GÖRE: TİYATRODA KENDİMİ BULDUM

0
129

Tiyatroya çocuk yaşta başlayan ve profesyonel olarak devam eden tiyatrocu Mehmet Göre, tiyatro ve pandemi sürecinin etkileri hakkında gazetemize konuştu.

Esma ALTIN/ANKARA

Uzun zamandır tiyatro yapan ve hayatında tiyatronun büyük bir yeri ve etkisi olduğunu aktaran Göre, kendi tiyatro serüvenini ve pandemi döneminde yaşadıkları süreci anlattı. Göre: “Pandemi döneminde çok az sahneye çıkabildik, seyirciden uzak kaldık. Umarım pandemi bitiminde perdelerimizi tekrar açtığımızda oyunlarımızı olması gerektiği gibi seyircimizle birlikte yaparız. Seyircimizi çok özledik.” dedi.

‘TİYATRODA KENDİMİ BULDUM’

Yaşadığı bölgenin sorunlarından tiyatro sayesinde kurtulduğunu dile getiren Göre sözlerine şöyle devam etti; “27 yaşındayım. Ankara’nın Hıdırlıktepe semtinde doğdum büyüdüm ve kendisini o çevreden tiyatro sayesinde kurtarmış bir gencim. Tiyatro hayatıma 8 yaşında amatör olarak başladım ve  13 yaşımdan itibaren profesyonel anlamda devam ediyorum. Büyükşehir Belediyesi’nde uzun yıllar gönüllü tiyatro oyunculuğu yaptım ve belediye adına sayısız oyun ve etkinlikte yer aldım. Ankara’da birçok çocuk tiyatrosu ve özel tiyatroda çalıştım. Bunun yanı sıra birçok organizasyon firmasında çocuk oyunu sahneledim. Aynı zamanda metin yazarlığı ve profesyonel animatörlük de yapmaktayım. Mümkün oldukça mesleğimle ilgili her dalı öğrenme ve işin gösterişinden, ego tatmininden çok işin işçiliği ile ilgilenen bir insanım. Benim için en önemli ve özel olan yegane şey tiyatro ve hep de öyle kalacak. Şu an tiyatro oyunculuğuma Başkent Kültür Sanat Tiyatrosu’nda devam etmekteyim.”

Tiyatroya başlamasında kız kardeşinin büyük bir rolü olduğunu ifade eden Göre şunları aktardı; “Tiyatro yaşamıma daha sekiz yaşında kız kardeşim sayesinde başladım. Çocuk kulüpleri vardı o dönem, bizler gider kurslar alırdık. Kardeşim tiyatro kursuna ben de İngilizce kursuna giderdim. Abi kardeş gidip gelebilmek adına aynı gün aynı saatte olurdu kursumuz. Hatta ben çocuk aklıyla kız kardeşimle eğlenirdim tiyatro da ne diye. Bir gün gittiğimizde İngilizce kursum iptal olmuştu ve üç saat kardeşimin kurs bitimini beklemek durumundaydım. Gidip izlemek istedim kursu zaman geçmesi açısından. Hoca hemen kabul etti, hatta o gün hiç unutmam doğaçlama çalışıyordu. Hoca gruplara ayırıyordu öğrencileri. Bir grup eksik kalınca bana da dahil olur musun bu günlük dedi ben de kabul edip o gün kendimce Nejat Uygur Zamsalak oyununun başındaki bölümü taklit ettim. Kardeşimle tiyatro konusunda eğleniyordum ama bir yandan da sürekli Nejat Uygur, Levent Kırca, Yasemin Yalçın izlerdim televizyonda gördükçe. Hatta mahalledeki arkadaşları organize edip gecekondumuzun önünde eğlendiğimiz dizi veya film sahnelerini taklit etmişliğimiz bile vardır. Velhasıl o gün kurs bitti ve ilk tiyatro hocam olan Oya hocam bana ‘seni bu gruba yazıyorum mutlaka geliyorsun’  gibi bir emrivaki ile beni tiyatroya başlatmış oldu. İyi ki de olmuş, sayesinde kendimi var edebildiğim ifade edebildiğim bir alan buldum kendime daha çocuk yaşta. Kardeşim benden önce başlamış olmasına rağmen o bıraktı tabii zamanla, bankacı oldu. Ama abisini kurtardı farkında olmadan. Tiyatro konusunda bana yardımcı olan herkese sonsuz minnettarım.”

‘İNSAN KENDİNİ YETİŞTİREBİLMELİ’

Konservatuar sınavlarına girdiğini ancak bazı sebeplerden olumlu sonuç alamadığını belirten Göre şunlara dikkat çekti; “Konservatuvar sınavına birkaç kez girdim ama artık girmeyi düşünmüyorum. Çoğu okulda yaş sınırı var, benim yaşım geçti ve maddi manevi her şeyini kendi yapmak zorunda olan bir genç olarak özel konservatuvar okuyacak maddi durumda değilim. Alaylı yetişip bu sanatı icra etmek çok daha zor ama bir o kadar da keyifli. Benim sol kolum sağa göre biraz kısa ve sol elimde bir parmağım eksik. Doğuştan olan bir hadise ve sonrasında ameliyat da oldum. Engelim yüzde 28 oluyor bu durumda, durum böyle olunca askere gidemiyorsun sana elverişli değil diyorlar. Ama resmi olarak engelli bir vatandaş da olmuyorsun yüzde düşük olduğu için. Yüzde 40 olmalı diye biliyorum en az, engelli bir vatandaş olabilmek için. Böyle olunca konservatuvar sınavlarında beni engelli öğrenci adayı olarak değerlendiremediler, normal statüde seni okula alsak engelli adaylar şikayetçi olur diyen de oldu.”

Konservatuarlardaki engelli kontenjanlarına yönelik eleştirilerde bulunan Göre; “Zaten maalesef ki konservatuvarlarda engelli kontenjanı dediğimiz durum tamamen göstermelik, neden bunu ayırıyorlar anlamış değilim. Zaten yetenek sınavı yapıyorsun ve yeteneği olanları kabul etmek daha makul bence. Ayrıştırmak yanlış geliyor bana. Bu durumlardan dolayı ve de robotlaşmak, kendimi bir kalıba girmiş oyuncu olmak istemedim. İstemem de. Teorik verilen konservatuvar derslerini kendimce zaten öğreniyorum, sürekli okuyorum, araştırıyorum, soruyorum. İnsan kendi kendini yetiştirebilmeli.” dedi.

‘SEYİRCİMİZDEN UZAK KALDIK’

Pandemi sürecinin kendilerini ve tiyatro severleri nasıl etkilediğine değinen Göre şunları ifade etti; “Pandemi döneminde çok az sahneye çıkabildik, seyirciden uzak kaldık. Seyirci ve tiyatroların bir bağı vardır. O bağ koptu kopacak denebilir. Düzenli tiyatro seyircileri vardır onların bu alışkanlığı yok oldu. Zaten tiyatro ve hatta sanatı icra etmesi zor bir ülkedeyiz maalesef. Böyle olunca bu durumlar nasıl toparlanır tekrar seyircilerimizi nasıl kazanabiliriz bilemiyorum. Kolaya alıştık maalesef, her şey elimizin altında olmalı bir şey için uğraşmamalıyız düşüncesi var. Seyirci de online oyun izlemeye, sosyal medyadan izledikleriyle yetinir hale geldi. Umarım pandemi bitiminde perdelerimizi tekrar açtığımızda oyunlarımızı olması gerektiği gibi seyircimizle birlikte yaparız. Seyircimizi çok özledik.”

Pek çok sektörde yaşanan ekonomik problemlerin pandemi döneminde tiyatroda da yaşandığını dile getiren Göre şunları aktardı; “Pandemi döneminde gelir kaybı yaşamayan tiyatro var mı? Zaten normal şartlarda tiyatrolar vergi üstüne vergi ödemek zorunda. Perdeler kapalı ama vergiler, kiralar, faturalar devam ediyor bir yıldır. Birçok ustam, çalıştığım tiyatro sahnesini, atölyesini kapatmak zorunda kaldı ya da oyun olmadığından ekibini dağıtmak zorunda kaldı. Tiyatronun genel olarak maddi boyutu zaten çok zor idare edilebilen zor çevrilebilen bir durum. Üstüne pandemi de olunca yok olmayla burun buruna kaldı birçok tiyatro. Bir yıl sonra 19 şubatta tüm sorunlara rağmen yeni bir oyun hazırladık, üretmeye devam etmek zorundayız. Akün sahnesinde oyunumuzu oynayacağız akşam 18.00’da. Pandemi koşullarından dolayı sahnemiz yarı kapasite, önce sağlık. Biletix’den gişemizi de açtık ‘Peter Pan Sendromu’ isimli oyunumuza oradan dileyen bilet alıp şu zor dönemde bize destek olabilir. Hem de seyircimizle hasret gidermiş olacağız. Umarım prömiyerimiz güzel olur.”

SAHNE ÜCRETLERİNE DİKKAT ÇEKTİ

Ankara’da yer alan özel sahnelerdeki sahne ücretlerini değerlendiren Göre; “Ankara’da çok kaliteli sahneler var evet ama büyük çoğunluğu devlet tiyatrosu sahneleri. Onlarda da özel tiyatroların oynaması zor oluyor, devlet tiyatrosu destek veriyor fakat çok fazla özel tiyatro var ve özel tiyatrolar için birkaç alternatif var oynanabilir seviyede. Şaşalı açılışlar yapılıp da sonrasında hiç yüzüne bakılmayan salonlar var ve birçok salon maalesef konferans salonu tiyatro sahnesi değil. Kiralar çok fazla, pandemi dolayısıyla yarı kapasite oyun yapıyoruz ama sahne kiraları pandemi öncesinden daha da pahalı, sürekli bir zam konusu. Özel sahne sahipleri yardımcı olmaktan ziyade sahne vermeme derdindeler. Ekibi olan tiyatronun sahnesi yokken, sahnesi olup da ekibi olmayan tiyatrolar var. Son dönemlerde çok da arttı özel tiyatro sayısı ancak birçoğu birkaç kişiden oluşan tiyatro grupları esasen ve ucuza oyun yapıp da fazla para kazanmaya çalışan ekipler. Oyun kalitesini önemsemeden çıkarılan oyunlar görmek üzücü oluyor haliyle.” ifadelerini kullandı.

Ankara’da son yıllarda artan günlük dizilerde rol alıp almaması ile ilgili görüşlerini belirten Göre şunları ifade etti; “Ben tiyatro oyuncusuyum, önceliğim tiyatro. Ancak Ankara’da dizi çekiminden ziyade dizi denemeleri yapılıyor benim gördüğüm. İstisnalar hariç tabii ki, uzun bölümler sürmüş Ankara dizileri de var. Bu prodüksiyonlu işlerin yanı sıra birçok ekip her yıl bıkmadan dizi denemesi yapıyor Ankara’da. Kişiler, ekipler değişiyor ama mantık aynı. Ucuza yapalım, insanlar gönüllü çalışsın, aksiyon dizisi olsun, tutarsa insanlara ödeme yapalım düşüncesiyle yapılmış birçok batmış dizi var sosyal medyada. Ben de bu şekilde iki projede bulundum, ama işe yaramadı tabi ki. Ben tiyatro oyuncusuyum fakat sizi sinema sektörü tiyatro sektörünü de çok fazla etkiliyor. Eğer tiyatro ekibinizde televizyonda ünlenmiş en az bir oyuncu varsa kapalı gişe oynarsınız, ne oynadığınız önemli değil. Ancak ekipte televizyonda olmayan yüzler varsa bilet satmak zorlaşıyor kaliteli işler de hazırlasanız. Tiyatro oyuncusuyum dediğimde insanların ‘ee sen ne zaman dizide oynayacaksın’ soruları da asla bitmek tükenmek bilmiyor. Tiyatro oyuncusuyum. Diyelim ki sinema ve dizide rol görüşmesine gidiyorsun, orada da senin yeteneğinden role uygunluğundan çok kaç takipçin var, daha önce bir filmde oynamış mı, hangisinde oynamış bunlara bakılıyor. Bu da oyunculuk yapmaya çalışan insanları kast ajansı peşinde menajer peşinde koşturmaya mecbur bırakıyor. ‘Peter Pan Sendromu’ oyunumuzda da bunlardan bahsediyoruz aslında biraz. Oyuncular için oyunculuk yapabilmek çok zor. Zaten günümüzde hayatta kalabilmek bile büyük bir başarı diyor oyunumuzun yazarı Ceyhun Karaköse.”

ONLİNE TİYATROLARA DEĞİNDİ

Pandemi döneminde kısıtlamalardan dolayı sahnelerin kapalı olması ile online tiyatroların başladığını söyleyen Göre sözlerine şöyle devam etti; “Pandeminin, sokağa çıkma kısıtlamalarının ilk dönemlerini hatırlıyorum da, herkes youtuber olmaya soyundu. Birçok usta canlı yayınlarla şiirler, oyunlar yayınlar oldu. Neyse ki sonradan kurumlar duruma el attı da arşiv oyunları yayınlanmaya başlandı. Birçok oyun izlenebildi internet üzerinden. Ama bu sefer de kolay ulaşılabilir oldu ve değerini kaybetti bir nebze. Youtube da izlenmeyi bekleyen birçok oyun var ama öyle bekliyor. Sahnede izlemenin yeri bambaşka o atmosfer, canlılık, sıcaklık. Belki de o yüzden rağbet giderek düştü. Umarım kısa zaman içinde kayak merkezlerinin açık olduğu gibi tiyatrolar da açık olur da olması gerektiği gibi yapılır tiyatro. Kendi sıcaklığıyla, atmosferiyle, seyircisiyle.”

Online tiyatroların şu dönem için geçici bir çözüm olduğunu dile getiren Göre şunları aktardı; “Hem tiyatroyu ayakta tutmak, hem seyircinin tiyatrodan kopmamasını sağlamak için şu dönemde mantıklı. Ancak seyircisiz çekilen bir oyun ruhsuz bir oyun oluyor. Çok eğlenceli ve komik bir oyunu oynamak seyirci olmadan çok sıkıcı hale gelebiliyor. Bizler seyirci reaksiyonuna alışkın, onlarla beslenen insanlarız. Onlar olmayınca haliyle o da tiyatro gibi olmuyor. Seyirci alkışını çok özledik.”Ankara’daki tiyatro seyircilerinin oyun tercihleri hakkında bilgi veren Göre; “Ankara tiyatro seyircisi kaliteli ve isimli oyun tercih ediyor. Klasik tiyatro eserleri, klasik roman ve öykü uyarlamaları gibi. Komedi ve dramdan daha çok o eserin bilinirliğine bakıyor benim gördüğüm. O yüzden birçok deneme oyun çabucak kalkıyor gişeden, seyirci rağbet göstermediğinden. Shakespeare oyunu olduğunda ki her ne olursa olsun, hangi oyunu olursa olsun, Ankara’da rahatlıkla seyirci bulabilirsiniz. Ancak özgün ve alternatif bir oyun hazırlamak tiyatroyu gişede yorabiliyor. Bu önyargıya rağmen Ankara seyircisi Türkiye’nin belki de en kaliteli ve elit seyircisidir. Sen kötü bir oyun oynadığında bunu seyirciden anında anlayabiliyorsun, hele ki Ankara’da ya da senin samimi çabanı hemen anlayabiliyor ve seni yüreklendiriyor destekliyor. Yeter ki samimi ol onlara karşı.” ifadelerini kullandı