“(FÜGII) BİR ZİHNİN TUTSAKLIĞI”

Uzman Psikolog Yazar Servet Aşan'ın Kaleme aldığı ikinci kitabı FÜGII ile okuyucu ile buluşmaya hazırlanıyor. Aşan,"12.Seans Füg” ile başlayan hikaye, ana karakterin tutuklanmasıyla son bulmuştu. “(FÜGII) Bir Zihnin Tutsaklığı” kitabında ise karakterin cezaevindeki zamanını, cezaevinde bulunan koğuş arkadaşlarıyla ilişkileri ve bu arkadaşların cezaevinde bulunma sebepleri toplumsal mesajlarla kurgulandı"dedi.

“(FÜGII) BİR ZİHNİN TUTSAKLIĞI”
“(FÜGII) BİR ZİHNİN TUTSAKLIĞI”
+2
Haber albümü için resme tıklayın

Ali Baran Fayık

Uzman Psikolog Servet Aşan 'ın kaleme aldığı ve ikinci kitabı olan  "FÜG 2 BİR ZİHİN TUTSAKLIĞI" kitabı  çıktı. Birinci kitabı "12.Seans Füg' kitabının devamı olan FÜGII şimdiden okuyucuların ilgisini çekmeye başladı. Uzman Psikolog Servet Aşan, Bu kitap, Psikolojik bir hastalığı polisiye, gerilim ve aşk ile bütünleştirip güzel bir kurguyla anlatmanın iyi bir örneği olduğunu söyledi.

Uzman Psikolog Servet Aşan,“12.Seans Füg” kitabımın devamı olan, “(FÜGII) Bir Zihnin Tutsaklığı” kitabı bir yıllık bir sürede tamamlandı. Bu kitap, Psikolojik bir hastalığı polisiye, gerilim ve aşk ile bütünleştirip güzel bir kurguyla anlatmanın iyi bir örneği oldu. Bu kitapta, Füg(kişinin kendi kimliğini unutup, yeni bir kimliğe bürünmesi) hastalığı romanın ana konusu olmak ile beraber devamında okuyucuyu bilinçlendirecek, düşündürecek ve şaşırtacak diyaloglarla yazıldı."dedi.

Hem etkileyici hem de düşündüren bir kitap oldu

 Aşan, “12.Seans Füg” ile başlayan hikaye, ana karakterin tutuklanmasıyla son bulmuştu. “(FÜGII) Bir Zihnin Tutsaklığı” kitabında ise karakterin cezaevindeki zamanını, cezaevinde bulunan koğuş arkadaşlarıyla ilişkileri ve bu arkadaşların cezaevinde bulunma sebepleri toplumsal mesajlarla kurgulandı. Ana karakterin mahkeme süreci de hikayenin merakla beklenen kısmıydı. Bu yönde de okuyucu şaşırtacak gelişmeler oldu. Kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar var olan anlamlı şifreler okuyucunun hikayenin gidişatına yönelik fikir oluşturmasını ancak bu fikirlerin şaşırtıcı noktalara ulaşmasıyla okuyucuların bakış açılarının değişimine yönelik bir girişim oldu. Son sayfalarına doğru ilerlerken başa dönebileceğiniz bir ayrıntıyla gizlendi. Betimleri uzatmak yerine daha kısa ve hızlı bir yazım tarzıyla okuyucuyu sıkmadan, hızlı geçişlerle bir çırpıda okuyabileceği bir kitap haline geldi. Kitapta bazı diyalogların etkileyici kısımları okuyucuyu hem çok daha uzun romanlardan daha çok düşündürecek hem de okuyucunun bu diyaloglarla kendi hayatı üzerine bazı düşünceleri gözden geçirebilmesi için de güzel bir fırsat olacak" diye konuştu.

Okuyucuyu Duygulandıran kesitler var

 Aşan," Başkarakter Mehmet dışında, Süleyman Abi karakteri, Nezir Baba karakteri, hikayenin ana temasını oluştururken koğuşta bulunan diğer karakterlerin yaşamlarından verilen kesitler kimi zaman okuyucuyu duygulandıran kesitler de oldu. Bu kitapta okuyucunun aradığı her şey var. Hikayenin teması ve devamı belirliyken karakterlerin kontrolünde zorlandığım ve artık karakterlerin hikayesi olarak tanımladığım bir kitap oldu" şeklinde konuştu.

 Kitaptan bir bölüm ise şöyle;

 “İyi ya da kötü bir beklentiydi. Bir seçimdi. İnsanlar, toplumun belirledikleri kurallara uyan insanlara ya da insanların ahlaklı ve erdemli davranışlar sergilemesine iyi diyebiliyordu. Yüzyıllar önce belirlenmiş iyi ve kötü davranışlar, düşünceler vardı. Peki, hiç aksini düşündük mü? İyilik yerine kötülük bir beklenti olsaydı. Nasıl bir dünyada olurduk. Kimler, ne tür kötülükleri yapabilirdi. Bunu düşünemezdik, yaşama aykırıydı.”

“Avluda takip ettiğim birçok beton çizgisi, simetriye uygun değildi. Taştan yapılmış hapishane duvarlarımızın taşları sandığımdan daha azdı. Etrafımda gördüğüm her şeyi hesaplamıştım. Zamanın geçmesi için elimden gelen her şeyi yapmıştım. Başka çarem yoktu.”

“Mehmet’in ilk mahkemesinin günü gelmişti. Yüzünde Mozart’ın Prag’daki konserine provasız çıkan orkestrasının tedirginliği vardı. Ona iyi şanslar diledim”

“Kimse göründüğü gibi değildi. Ancak bu netlik başa belaydı. Maalesef ki kadınlarla artık sadece tartışılmıyordu.”

 “Mehmet’in gözleri doldu ve başını sallayarak gerçekleri kabullenmek üzereydi. Cesur olmak korkularla başa çıkmak için önemli bir faktördü. Ancak korkuları olup da cesur olmayanlara, hayatın başka sürprizleri her zaman vardır.  Bu nedenle korkuların zihnimiz kadar var olduğunu ve zihnin de patronunun bireyin kendisinin olduğunu unutmamak gerekir.”

“Öyleyse içinde bulunduğumuz duruma uyum sağlamamız da Tanrısal bir durum muydu? Vicdani adaleti sağlamak uyum sağlamak mıydı? Yoksa bir tür tabiat kanunu muydu? Bilemiyorum. Her şey bir yanılgıdan ibaretti. Bugün bütün yanılgılarımla tabiata başkaldırmak istiyordum. Ancak her şey gibi bu da sınırlıydı. Sınırların içerisinde özgür olduğumuzu düşündüren şey neydi? Belki de bu da bir kanundu. Ancak kanunlar içerisinde tutsak kalmak tabiatın kanunlarından daha zordu. İnsanoğlunun belirlediği kanunlar acımasızdı. Sonsuz bir yaşam döngüsü içerisinde kişiyi sonsuz bir düşünce döngüsüyle baş başa bırakıyordu.”

“Gerçeklik ile yanılgılar arasındaki en büyük ayrım; yaşananlardır.”

“(FÜGII) BİR ZİHNİN TUTSAKLIĞI”

16 Şub 2024 - 11:18 Ankara- Yaşam

Mahreç  Haber Merkezi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Sonsöz Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Sonsöz Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Sonsöz Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Sonsöz Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.