28 Şubat'ta ne oldu?

'Postmodern darbe' olarak adlandırılan 28 Şubat olaylarının üzerinden 25 yıl geçti

Yeni bir siyasi dönemin kapısını aralayan ve büyük tartışmalara yol açan 28 Şubat'a giden süreçte Türkiye'de neler yaşandı?

Sincan'da tankların yürütüldüğü, üniversite kapılarından başörtülü oldukları için geri çevrilen öğrencilerin yaşadığı acı deneyimler... "Demokrasiye balans ayarı" adı altında gerçekleştirilen postmodern darbe.

Türk demokrasi tarihinin kara lekesi olan 28 Şubat'ın üzerinden tam 26 yıl geçti.

Türkiye yeni bir siyasi döneme girdi. Yeni Türkiye'de 'vesayet odaklarına yer yok' denildi ve 28 Şubat'ın karanlık günleri, vesayet odaklarına karşı kararlı bir mücadeleyle hatırlanıp unutulmadı.

28 Şubat Süreci, Necmettin Erbakan'ın başbakan, Tansu Çiller'in başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı olduğu 28 Şubat 1997'de yapılan Millî Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla "irtica"ya karşı başlayan ordu ve bürokrasi merkezli süreç. Süreç, Erbakan'ın istifasına ve REFAHYOL Hükûmetinin dağılmasına yol açmıştır. Türk siyasi tarihine geçen kararların uygulandığı dönemde Türkiye'de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda değişimler yaşanmıştır. Yaşananlar postmodern darbe olarak da adlandırılmıştır. Verilen kararların ve yaptırımların uygulanıp uygulanmadığını denetlemek için Çevik Bir öncülüğünde Batı Çalışma Grubu kurulmuştur. 28 Şubat Süreci'nde aktif rol alan bazı kişiler (Çetin Doğan, Kemal Gürüz vs.) daha sonra Balyoz, Ergenekon gibi davalarda yargılanmıştır. 28 Şubat Davası ise 2012 yılında başlamıştır.

28 Şubat'ta ne oldu?

28 Şubat kararları

MGK toplantısı, 28 Şubat 1997 Cuma günü saat 15.10'da Çankaya Köşkü'nde başladı. Komutanlardan ilk sözü Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya aldı, sert sözlerle iktidarı eleştirdi. Başbakan Erbakan'a söylediklerinden biri, "Senin ağzından hiç 'Türk' kelimesini duymuyoruz." sözü oldu. 9 saat süren toplantı sonunda irticayla mücadele kararları alındı. MGK, "laikliğin Türkiye'de demokrasi ve hukukun teminatı olduğunu" vurguladı. Ordu, kararların hepsinin uygulanmasını istedi

"8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmeli.

Kur'an kursları Diyanet İşleri Başkanlığına bağlanmalı, kaçak kurslar önlenmeli.

Tarikatların faaliyetlerine son verilmeli.

Kılık kıyafet yasası ödünsüz olarak uygulanmalı.

Yeşil sermayeye kısıtlama getirilmeli.

İrtica nedeniyle ordudan atılanları savunan ve orduyu din düşmanıymış gibi gösteren medya kontrol altına alınmalı.

Tevhid-i Tedrisat uygulanmalı.

Kurban derileri derneklere verilmemeli.

Atatürk aleyhindeki eylemler cezalandırılmalı."

28 Şubat sonrası gelişmeler

Başbakan Erbakan, önce kararları imzalamadı. MGK Genel Sekreterliği ise "kararların uygulanmaması durumunda yaptırımların geleceğini" duyurdu. Erbakan, diğer parti liderlerinden yardım isteyerek MGK kararlarına birlikte karşı çıkılmasını istedi fakat aradığı desteği bulamadı. 4 Mart'ta ise MGK Genel Sekreteri Orgeneral İlhan Kılıç'tan "bildirinin yumuşatılmasını" istedi ancak bu isteği de reddedildi. Bu sırada medyanın yanı sıra işçi ve işveren kuruluşları da MGK kararlarının uygulanması için açıklamalar yaptı. Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller de MGK kararlarının uygulanacağını açıkladı. 5 Mart günü Erbakan da bildiriyi imzaladı. Erbakan'a yakın isimlerden Şevket Kazan, "Erbakan'ın 18 maddelik kararları imzalamadığını, sadece yeniden oluşturulan 4 maddelik bir bildiriyi imzaladığını" savunmuştur.

Erbakan, kararları uygulamadı. Bu süreçte Genelkurmay, "irtica brifingleri" başlattı.

Erzurum Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Osman Özbek, Başbakan Erbakan'ın Suudi Arabistan'a yaptığı hac ziyaretinde dağıtılan bir broşürde geçen ifadeleri eleştirdi:

"E Hristiyan bu işi, bu kadar büyük organizasyonları yapıyor da, sen niye yapamıyorsun? Ha, ama Türkiye'den gelenlere broşür veriyor eline. Verilen broşürü okudunuz herhâlde. Televizyon bahsetti. Milletvekillerinden birisi açıp okudu. Ne yazıyor? 'Müslüman ülkede şeriat dışında (...)' Bakın aynen Araplar'ın derdi... Şu anda bizim bi' büyüğümüz orada torunuyla beraber misafir. Takdirlerinize bırakıyorum. Diyor ki 'Bir ülkede şeriat kanunları dışında başka bir kanun varsa sen dinden çıkmış olursun.' Vay, vay, vay! Allah mısın nesin? Kim sana bunları söylüyor? Hadi! Arap gibi olacaksın. Arabistan gibi olacaksın. Ulan pezevenk! Dinde krallık var mı arkadaşlar? Bana bi' söyleyin ya! Ha? Adam olan o krala gidip misafir olmaz. Kusura bakmasın. Adam olan gidip de sülalesini oraya devletin tepesini kiralayıp da misafir olmaz. Ben bunu kabul etmiyorum. Başbakanım değil bilmem ne bakanı olursa olsun etmiyorum. 13 senedir ben PKK'yla mücadele etmişsem bunlarla da mücadele ederim."

Devlet Bakanı Abdullah Gül, Özbek hakkında soruşturma açılması için Genelkurmaya yazı yazdı. Fakat Erbakan soruşturma açılmasını istemedi, önüne gelen yazıyı imzalamadı.

21 Mayıs'ta Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, ‘‘ülkeyi iç savaşa sürüklediğini’’ söyleyerek "laiklik ilkesine aykırı eylemlerin odağı hâline gelmesi" gerekçesiyle RP'nin kapatılması için dava açtı. 3 Haziran'da Susurluk Davası 7 ay aradan sonra DGM'de başladı. 7 Haziran'da Genelkurmay, irticai faaliyetleri desteklediğini iddia ettiği firmalara ambargo koydu. 10 Haziran'da Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay başkan ve üyeleri Genelkurmay Başkanlığına çağrılarak kendilerine irtica konusunda özetler verildi. 11 Haziran'daki brifinge Genelkurmay, "irticaya karşı gerekirse silah kullanılacağını" açıkladı. Bu açıklama büyük etki yaptı. DYP'li milletvekilleri DYP'den peş peşe ayrılmaya başladı. İki DYP'li bakan da istifa etti.

18 Haziran'da Necmettin Erbakan başbakanlıktan istifa etti. İstifasının nedeninin başbakanlığı Tansu Çiller'e devretmek olduğunu belirtti. Ertesi gün, 19 Haziran'da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükûmet kurma görevini o sırada arkasında TBMM çoğunluğu olan DYP lideri Tansu Çiller'e vermeyip ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a verdi. 30 Haziran'da Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve Hüsamettin Cindoruk'la birlikte ANASOL-D Hükûmetini kurdu. Hükûmet, 28 Şubat kararlarını uygulamaya başladı.

28 Şubat'ta ne oldu?
28 Şubat'ta ne oldu?

28 Şub 2024 - 10:51 Ankara- Gündem

Mahreç  Melisa Sapaz


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sonsöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sonsöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sonsöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sonsöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.