünyanın sorunu. Buna yapacak bir şeyimiz yok. Devletimiz bu konudaki önlemleri en iyi şekilde alıyor. Ama bizim burada çalıştığımız 6 aylık dönemin, 3 ayı gitti. Yüklü kiralarımız var. İşçilerimiz var. Borçlandığımız sektörler var. Bunları nasıl yapacağız, henüz hiçbirini bilmiyoruz. Bilmediğimiz için yarın adına da bir şey konuşamıyoruz. 1 Haziran’da inşallah işler açılır. Teknelerimiz hazır. İşler güzel olur diye bekliyoruz.”

‘NE İSTENİRSE YAPACAĞIZ’

Kendilerine teknede uyulması gereken kurallarla ilgili henüz bir bildirimde bulunulmadığını da sözlerin ekleyen Demirkıran, “Evet biz kurallara uyacağız. Çünkü kurallara kendimiz için uymamız lazım. Ülkemiz için uymamız lazım. Kendi insanlarımız için uymamız lazım. Buna uymam veya uyamam demek yanlış olur. Zaten biz hazırlıkların çoğunu da yaptık” dedi.

Kaleiçi Yat Limanı Kooperatif Başkanı Abdullah Demircan ise, 15 Mart tarihinde sezona hazırlanırken pandeminin çıktığına işaret ederek, şunları söyledi:

“Pandemi olayı olunca çok zor durumda kaldık. Zaten 6 ay çalışıyoruz. 3 ayı gitmiş oldu. Bu son kalan 3 ayda da artık teknelerimizin bakım parasını mı çıkartırız? Eleman parası mı? Kira mı? Gerçek anlamda baya bir sıkıntı yaşayacağız gibi görünüyor. Kurallara gelince; pandemi ile yatıp kalktığımız için her yerde uygulanan kurallardan haberimiz var. Ona göre de tedbirlerimizi almış durumdayız. 1 Haziran’da açılacağımız söyleniyor ama bize ulaşan bir yazı henüz yok. Tam olarak ne olacağını bilmiyoruz. Fakat bizden ne istenirse onları yapacağız. Yapmak zorundayız. Turizmde gerçek anlamda zor bir süreç bizi bekliyoruz. Önümüz kış, tekrar aynı şeyleri yaşayacağız. Burada devletimizden biraz daha destek ve yardım bekliyoruz. Çünkü devletin desteği ve yardımı olmaz ise mümkün değil, turizmde çalışıp da özellikle yatçılık yapan hiçbir arkadaş ayakta kalamaz.”

Libya’daki Essaidiye bölgesinde toplu mezar bulundu

0

Libya’da Birleşmiş Milletler (BM) nezdindeki meşru temsilcisi Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) bağlı birliklerin Halife Hafter’e bağlı milislerden kurtardığı Essaidiye bölgesinde toplu mezar bulundu.

Libya’nın BM nezdindeki meşru temsilcisi UMH’ye bağlı birliklerin, ‘Öfke Volkanı’ operasyonu kapsamında ilerleyişi sürüyor.  Demirören Haber Ajansı’nın (DHA) Ulusal Mutabakat Hükümeti yetkililerinden elde ettiği bilgilere göre, gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter’e bağlı milislerden kurtarılan Essaidiye bölgesinde toplu mezar bulundu. UMH’ye bağlı ekipler tarafından toplu mezarlara ilişkin inceleme başlatıldığı bildirildi.

Tarihi çeşmenin taşlarını kırdılar

0

ORDU’nun Kabadüz ilçesinde, Turnalık Yaylası’nda bulunan tarihi Gıli Gıli Çeşmesi, kimliği belirsiz kişi veya kişilerce tahrip edildi.

Ordu’nun en gözde yaylası olan Çambaşı Yaylası’na ulaşımı sağlayan yol üzerinde bulunan Gıli Gıli Çeşmesi, kimliği belirsiz kişi veya kişilerce tahrip edildi. Jandarma ekipleri, çeşmeye zarar veren kişilerin tespit edilmesi için çalışma başlattı. 

Tarihi çeşmenin oluk ve sahanlık kısımlarını kıran, taşlarına zarar veren kişi veya kişilerin en ağır şekilde cezalandırılmasını isteyen Kabadüz Belediye Başkanı Yener Kaya, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını ifade etti. Başkan Kaya, “Bunu yapan kişi veya kişiler ya akıldan yoksun ya da insanlıkla alakası yok. Geçtiğimiz aylarda da tarihi çeşmenin taşlarına zarar verilmişti, restorasyon çalışması yaptık. Yine aynı olay yaşandı. Bunun hesabını vermeleri gerekiyor” dedi.

Rektör tebdili kıyafetle 500 bin liralık yolsuzluğu ortaya çıkardı

0

AYDIN Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Selçuk Aldemir, üniversite hastanesinde tebdili kıyafetle yaptığı denetim ile 500 bin liralık yolsuzluğu ortaya çıkardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atanarak, 21 Ocak 2019 tarihinde Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü olarak göreve başlayan Prof. Dr. Osman Selçuk Aldemir, göreve geldikten 1.5 ay sonra tebdili kıyafet ile Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ne gitti. Aldemir, Diyabetik Yara Bakım Ünitesi’nde kullanılan, 10 santimetre boyutundaki tek kullanımlık olan ve 1000 lira değerindeki ‘Ultrasonik Cerrahi Probu’ cihazının deforme olduğunu fark etti. Şüphelenen Aldemir, aynı hastanede görev yapan doktor ve hemşirelerden, yolsuzlukla mücadele timi kurdu. Yapılan araştırmalar sonunda ise aynı cihazın, sterilize edilerek, 500 defa hastaneye satıldığı ortaya çıktı.

Yolsuzluğun ortaya çıkmasının ardından da 15 Mayıs günü, cihazı satan firma ile yolsuzluğa göz yuman doktor ve hemşireler hakkında Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunuldu.

Prof. Dr. Osman Selçuk Aldemir, “Üretici firma sanki bunu sıfırmış gibi veriyor. Bizim kullanmamızı sağlıyordu. Bu da devleti 500 bin lira zarara sokmuş. Biz gerekli tetkikleri yaptıktan sonra hem idari açıdan soruşturma başlattık hem de savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Ciddi bir operasyondu. Bazı yerlerden uyarı ve tehditler de aldık. Açık konuşmakta fayda var. Ben bu konuda hiç çekinmem. Devletini biraz fazla seven rektörlerden birisiyim. Asla geri adım atmam. Devletimin bir kuruşunu kimseye yedirmem. Herkes ayağını denk alsın” dedi.

‘YOLSUZLUĞU FARK ETTİK ÖDEME YAPMADIK’

Herkesin bundan sonra daha dikkatli olacağını belirten Aldemir, “Öğretim üyelerimizde bu saatten sonra kendilerine çok daha güveniyorlar. Bizimle temasa geçen bütün medikaller ve bu işleri yaptığımız firmalar, ne kadar hassas olduğumuzu bildikleri için bundan sonra buna göre tavırla geliyorlar. Benimle birlikte yolsuzlukla kararlı bir şekilde mücadele eden arkadaşlara da ayrı ayrı teşekkür ediyorum. 500 bin liralık yolsuzluk var. Bu ödemeyi fark ettiğimiz için yapmadık. Konu savcılıkta derinlemesine inceleniyor. Bu üretici firma sadece bizim üniversiteyle çalışmıyor. Farklı üniversitelerle de çalıştıklarını fark ettik. Bu konuyu o üniversitelerdeki arkadaşlarla da paylaştık. YÖK’e de detaylı bilgi verdik” diye konuştu.

‘TEDBİLİ KIYAFETLE DOLAŞMAYA DEVAM EDECEĞİM’

Zaman zaman tebdili kıyafet ile birimleri denetleyen Aldemir, “Sürekli tebdili kıyafetle gezen ve tüm birimleri denetleyen biriyim. Geçen yıl, Kuşadası’nda diş hekimliği polikliniğimizle ilgili bir duyum almıştım. Oraya gittim, hekimlerin olmadığını fark edince de polikliniği kapattım. Sonunda ne oldu? Biz şu anda uluslararası sağlık sertifikasına sahip olan tek diş hekimliği üniversitesiyiz. Onu kapattık ama ileride çok daha güzel bir açılış planlıyoruz” dedi.

Başkentin en büyük mesire alanı açılıyor

0

Başkentlilerin ilk tercihi 146 bin metrekare alana sahip 5 bin 500 kişi kapasiteli Yakacık Mesire Alanı, 21 Haziran Pazar günü yenilenen yüzüyle açılıyor.

Yazın Ankaralıların uğrak yeri olan Yakacık’ın Corona virüsü nedeniyle kapalı olmasını fırsat bilen Yenimahalle Belediyesi ekipleri tadilat ve bakım çalışmalarını tamamladı. Virüs nedeniyle kapalı alanlar yerine açık havada vakit geçirmek isteyenlerin ilk tercihi olacak Yakacık mesire Alanı’nıPark ve Bahçeler Müdürlüğü’ne bağlı 4 ayrı ekip baştan aşağı yeniledi.

Çalışmalar çerçevesinde çim alanlar yeniden yapılırken, kamelya ve piknik masalarının ahşapları yenilendi, piknikçilerin yoğun rağbet gösterdiği barbekülerin onarımı yapıldı. Bunun yanında minik ilçe sakinlerinin keyifle vakit geçirdiği oyun alanları ve oyuncaklar tümüyle yenilendi. Alan içerisinde bulunan kaldırım ve tretuvarların yenilenmesinin yanında suni gölet ve yoğunluk yaşanan giriş ve çıkış bölümü ise yeniden düzenlendi.

Başkentli bu yaz da Yakacık’ta buluşacak

Çimlendirme ve peyzaj gibi son rötuşların da yapılarak tamamlandığı mesire alanı, 21 Haziran Cuma günü kapılarını yeniden açacak. Alanda; 3 plaj voleybolu sahası, 2 çim futbol sahası, basketbol sahası ve 4 adet çocuk oyun alanı bulunuyor.

Ayrıca vatandaşların temiz hava alarak kentin gürültüsünden uzaklaşması için 4 bin fidan ve 5 bin çalı bitkisine ev sahipliği yapan Yakacık Mesire Alanı’nda bin 500 ağaç bulunuyor. Bunun yanında mesire alanında 470 adet kamelyalı ve kamelyasız oturma alanı piknik yapmak isteyen vatandaşların rahat bir gün geçirmesine imkan sağlıyor. 

EGO yaz döneminde tam kapasite çalışacak

0

Ankara Büyükşehir Belediyesi EGO Genel Müdürlüğü, 1 Haziran-1 Ekim tarihleri arasında uygulanacak olan “Yaz Mevsimi Trafik Tedbirleri” kapsamında sosyal mesafe kuralını devam ettirecek. Raylı Sistemlerde sefer saatleri güncellenirken, maske kullanımının zorunlu olacağı süreçte tam kapasite hizmet vermeye hazırlanan EGO Genel Müdürlüğü, yoğunluğun yaşandığı bölgelere ek otobüs takviyesi de sağlayacak.

     Ankara Büyükşehir Belediyesi EGO Genel Müdürlüğü, 1 Haziran-1 Ekim tarihleri arasında kentte “Yaz Mevsimi Trafik Tedbirleri”ni hayata geçirecek.

     Maske kullanımının zorunlu olacağı ve sosyal mesafe kuralının uygulanmaya devam edeceği Başkent’te toplu taşıma araçlarında doluluk kriterine uyularak tam kapasite hizmet verilecek.

EGO OTOBÜSLERİNDE TÜM ÖNLEMLER ALINDI

     Koronavirüs salgınına karşı alınacak önlemler kapsamında İçişleri Bakanlığı “Yaz Mevsimi Trafik Tedbirleri” genelgesine göre hareket edileceğini açıklayan EGO Genel Müdürü Nihat Alkaş, yeni çalışma düzenine ilişkin şu bilgileri verdi:

“Küresel bir tehdit haline gelen pandeminin ülkemizde ilk çıktığı tarihten itibaren Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş’ın talimatları çerçevesinde Ankara’da toplu ulaşımdan sorumlu kamu otoritesi olarak elimizden gelen her şeyi uygulamaya çalıştık. Bu süreç içerisinde iyi bir sınav verdiğimizi düşünüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamaları çerçevesinde 1 Haziran’dan itibaren yeni açılım süreci olarak adlandırabileceğimiz bu süreçte tüm hazırlıklarımızı yaptık.”

Normalleşme süreci ile birlikte vatandaşların sağlıklı seyahat etmeleri için gerekli önlemleri aldıklarını belirten Alkaş, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bin 540 otobüsümüzle 49 hareket noktası ve 5 otobüs bölgesinden günde 8 bin 800 sefer yapıyoruz. Toplam 335 hatta hizmet veren bir filoya sahibiz. Sosyal mesafeye uygunluk açısından herhangi bir sıkıntıya yol açmamak için mevcut imkanlarımız dahilinde, tüm kapasitemizle hizmet vermeyi sürdüreceğiz. Sadece biz değil izin ve ruhsat verdiğimiz Özel Halk Otobüsleri, Özel Toplu Taşıma Araçları da tüm kapasitesini kullanarak yolcularımızı en sağlıklı ve pandemi kurallarına uygun olarak taşımak için gayret edecekler.”

SEFER SAATLERİ GÜNCELLENDİ

     Başkent’te 1 Haziran tarihinden itibaren adım adım kontrollü sosyal hayata geçecek olan Başkentliler düzenli olarak dezenfeksiyon çalışması yapılan toplu taşıma araçlarını gönül rahatlığıyla kullanabilecek.

     İçişleri Bakanlığının yayımladığı şehir içi ve şehirlerarası çalışan toplu taşıma araçlarına yönelik genelgeye göre hazırlıklarını yapan EGO Genel Müdürlüğü, sefer saatlerini de güncelledi. Koronavirüs önlemleri kapsamında vatandaşların sağlıklı ve konforlu bir ulaşım sağlayabilmesi için her türlü ayrıntıyı titizlikle gözden geçiren EGO Genel Müdürlüğü, ANKARAY ve Metro İşletmelerinde saat güncellemesi yaptı.

     Sadece EGO otobüslerinde değil raylı sistemlerde de tam kapasite hizmet vereceklerini ifade eden EGO Genel Müdürü Nihat Alkaş, “Ankara’da M1, M2, M3, M4 Metro ve  ANKARAY ile birlikte toplam 64 kilometre hatta sahip olan Raylı Sistemlerde yine mümkün olduğunca en büyük kapasiteyi kullanacağız. Sefer sıklıklarını artırarak normal dönemlerde uyguladığımız pik saatlerde sefer sayılarına daha da ağırlık vererek yolcularımızı konforlu ve sosyal mesafeye uygun olarak sağlıklı bir şekilde taşımaya gayret edeceğiz. Bütün hazırlıklarımızı yaptık. Ankara halkından bizlere güvenmelerini istiyoruz. Biz bütün kapasitemizle Ankara’nın emrinde olacağız” dedi.

YOĞUNLUĞUN OLDUĞU BÖLGELERE EK OTOBÜS SEFERİ

EGO Genel Müdürlüğü Başkentlilerin hiçbir şekilde mağduriyet yaşamaması için yoğunluk yaşanacak bölgelerde ek otobüs takviyesi de yapacak.

     Toplu taşıma araçlarında maske kullanımının zorunlu hale getirilmesinin ardından maske dağıtımı da yapan EGO Genel Müdürlüğü raylı sistemlerde sefer sıklıklarını artırdığı yeni güncelleme saatlerini ise şu şekilde paylaştı:  

01 HAZİRAN 2020’DEN İTİBAREN UYGULANACAK                                                                                                                          ANKARAY İŞLETMESİ ÇALIŞMA PLANLARI
Saat AralığıHAFTA İÇİ ÇALIŞMA PLANI Saat AralığıHAFTA SONU (CUMARTESİ)      ÇALIŞMA PLANI Saat AralığıHAFTA SONU  (PAZAR)                    ÇALIŞMA PLANI
06:0007:0010 dakika 06:0008:0010 dakika 06:0012:0010 dakika
07:0009:304 dakika 08:0008:307 dakika 12:0021:007 dakika
09:3012:006 dakika 08:3020.006 dakika 21:0023:5010 dakika
12:0016:005 dakika 20:0021:005 dakika    
16:0020:004dakika 21:0023:5010 dakika    
20:0021:007 dakika        
21:0023:5010 dakika        
ANKARA METRO İŞLETMESİ M1-M2-M3 HATTI
01 HAZİRAN 2020 İTİBARİYLE UYGULANACAK TREN İŞLETME PROGRAMI
M1-M2-M3
HAFTA İÇİ
SAATLERFİLOSERVİS ARALIĞI
06:0007:0018×69 dk.540 sn.
07:0009:3040×64 dk.240 sn.
09:3016:0024×67 dk.420 dk.
16:0020:0038×64 dk.240 dk.
20:0023:0018×69 dk.540 dk.
23:0000:0012×615 dk.900 dk.
M1-M2-M3
CUMARTESİ
SAATLERFİLOSERVİS ARALIĞI
06:0007:3018×69 dk.540 sn.
07:3020:0024×67 dk.420 sn.
20:0023:0018×69 dk.540 dk.
23:0000:0011×615 dk.900 dk.
M1-M2-M3
PAZAR
SAATLERFİLOSERVİS ARALIĞI
06:0012:0018 x 69 dk.540 dk.
12:0020:0021 x 68 dk.480 dk.
20:0023:0018 x 69 dk.540 dk.
23:0000:0011 x 615 dk.900 dk.
* Tren kalkış saatleri Koru İstasyonuna göredir. OSB/Törekent İstasyonundan son tren saat 23:10’da, Koru İstasyonundan saat 23:35’te, Kızılay İstasyonundan her iki yöne saat 24:00’da hareket edecektir.
  
ANKARA METRO İŞLETMESİ M4 HATTI
01 HAZİRAN 2020 İTİBARİYLE UYGULANACAK TREN İŞLETME PROGRAMI
M4
HAFTA İÇİ
SAATLERFİLOSERVİS ARALIĞI
06:0007:004 x 310 dk.600 sn.
07:0009:307 x 35 dk.300 sn.
09:3016:005 x 38 dk.480 dk.
16:0020:007 x 35 dk.300 dk.
20:0023:004 x 310 dk.600 dk.
23:0000:153 x 313 dk.780 dk.
M4
CUMARTESİ
SAATLERFİLOSERVİS ARALIĞI
06:0007:004 x 310 dk.600 sn.
07:0020:005 x 38 dk.480 sn.
20:0023:004 x 310 dk.600 dk.
23:0000:153 x 313 dk.780 dk.
M4
PAZAR
SAATLERFİLOSERVİS ARALIĞI
06:0023:004 x 310 dk.600 sn.
23:0000:153 x 313 dk.780 dk.
* Tren kalkış saatleri AKM İstasyonuna göredir. Şehitler İstasyonundan son tren saat 23:45’te hareket edecektir. 

Ankara İtfaiyesi uzaktan eğtim sistemine geçiyor

0

 Koronavirüs salgını nedeniyle yüz yüze eğitimlerine ara veren Ankara İtfaiyesi yeni bir eğitim programı için harekete geçti. Türkiye’nin her köşesinde yüzlerce olaya müdahale ederek pek çok hayat kurtaran kahraman Ankara İtfaiyesi uzaktan eğitim sistemine başlamaya hazırlanıyor. Hizmet içi eğitimin dışında vatandaşlara da yangın önlemleri, yangına müdahale ve yardım konularında uzaktan eğitim verilecek.

     Başkent’in 25 ilçesinde konuşlandırılan 46 istasyonla hizmet veren Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, bu istasyonlarda görev alan itfaiyecilere hizmet içi eğitim programlarından uzak kalmamaları için günlük olarak zorunlu verilen eğitimleri sanal ortama taşıyor.

      24/48 çalışma esasına göre görev yapan itfaiyecilere daha etkin eğitim verilebilmesi amacıyla haziran ayından itibaren uzaktan eğitim sistemine geçmeye hazırlanıyor.

SANAL SINIF

     Ankara İtfaiyesi Merkez İstasyonu’nda oluşturulan sanal sınıf sayesinde kütüphane ve videolu anlatım içeriklerine 7/24 erişim sağlanabilecek.

      Arama Kurtarma ve Eğitim Şube Müdürlüğü bünyesinde faaliyete geçirilen uzaktan eğitim ile günlük hizmet içi eğitim programları abbitfaiye.vedubox.net adresi üzerinden online ortamda izlenebilecek.

VATANDAŞA YÖNELİK EĞİTİM PROGRAMI DA OLACAK

      Ankara İtfaiyesi, itfaiyecilere yönelik hazırladığı hizmet içi eğitim programının yanı sıra halkı bilinçlendirecek bir uygulamayı da vatandaşın hizmetine sunacak.

      Sanal ortamda 7/24 erişime açık olacak eğitim ile vatandaşlar yangın önlem tedbirleri, yangına ilk müdahale, ilk yardım konuları gibi pek çok konu başlığından oluşan video sunumlarına kolayca ulaşarak bilgi sahibi olabilecek.

Vur patlasın çal oynasın

0

Güzel Türkçemizde umursamazlığı, aldırmazlığı, sorumsuzluğu bu kadar güzel dile getiren başka bir deyim daha varmıdır bilmiyorum doğrusu.

İsraf etmek kötüdür, lakin daha da kötüsü; hem borç alıp hem de israf etmektir.

Fakat israfın en kötü hali bu da değildir, insan kendi servetini ve gelirini israf ederse sonuçlarına neticede kendisi katlanır, ödenecek bir bedel ortaya çıkınca kendisi öder. İsrafın en ama en kötü hali bir insanın kendisine emanet edilmiş kamu malını, parasını, servetini israf etmesidir.

Özellikle kamusal yetkilere haiz kişilerin kamu kaynaklarını, kamu yararına değil de kendi yararlarına kullandığı durumlarda israf, en kötü halini alır ve tavan yapar.

Devlet eninde sonunda millete hizmet etmek için kurulmuş bir tüzel kişiliktir ve devletin hiç bir şekilde milletin üstünde ayrı bir kutsallığı da yoktur. Devlet, kamusal kaynakları kamusal hizmetler üretmek için kullanır, bu kaynakların devleti yönetenler tarafından israf edilmesi hiç bir şekilde kabul edilemez, bu tip harcamalar devlete güç ve itibar da kazandırmaz.

Şöyle düşünün Osmanlı İmparatorluğu en güçlü olduğu, yedi iklimi yönettiği zamanlarda şatafat ve israftan uzak, mütevazi müstahkem bir ordugah kompleksi olan Topkapı’dan yönetiliyordu ama gücü zenginliği ve itibarı zirvedeydi.

Oysa aynı Osmanlı çöküş devrinde İngiliz ve Alman’ların desteği ile zor bela ayakta dururken, borç harç Dolmabahçe, Çırağan ve Beylerbeyi saraylarını yaptırdı. Bu sarayları yaptırdı diye gücü ve itibarı arttı mı?

Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecit zamanında yüksek faizle alınan borçlar, Dolmabahçe Sarayı, Çırağan Sarayı ve Beylerbeyi Sarayının yapımlarına harcanmış ve şatafata harcanan bu paralar Osmanlı Devleti’nin ekonomik çöküşünü hızlandırmıştır.

Kabataş ile Beşiktaş arasında İstanbul Boğazı’nın Avrupa kıyısında 600 metre boyunca uzanan, Avrupai mimari ile, Ermeni Mimar Garabet Amira Balyan ve oğlu Nigoğos Balyan tarafından 1843 – 1855 yılları arasında inşa edilen Dolmabahçe Sarayı, yaklaşık 5 milyon altına mal olmuştur.

Sultan Abdülmecit döneminde üç milyon kese altın olan sarayın borcu, Maliye Hazinesi’ne aktarılmış, zor durumda kalan maliye, aylıkları, ay başı yerine ay ortalarında, sonraları da üç dört ayda bir ödemek zorunda kalmıştır. Bugün bile uygulanan üç aylık maaş ödeme geleneği taa o zamandan kalmadır. Sonuçta Sultan Abdülmecit Dolmabahçe Sarayı’nda sadece beş altı yıl kadar yaşayabilmiştir.

Osmanlı Imparatorluğu’nu ekonomik anlamda tam bir iflas hâlinde devralan Sultan Abdülaziz devrinde 5.320 kişinin hizmet verdiği sarayın yıllık masrafı bile 2.000.000 altını bulmaktaydı.

1861-1865 yıllarında İstanbul’un Üsküdar Beylerbeyi semtinde, II. Mahmud’un ahşap Sahil Sarayının yerinde Sultan Abdülaziz tarafından Sarkis Balyan’a yaptırılan Beylerbeyi sarayının inşası ise 4 yıl sürmüş ve yapımında 5.000 kişi çalışmıştır, bu sarayın maliyet hesabı tam olarak bilinememektedir.

Yapımına 1863’te başlanan Çırağan Sarayı 1871’de bitirilirken 2,5 milyon altın harcanmıştı.

Eski Çırağan Sarayı’nın Vortik Kemhacıyan’ın elinden çıkmış paha biçilmez işlemeli kapılarından her biri bin altın değerindedir. Sultan II. Abdülhamit bu kapılardan bir tanesini onları çok beğenen dostu Almanya İmparatoru Kayzer Wilhelm II’ye armağan etmiştir.

Osmanlı sonuçta vur patlasın çal oynasın, oraya saray yaptım buraya köşk diktim derken 1881 yılında borçlarını ödeyemez hale geldi, morotoryum ilan etti, alacaklıların karşısına oturtuldu ve Düyun-u Umumiye idaresine teslim oldu.

Osmanlı’nın borcunun kefaretini 60 bin tütün çiftçisi ödedi, Düyun-u Umumiye’nin reji idaresi tarafından kiralanan reji kolcuları 60 bin tütün köylüsünü kaçakçı diyerek alnının şakından vurup, oracıkta infaz etti.

Sonuçta Osmanlı yıkıldı yok oldu gitti, borcu Lozan anlaşması ile Osmanlı topraklarında kurulan tüm devletler arasında üleştirildi. Lozan Antlaşmasına göre 1912 öncesi borçların % 62si, 1912 sonrası borçların % 77’si Türkiye’ye kalmıştır. Osmanlı’dan devralınan borçların ödenmesi ancak 1954 yılında bitirildi.

Osmanlı’da İlk dış borçlanma 1854 yılında yapıldığına göre bu borçların tasfiyesi yüz yıl kadar sürmüş oluyor.

Osmanlı’dan devralınan borçlar 145 milyon Osmanlı altın lirası tutarındaydı. Bu da o dönemin milli gelirinin yaklaşık yüzde 65’ine takabül etmektedir. Bugünkü koşullarla düne bakıp devralınan borç miktarının söylendiği kadar yüksek olmadığı tezini ileri sürenler bu borcu aynı mantıkla bugünkü değerlerle hayal etmeye çalışırlarsa kabaca 500 milyar dolarlık bir borç yüküne denk geldiğini göreceklerdir.

Bonoya bağlı borçlar ise 1989’a kadar ödenmeye devam etmiş ve son ödeme o tarihte yapılarak Osmanlı borçları tümüyle tasfiye edilmiştir.

Osmanlının bu vur patlasın çal oynasın tarzı ne yazık kimseye ders olmadı, bu gün dahi saraylar inşa ediliyor, onlarca dev ultra lüks uçak, her biri servet değerinde binlerce otomobil devlet erkanı tarafından, kamu kaynakları harcanılarak kullanılıyor ve hala “itibardan tasarruf olmaz” deniliyor.

Kaçak Kibrit

Bugün küçücük bir konuyu yazacağım. Kibrit kaçakcılığı.


Gençlerimiz yüzlerce yıldan beri çakmak kullanıldığını sanabilirler. Oysa biz çakmaktaşı ile kıvılcım çakıp kav tutuşturan ve cuvarasını bununla yakan Hösünce dedeleri gördük. Ocaklarda “ocak ebesi” bir kütük bırakılıp sabah ateşi bununla yakıldığını gördük. 5 numara gaz lambasına veda ederek Osmaniye şehir merkezine elektrik getirilmesinin sevincini yaşadık. Üniversitede okurken filtreli sigara içmenin ne kadar lüks bir ayrıcalık olduğunu biliyoruz.


Buna rağmen bazı sohbetlerde yapılan “ülkemizde kibrit yoktu, toplu iğne bile yapılamazdı” gibi karamsar konuşmalar bize hep abartı gibi görünmüştü. Geçenlerde İstanbul Üniversitesi’nin hizmete sunduğu eski gazete koleksiyonlarını karıştırırken ilginç bir habere rastladım. Milliyet gazetesinin 19 Şubat 1933 tarihli nüshasında yer alan bu haber küçücük bir haberdi.

Küçüktü ama bir devrin bilinmeyen bir yüzünü ve devletin etkin gücünü gösteriyordu. Hemen aklınıza esrar veya silah kaçakçılığı gelmesin. Bu bir kibrit kaçakçılığı davası idi:
İstanbul’un civar köylerinden birisinde Recep Efendi’nin mütevazi bir bakkal dükkanı vardı. Recep Efendi nedendir bilinmez, şeytana uymuş suça bulaşmış.


Ama Recep Efendi yapmış. Tekel’in boş kibrit kutularını toplamış bunların içerisine İtalyan kibritlerini doldurarak sanki tekel kibritiymiş gibi satmış. Hiç yakalanacağını düşünmemiş. Ama belki de birisi şikâyet etti, bilemiyoruz. Yakalanmış. Karakol, ifadeler, tutanaklar, doğru hakim efendinin karşısına. Tabii suç önemli. Özel İhtisas Mahkemesi’nde bütün deliller toplanmış. Karar:
6 ay hapsine, derhal tutuklanmasına ve 225 kuruş para cezası ile cezalandırılmasına.

Recep Efendi, hiç korkmadan İnhisar İdaresi (Tekel Bakanlığı) tarafından üretilen kibritlerin boş kutularını toplamış. İnhisar (tekel) kelimesinden de anlaşılacağı gibi o zamanlarda sigara ve kibrit üretimi yapmak İnhisar (tekel) İdaresi’nin yetkisinde. Hiç kimse izinsiz olarak sigara, sigara kâğıdı, kibrit üretemez, yurt dışından bu ürünleri getirip izinsiz olarak satışını yapamazdı.


Hemen yüzünüzü asmayınız. Bugün sizin için çok ağır bir ceza gibi gelebilir. Ama kanun böyle. O zamanlarda sigara, sigara kâğıdı, kibrit, tuz, gaz devletin en önemli gelir kaynakları idi. Cumhuriyetin 10. yılını kutlama çalışmaları büyük bir özenle sürerken devletin maliyesinin yara almasına izin verilmesi düşünülemezdi. O günkü şartlar bunu gerektiriyordu. Herkes kanuna saygının ne demek olduğunu öğrenmeli ve bir daha tekel idaresinin boş kibrit kutuları içerisine İtalyan kibritleri koyup satmaya kalkmamalıydı. Devletin kanunlarına saygılı olmayı herkes bilmeliydi.

Ayvalık’ta ‘Mavi Bayrak’lı plaj sayısı 16’ya yükseldi

BALIKESİR’in Ayvalık ilçesinde geçen yıl 11 olan Mavi Bayrak sayısı, bu yıl 5 plajın daha ilave edilmesiyle 16’ya yükseldi.

Balıkesir’in gözde turizm merkezlerinden Ayvalık ilçesinde 5 plaja daha Mavi Bayrak verildi. 2019 yılında 7 plaj, 1 marina ve 3 özel yat ile birlikte 11 Mavi Bayrak’a sahip olan Ayvalık’ta, bu yıl 5 plaj daha Mavi Bayrak almaya hak kazandı. Balıkesir’in Erdek ilçesinde 5 plaj, Gömeç ilçesinde 3 plaj, Edremit ilçesinde 7 ve Burhaniye ilçesinde 5 plaja Mavi Bayrak verilirken, Ayvalık en çok Mavi Bayrak alan ilçe oldu. 

Ayvalık’ın kuzeyinde Engürü Tatil Siteleri Batı ve Palmiye plajları, Belediye Duba Plajı, Belediye Paşa Limanı Tesisleri, Belediye Kapri Plajı, Ali Bey (Cunda) Adası’nda; Ortunç Otel, Badavut Plajı, Küçükköy Mahallesi’nde Grand Temizel Otel, Murat Reis, Sea Resort Beach Hotel ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Oteller önü Sarımsaklı Halk Plajı Mavi Bayrak alan noktalar oldu.

Ayvalık Setur Marina il genelinde Mavi Bayrak alan tek marina olurken, Türkiye’de ilk kez Mavi Bayrak almaya hak kazanan ve yıllardır Mavi Bayrağını koruyan Tuana-K teknesi ile geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Armin ve Elsin adlı yatlara da Mavi Bayrak verildi.  

Çevre eğitimi ve bilgilendirme konusunda 6, yüzme suyu kalitesinde 5, çevre yönetiminde 15, can güvenliği ve hizmetler konusunda 7 olmak üzere toplam 33 kriteri yerine getiren plajlara Mavi Bayrak veriliyor. Ayvalık’ta bu kriterlere uyan 12 plaj, 3 yat ve marina Mavi Bayrak almaya hak kazandı.

D vitamini eksikliği MS’i kötüleştiriyor

0
Genç yetişkinleri etkileyen en yaygın sinir sistemi sorunu olan Multiple Skleroz (MS) ve beslenmenin etkisi üzerine yoğun çalışmalar devam ediyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Ü. Hakan Şilek, özellikle D vitamini eksikliğin MS hastalığının kötüleşmesinde önemli etkisinin olduğunun saptandığını söyledi.

Vali Çağatay: Bitlis’te son 13 gündür hiç vaka görülmedi

0
BİTLİS Valisi Oktay Çağatay, koronavirüsün yayılmasını önlemek için kentte alınan tedbirler ve sağlık ekiplerinin yaptığı çalışmalarla ilgili açıklama yaptı. Vali Çağatay, vatandaşların büyük destekleri ve aldıkları tedbirler sonucunda kent genelinde 13 gündür hiçbir vakaya rastlanmadığını söyledi.

İzmir’de kısıtlama bitti, trafik başladı

0
 İZMİR'de, 4 günlük sokağa çıkma kısıtlamasının sona ermesiyle birçok vatandaşın araçlarıyla yola çıktığı gözlendi. Koronavirüs tedbirleri kapsamında, salgının toplum...

Salgınla birlikte Fransız balkonu demode oldu

0
 İZMİR Emlak Komisyoncuları Odası Başkanı Mesut Güleroğlu, koronavirüs salgınıyla birlikte insanlar zamanlarının büyük bir bölümünü evde geçirdiği için geniş balkonlu evlere talebin...