GÜZELLİK UZMANLARI VE İŞLETME SAHİPLERİNDEN DANIŞTAY 10’UNCU DAİRESİ’NCE VERİLEN KARARA TEPKİ

0
19

Danıştay 10’uncu Dairesi tarafından güzellik merkezlerinde kullanılan epilasyon cihazlarının kaldırılmasına ilişkin karara yönelik 18 Ekim 2021 tarihinde Ulus Atatürk meydanında güzellik uzmanları ve meslekte çalışanlarca bir eylem yapıldı.

Esma ALTIN/ANKARA

Türk Dermatoloji Derneği’nin açtığı dava üzerine Danıştay 10’uncu Dairesi’nce alınan karar neticesinde güzellik merkezlerinde epilasyon cihazlarının kullanımının kaldırılmasına ilişkin 18 Ekim’de Ulus Atatürk meydanında bir eylem gerçekleştirildi. Ankara Kuaförler Güzellik Salonları İşletmecileri ve Manikürcüler Esnaf Odası (AKGO) Başkanı Bülent Erdoğan ve İstanbul Güzellik Uzmanları ve Güzellik Salonu İşletmecileri Esnaf ve Sanatkarlar Odası (İGDESO) Başkanı Ayşe Aydın öncülüğünde toplanan güzellik uzmanları ve güzellik merkezi işletme sahipleri alınan kararın hem kendilerini hem de seansları başlayan ve bu karar nedeniyle yarıda kalan vatandaşların mağduriyetlerini dile getirdiler.

- Reklam -

‘400 BİNDEN FAZLA ESNAFI MAĞDUR EDEMEZSİNİZ’

İGDESO Başkanı Ayşe Aydın ve AKGO Başkanı Bülent Erdoğan konuya ilişkin ortak bir basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada şunlara yer verildi; “Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından onaylanarak verilen haklarımızı bir anda elimizden alamaz, emeğimizi çalamazsınız. Bu karara istinaden 400 binden fazla esnafı mağdur edemezsiniz. Bildiğiniz gibi, Danıştay 10’uncu Dairesi; Türk Dermatoloji Derneği’nin açmış olduğu dava ile Sayın Cumhurbaşkanımızın imzalamış olduğu yönetmeliği hiçe sayarak kullanma hakkı bize ait olan epilasyon cihazlarını kullanımdan kaldırmaya karar verdi. Bu alınan karar, seansları devam eden müşterilerimizi mağdur etmiş ve yatırım yapan esnafımızı maddi çıkmaza sürüklemiştir. Şimdi sizlere soruyoruz; bu karar ile yaşanılan maddi kaybı ve milli servetin zararını kim ödeyecek, kim üstlenecek?

Bu karar; Milli Eğitim Bakanlığı onaylı diplomalarımızı, eğitim haklarımızı, 5362 sayılı kanun ile korunan esnaf ve sanatkâr haklarımızı hiçe saymaktan başka hiçbir şey değildir. Şu iyi bilinmelidir ki; açılan bu davalar, sektörümüzden rant elde etmek isteyen kişilerin kolay yoldan para kazanma arzusunun yansımalarından başka bir şey değildir.

Şimdi bu davayı açan derneğin başkanına ve onu destekleyen üyelerine soruyoruz; elinize epilasyon cihazı alıp kıl tüy işleriyle bizzat kendiniz mi uğraşacaksınız, yoksa kendi kliniklerimizde bizim gibi güzellik uzmanı arkadaşlarımızı kaçak yollarla çalıştırmaya devam mı edeceksiniz?”

‘GÜZELLİK UZMANLARI ARA ELEMAN DEĞİLDİR’

Güzellik uzmanlığı mesleğinin başlı başına bir meslek grubu olduğu vurgusu yapılarak şöyle devam edildi; “Bilinmelidir ki, bizim mesleğimiz başka bir mesleğin gözetimi altında yapılacak bir meslek değildir, güzellik uzmanı olan arkadaşlarımız da yetişmiş ara eleman değildir ve asla olmayacaklardır.

Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmaz üzere Gazi meclisimizdeki tüm milletvekillerimiz, hakkımızın gasp edilmesine ve çoğu kadın olan 400 binden fazla uzmanımızın, sanatkârlarımızın mağdur edilmesine sessiz kalmayacak ve göz yummayacaktır.

Bazı kişiler sektörümüzden rant elde edecek diye 400 binden fazla uzmanımızın işsiz kalacağı karanlık senaryoya, Türkiye’yi 400 bin kişiye temsilen karşı çıktığımızı belirtiyoruz. 20 yıldır devam eden tüm saldırılara karşı çok yorulduk, artık bizleri koruyan yasanın çıkarılmasını talep ediyoruz.”

‘YETERLİ EĞİTİME SAHİBİZ VE YETKİLİYİZ’

Tüm Güzellik Uzmanları, Salon İşletmecileri ve Eğitimcileri Dernek Başkanı Kevser Yülcen Topçu, mesleğe ilişkin şu açıklamalarda bulundu; “İki üniversite mezunuyum ve ilk yardım eğitimine sahip bir insanım. Epilasyon sonrası oluşabilecek komplikasyonlarda müdahale etmek yetkim var. Bu bir sorun değildir. Esas sorun, bu mesleğimiz için biraz daha mücadele etmemiz gerekiyor. Hiçbir şekilde başka mesleklerin alt grubu değiliz. Kendimize ait bir mesleğimiz var. Yeterli eğitime sahibiz ve yetkiliyiz.”

25 yıldır bu işi yapan ve Ankara Keçiören’de işletme sahibi olan Hesna Korgan, devletin böyle bir meslek dalına hak verdiğini ve üniversitelerde bu alanda eğitimlerin olduğunu dile getirerek, alınan karardan dolayı cihazlarını kaldırmak zorunda kaldıklarını söyledi ve şunları ekledi; “Bunun eğitimini güzellik uzmanları alır, doktorlar bunun eğitimini almaz. Dolayısıyla bu bizim işimiz, bizim mesleğimiz. Mesleğimiz devam etsin istiyoruz. Bu bir rant savaşına dönüştü. Kendi mesleğimizi biz yapalım. Bir doktorun kliniğinde alt ara eleman olarak çalışmak istemiyoruz. Seansları devam eden müşterilerimiz var. Bunları iptal edemeyiz. İnsanlar 2 yıl önce verilmiş olan hak ile 200-300 bin liralık cihazlar satın aldılar. Cihazlarımız çok ciddi maliyeti olan cihazlar. 2 yıl önce hak verildi, şimdi de iptal edildi. Ne olacak? Bu krediler nasıl ödenecek, bu insanlar nasıl geçinecek?”

Hakkını savunmak için İstanbul’dan gelen bir diğer güzellik uzmanı ve işletmeci Zehra Erdoğan da epilasyon cihazlarını yasaklamak için gerekçe olarak bazı kişilerin vücudunda yanık gibi reaksiyonların meydana gelmesinin gösterildiğini belirterek, şunları ifade etti; “Bazı komplikasyonlar gelişiyor, o yüzden doktor gözetiminde yapılmalı deniliyor. Her meslekte mutlaka bazı kişiler hata yapabilir, bunların da toleransları vardır. Zaten doktorlar da tedavi etmek için vardır. Komplikasyon gelişince doktora gidersiniz. Fakat bir ya da birkaç kişide sorun yaşandı diye hiç hata yapmamış hiç kusurlu işlem yapmamış, hizmet vermemiş kişileri de zan altında bırakıp suçlayıp iş alanını, ekmeğini elinden alamazsınız. Böyle bir mantık yok. Eğer böyleyse o zaman yanlış operasyon yapan, botoks dolgu yaparken hastanın ölümüne sebep olan diğer iyi hata yapmamış doktorları tenzih ederek söylüyorum, saç ekimi yaparken hastanın ölümüne sebep olan sağlıkçıların yüzünde de tüm doktorları meslek edilmesi gerekecektir eğer mantık bu ise. Bu durumda mantıksızlık şu; eğer bir kişi trafikte kaza yapıyorsa o zaman herkesin araçlarına ve ehliyetlerine el konulsun. Bu tamamen mantıksızlık.”

- Reklam -