Emeklilik Kimine Hayal, Kimine Göre Bir Yoksulluk
Emeklilik, çalışanlar için bazılarına bir hayal, bazılarına ise bir hayal kırıklığı olarak görülmektedir. Bir taraftan o kadar çok emekli olmak isteyen çalışan var, diğer taraftan da emekli olduktan sonra elde ettiği emekli maaşıyla geçimini sağlayamayan milyonlar.

Hani benim sevincim nerde, çaldılar çocukluğumu, bu ne yaman çelişki anne diye bir şiir dizesi var ya, emeklilerin durumu tamda bu. Bir yaman çelişki. Devletin sosyal güvenlik “reformu” adı altında çıkarılan kanunlarla çalışanlara yeni uygulamalar getirilmesi, hem emekli maaşlarını düşürürken hem de emekliler arasında maaş ayrımını yaratan diğer bir yara.
Her ne kadar 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, çalışanları (sigortalıları) tek bir çatı altında birleştirmek için çıkarılan bir kanun olsa da, Emekli aylıkları hesaplanırken devlete çalışan (Memur), kendi hesabına bağımsız çalışan (BAĞ-KUR) ve emeğinin karşılığı bir işveren bağlı olarak çalışan (İşçi ) ayrı ayrı değerlendirilir.

Emeklilik koşulları yaşa, çalışma süresine ve prim ödeme gün sayısına göre belirlenmektedir. Bu nedenle çalışanların en çok merak ettikleri konuların başında emekli olduklarında alacakları ücret, çalışırken aldıkları ücretle aynı mı oluyor, alacağı emekli aylıkları azalıyor mu? Yoksa artırmak için ne yapmalıyım gibi sorular şu geçim sıkıntısının had safhaya çıktığı ekonomik zor koşullarda ilk akla gelenler olabilmektedir. 


Emekli maaşları Hükümetler ’in sosyal güvenlik “reformu” adı altında düzenlediği yasalardan etkilenerek üç ayrı döneme göre hesaplanmaktadır.
2000 yılı öncesi,
2000 ila Ekim 2008 arası 
1 Ekim 2008 sonrası,
Üç dönem olarak ifade edilen yıllara ilişkin olarak çalışanların emekli maaşlarının ayrı ayrı formüllerle hesaplanması maaşlarında düşüşlere sebep olmuştur. Emekli maaşları hesaplama yöntemlerini değiştirilmesi nedeniyle İşçileri, Memurları ve Bağ-Kur’luları ayrı ayrı etkilemiştir. Katsayı ayarlamaları ve ağırlıklı ortalama oranlarının düşmesi, Gayri Safi Milli gelirden (Ülkenin Büyüme oranı) çalışanlara verilen payların düşürülmesi emekli maaşlarında sürekli bir düşüş ortaya çıkarmıştır. Ağırlıklı ortalama, GSMH alınan payın %30 düşürülmesi, TÜFE ‘nin alınması,  aylık bağlanma katsayısını düşürülmesi emekli maaşları hesaplamalarında maaşları sürekli düşürülmüştür.

EMEKLİ AYLIĞI ÇALIŞTIKÇA DÜŞÜYOR MU?

Emekli maaşlarının bağlanmasında yukarıda anlattığımız yöntemler kullanılmaktadır. “Reform” olarak yasallaştırılan kanunlar çalışanların “haklarında” nasıl bir gerilemeye sebep olduğu görülmektedir.

Üç dönem olarak sosyal güvenlik kanunlarında emekli maaşlarının belirlenmesinde,
25 yıl sigortalılık süresi üzerinden aylık bağlama oranı göstergeden aylık hesaplanacak oran % 76 olarak belirlenmişti.10 yıl sigortalılık süresi üzerinden emekli olanlarda aylık bağlanma oranı %70 (yüzde yetmiş) olarak 2000yılı öncesi dönemde bağlanmaktadır. 
2000 ila 1 Ekim 2008 arasında ki dönemde yine aynı yıllık (25 yıl) sigortalı olarak çalışanlarda ise aylık bağlanma oranı %65 geriledi.

5510 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra yasayla 25 yıl sigortalılık süresini çalışanlar ise aylık bağlanma oranları %50 ye düşürüldü.
Emekli maaşları hesaplamalarındaki bu değişiklikler nedeniyle düşüşler de kaçınılmaz bir hal aldı.

ÇALIŞANLARA İNSANCA YAŞAM YERİNE, DAHA FAZALA ÇALIŞ VE PRİM ÖDE

Emeğiyle geçinenlerin tamamının bildiği gibi bu ekonomik koşularda, SGK primini yüksek tutarlardan ödeme bir hayal. Dışarıda çalışanların işlerini yapacak, bu kadar hazır işsiz varken.
Türkiye’nin en büyük işçi sendikası olan, TÜRK-İŞ sendikasının, her ay düzenli olarak yaptığı “açlık ve yoksulluk sınırı”  araştırmasının, Ekim ayı sonuçları raporu yayınlandı. Buna göre  dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.058,46 TL.
Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 6.705,08 TL.

Yaşam, rakamla ölçülünce ne kadar gerçeği karşılıyor o belirsiz. Bu maaşlarla geçinmeye gelince günlük yaşamımızda söylendiği gibi “bunu ancak yaşayan bilir” .
Bunu ancak ve ancak emekli maaşını alıp eve gidene kadar biten ve geriye kalan günleri nasıl geçireceğini düşünen emekli bilir.

2020 yılı ocak ayında artırılmış ücret olarak, emeklilerin eline geçecek, en düşük maaş SGK2000 yılı öncesi SGK, 2.114, SGK 2000 sonrası, 1.260 TL, Bağ-Kur (Esnaf) 1.893 TL, Bağ-Kur (Tarım) 1.333 TL olacaktır. Ocak ayında en düşük emekli memur aylığı 2 bin 666 lira olacaktır.

Bu maaşlar neredeyse, gıda harcamalarını karşılayan bir emekli maaşı. Yoksulluk rakamlarına bile yaklaşamıyor.

Emekli maaşlarının bu koşullarda, birazcık daha yüksek olması için, ödenen SGK prime esas kazançların yüksek ödenmesi öneriliyor. Ülkemizde ücretlilerin yaşadığı koşullar düşünüldüğünde bu önerinin ne kadar gerçekçi bir durum olduğuna siz karar verin.

Facebook Comments

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz