80 Bin merdivenaltı gıda imalatçısı var, zehirleniyoruz!

621
Sonraki

2. TARLALAR BOŞALDI, TARIM DIŞI ARAZİ KULLANIMI ARTTI

Fabrikalarda çalışan sayısı 2001-2002’de 19 Bin iken, 2016-2017’de bu rakam 8 bine geriledi. Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Zeki Taydaş, “Kotalar ve dış kaynaklı tarım politikaları, şeker pancarı üreten çiftçimizi doğrudan etkilemiş ve 2003 yılında pancar eken çiftçi sayısı 460 bin iken 2016 yılında 105 bine gerilemiştir. 

Nişasta bazlı şeker hakkında neler düşünüyorsunuz? Tüketilmeli mi?

Kemal Zeki Taydaş: Son zamanlarda çok gündemde olan bir konu nişasta bazlı şeker yani NBŞ.

NBŞ ülkemizde konu olduğu şekliyle genellikle mısır nişastasından kimyasal ve enzimatik hidroliz metotlarıyla elde edilmiş indirgen bir şekerdir. Nihai üründe glukoz ve fruktoz oranları yüzde(%) olarak ayarlanabilen sıvı formdaki şekerlerdir.

NBŞ‘ler gıda ürünlerinin üretimi aşamasında teknolojik açıdan üstünlükler kazandırsa, lezzet ve tüketim kalitesini artırsa da gıda güvenliği ve sağlıklı beslenme anlamında bir takım olumsuz yönleri de bulunmaktadır.

Ülkemiz gençliğinin sağlığını korumak açısından öncelikle şeker tüketiminin azaltılması konusunda halkımızda bilinç oluşturulmalıdır. Bunun yanında pancardan üretilen şeker tokluk hissi yarattığından NBŞ’ ye göre bünyemize daha sınırlı alınmaktadır.

NBŞ tokluk hissi oluşturmaması ve oda sıcaklığında sıvı halde bulunabilme özelliği nedeniyle özellikle çocukların yaygın olarak tükettiği yiyeceklerde bulunuyor. Bunlar çikolata, bisküvi, gofret, tatlılar, gazoz, meyve suyu, ketçap gibi içinde şeker yazan katı ve sıvı tüm işlenmiş sanayi gıdalarının içinde yer alıyor. Almamız gerekenin çok üzerinde şeker vücudumuza girmektedir. 

Sağlık Bakanlığı, 12 Mart 2018 tarihinde NBŞ’ler ile ilgili bir basın duyurusu yayınlamıştır. Açıklamada özetle NBŞ’nin insülin direnci oluşturduğu söyleniyor. Kanda ürik asiti artırdığı, gut hastalığını tetikleyebildiği ve var olanı şiddetlendirdiği, karaciğerde yağlanma, bozulma ve siroza yol açtığı, beynin iştah açıcı bölümünü uyardığı, tokluk hissi oluşturmadığından daha çok yeme alışkanlığına yol açtığı, obeziteye neden olduğu, bununla birlikte pek çok kanser türüne, şeker hastalığına, kalp damar hastalıklarına yol açabileceği belirtilmiştir.

Benim söylemem gerekeni Sağlık Bakanlığı fazlasıyla söylemiştir, bundan ötesi yoktur.

Şeker fabrikalarının satışı hakkında ki görüşleriniz nelerdir? Şeker üretimini nasıl etkileyecek?

Taydaş: Türkşeker‘in web sayfasında yer alan verilere göre 2016-2017 kampanya döneminde; 67 bin 650 ekim yapan çiftçi ile 190 bin 568 hektar pancar ekim alanında, 1 milyon 404 bin ton şeker, 502 bin ton melas ve 3 milyon 77 bin 437 ton yaş küspe üretilmiştir. Şeker‘in %67‘si, melasın %64‘ü ve yaş küspenin %67‘si gündeme gelen bu 14 fabrikada üretilmektedir.

Görüldüğü üzere bu şeker fabrikalarında ülkemizin ihtiyacı olan şeker miktarının büyük bir bölümü üretilmektedir. Özelleştirilmesi düşünülen bu fabrikalar ülkemizin şeker gereksinimini karşılıyor. 

Öte yandan çiftçimizin geçimini sağlamakta, tarlalarda ve fabrikalarda çalışan, pancarından melasına, küspesinden şekerine varıncaya kadar nakliyesini sağlayan binlerce insanımıza iş imkânı yaratmaktadır.

Aynı zamanda hayvan yetiştiriciliğinin önemli bir girdisi olan melas ve küspe şeker fabrikalarının yan ürünleridir. Tüm bu nedenlerden dolayı diyebiliriz ki şeker pancarı stratejik bir üründür.

2001 yılında çıkarılan Şeker Kanunu çerçevesinde kurulan Şeker Kurumu şirketlere şeker üretim kotaları tahsis etti. Şirketler de ihtiyaçları çerçevesinde sözleşmeli üretimle çiftçilere taahhütleri karşılığında üretim yaptırmıştır.

Kotalar ve dış kaynaklı tarım politikaları, şeker pancarı üreten çiftçimizi doğrudan etkilemiş ve 2003 yılında pancar eken çiftçi sayısı 460 bin iken 2016 yılında 105 bine gerilemiştir.

Tarlalar boşalmış ve tarım dışı amaçlı arazi kullanımları artmıştır. 2001/2002 yılları döneminde fabrikalarda istihdam edilen memur ve işçi sayısı yaklaşık 19 bindi. Bu rakam 2016/2017 yıllarında 8 bin kişiye gerileyerek yaklaşık %60 azalmıştır.

Türkşeker fabrikaları birer birer ya da gruplar halinde satıldığında kar eden yaklaşık 10 tanesi satılacak diğerleri zarar yükleri nedeniyle ve satılamadıkları için kapatılacaktır. Bu durum mevcut fabrikaların şeker ihtiyacımızı karşılayamaması, doğan boşluğu nişasta bazlı şekerlerin dolduracağı anlamına gelmektedir.

Şeker Kanunu kapsamında NBŞ üretim kotası şeker üretimimizin %10’u oranında belirlenmiş ve Bakanlar Kurulu’na bu miktarı %50 artırma ve azaltma yetkisi verilmiştir. Bakanlar kurulu bu yetkisini, ülkemizin şekere ihtiyacı olup olmadığına bakmadan sürekli olarak NBŞ kotasını artırmadan yana kullanmıştır.

Şeker fabrikalarımızın özelleştirilmesinin gündeme geldiği ve şiddetle tartışıldığı bir dönemde Şeker Kanunu’ndaki %10’luk kota TBMM’de verilen bir önerge ile %5’e çekildi.

Bu sevindirici gibi gözükmekle birlikte ülkemizde özellikle büyük firmaların NBŞ ithal etmeleri nedeniyle yeni belirlenen %5’lik kota halkımızın sağlığının korunması yönünde pek bir şey ifade etmeyecektir.

Sonraki