Günlük hayattaki nesnelerin “masumiyetini” tuvaline yansıttı

0
122

Sanatçı Dilek Yalçın’ın Kovid-19 karantinası boyunca evindeki nesnelerden yola çıkarak tuvaline yansıttığı eserlerden oluşan “Nesnelerin Masumiyeti” sergisi, başkentli sanatseverlerle buluşacak.

CerModern Güney Hangar Galerisi’ndeki sergi, ziyaretçilerini koku enstalasyonu sayesinde ortama yayılan şeker kokusuyla karşılıyor.
Canlı ve sıcak renklerle keten ve kağıt üzerine resmedilen nesneler ve “Teddy Bear” enstalasyonu, ziyaretçileri çocukluklarının en masum zamanına götürüyor.
İki boyutlu sandalye ve ayna görünümlü YouTube kanalı, karantina günleri boyunca insanların zamanlarını nasıl geçirdiklerine “ayna” tutarken, “Boyalı Kuş” enstalasyonu ise göç ve mültecilik sorununa dikkati çekerek, ziyaretçileri empati kurmaya davet ediyor.
“Nesnelerin Masumiyeti” sergisi, 27 Şubat’a kadar gezilebilecek.
Dilek Yalçın, Kovid-19 salgını nedeniyle karantinada geçirdiği zaman boyunca herkesin biraz çekmece karıştırdığını, eskilerden kalma eşyaların, defterlerin, fotoğrafların ve disketlerin yeniden gündeme geldiğini söyledi.
Bunun kendisinde bir nostalji ve masumiyet hissi yarattığını anlatan Yalçın, bu nesneleri tuvale yansıtmaya başladığını dile getirdi. Yalçın, “Sanatçının etrafında olanlardan beslenmemesi, ben evin içindeyken çıkıp bir göl manzarası yapayım demesi çok mümkün değil. Dolayısıyla ne görüyorsak, neyin içindeysek, ruhumuz neye maruz kalıyorsa o eserlerimize yansıyor.” diye konuştu.
Nostaljik nesnelerden sonra günlük hayatta kullandığı kahve makinesi, fincan gibi eşyaları resmetmeye başladığını daha sonra da tasarım ve sanat tarihine damga vurmuş, Vespa motosiklet, Chanel inci kolye gibi ikonik nesneleri tuvaline yansıttığını belirten Yalçın, “Çünkü konu konuyu, tema temayı, malzeme malzemeyi çekiyor.” dedi.
Yalçın, 2 yıllık salgın sürecinde 300-350 eser ürettiğini dile getirerek, “Kapanma sürecini ben bir avantaja dönüştürdüm. Tahmin ediyorum birçok sanatçı, ressam arkadaşımda da böyle olmuştur. Karantina günlerinde ben çareyi üretmekte buldum.” diye konuştu.
Ziyaretçilere masumiyet kavramını da sorgulatmak istediğini vurgulayan Yalçın, “Maalesef masumiyet çağımızda çocukluk devri kapandıktan sonra eşyalarla birlikte çekmecelere tıktığımız bir olgu haline geldi. Onun üzerinde de biraz düşünülsün istedim. Ziyaretçiler o çocuksuluğu, naifliği, masumiyeti tadarak çıkarlarsa buradan mutlu olurum.” değerlendirmesinde bulundu.
Sergilerinde toplumsal sorumluluk projelerine yer veren Yalçın, Jerzy Kosinsky’nin aynı isimli romanından ilhamla tasarladığı “Boyalı Kuş” enstalasyonundaki kuşları, genç sanatçılara destek olmak amacıyla satışa sundu.
Genç sanatçılara destek olmanın kendisi için önem taşıdığını vurgulayan Yalçın, “Bir yerlere geliyorsak başka insanların, gençlerin elinden tutmamız gerektiğine inanıyorum. Benim elimden tutan, bana yol açanlar oldu. Hayatın sistemi böyle. Sizdeki pırıltı ışıltıyı gören insanlar size yardımcı olmak istiyor. Ben de naçizane genç sanatçılara katkım olsun dedim.” ifadelerini kullandı.
Yalçın, Nesnelerin Masumiyeti sergisinde yer alan “Teddy Bear” enstalasyonundaki ayıcıkları ise kız çocuklarına eğitimde fırsat eşitliği tanınması için satışa çıkardı.
Kız çocuklarını hayallerini gerçekleştirme konusunda yüreklendirmek istediğini vurgulayan Yalçın, “Teddy Bear” enstalasyonunu da bu amaç için kullanacağını belirtti.
Kadınların iş dünyasında karşılaştıkları “cam tavan” sorununu bu enstalasyonla anlatmaya çalıştığını dile getiren Yalçın, “Bu, kadınların iş dünyasında karşılaştıkları sıkıntıların metaforu olarak ortaya çıktı. Basamakları tırmanan Teddy Bear’ları kadınlarla özleştirdim.” dedi.
Yalçın, buradan elde edilecek geliri de kız çocuklarının eğitimi için çalışan bir STK’ye bağışlama konusunda görüşmelerini sürdürdüklerini kaydetti.

- Reklam -