TRT’de Tunca Toskay’ın genel müdür olduğu dönem.
Gülriz Sururi, “Biz Kadınlar” adlı sabah programını hazırlayıp sunuyor.

Bir gün programın çekimleri sırasında tanımadığı bir kişi stüdyoya giriyor ve müdahale etmeye başlıyor:
“Gülriz Hanım, TRT’nin yasakladığı kelimeleri kullanmayın lütfen!… Az önce çağdaş dediniz, asri demeliydiniz… Doğa yerine de tabiat kelimesini kullanın lütfen… Doğal da yasak, tabii demeniz lazım. Doğaçlama yerine de irticalen kelimesi var. Sayın genel müdürümüzün bu şekilde tespit ettiği 200 yasak kelime bulunuyor. Bunları kullanamazsınız…”
Bu sözler karşısında ter boşanıyor Gülriz Sururi’den ve çekimi durduruyor.
Ertesi sabah da basına gönderdiği şu açıklamayla görevini bırakıyor:
“TRT için hazırladığım programda kullandığım sözcüklere tepeden inme getirilen yasaklar beni çok şaşırttı.
Doğal besin yerine tabii yiyecekler, çağdaş kadın yerine asri kadın demenin benim için kolay olmadığına karar verdim. Ve bu anlamsız (belki de pek anlamlı) yasağa ‘Hayır’ diyorum ve üzülerek TRT’deki programıma son veriyorum.
Bundan böyle TRT’nin tüm kapılarını yüzüme kapayacağını da biliyorum. Ama bildiğim başka bir şey daha var: Sel gider, kum kalır.”
++
12 Eylül askeri darbesinin etkilerini yoğun biçimde sürdürdüğü günler…
Aziz Nesin, Gülriz Sururi’ye şöyle der:
“Çağdaş demokrasinin egemen kılınması, hukuk devleti ilkelerine sadık kalınması, düşünce ve ifade özgürlüğüne saygı gösterilmesi gibi taleplerimizi dile getiren bir metin hazırladık. Bunu imzalamak ister misin?”
Daha sonra “Aydınlar Dilekçesi” diye adlandırılan o metni tereddütsüz imzalar Gülriz Sururi.
Ve çok geçmeden Selimiye Kışlası’nda bir askeri savcının karşısında bulur kendisini.
Savcı, “Gülriz Hanım, ya birilerini kıramadınız, ya farkına varmadan imzaladınız, değil mi” diye sorar. Amacı sanatçıyı soruşturmadan ve açılacak davadan kurtarmaktır.
Ama o çok kararlı biçimde şu yanıtı verir:
“Siz benim okumadan bir yazıyı imzalayan bir aptal olduğumu, ya da okuduğunu anlamadan imzalayan bir aptal olduğumu kabul etmemi istiyorsunuz. Ben bunu yapamam. Metni birkaç kez okudum ve yazılanlara inandığım için imzaladım.”
++
Gülriz Sururi, Türk tiyatrosunun temel taşlarından biriydi.
Sokak Kızı İrma, Keşanlı Ali Destanı, Teneke, Ferhad ile Şirin, Kabare, Halide, Hair, Tatlı Kaçıklar, Tütün Yolu, Aklın Oyunu, Uzun İnce Bir Yol, Morfin, Çikolata Sevgilim, Kaldırım Serçesi oyunlarında unutulmaz karakterler çizmişti.
Vasiyeti üzerine törensiz, sessiz sedasız toprağa verildi.
Nurlar içinde yatsın.
Not: Bu yazı, Gülriz Sururi’nin “Bir An Gelir” adlı anı kitabından yararlanılarak yazıldı.

FACEBOOK YORUMLARI

1 Yorum

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.