TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığının bütçesi üzerindeki görüşmelerde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan, Osmangazi Köprüsü’nde garantinin yüzde 25’i kadar para topladıklarını belirterek, ‘Şu anda 44,5 dolar almamız gereken köprüden geçiş ücreti olarak 15 dolar artı KDV alıyoruz’ dedi ve pahalı bulanların da eski yolu kullanabileceğini söyledi.

Pahallı bulanların eski yolu kullanması elbette sorunu çözmüyor, müteahhidin herhangi bir riski yok, ya geçen öder ücreti ya da devlet vergi gelirlerinden.

Bakan aslında şunu itiraf ediyor; Osmangazi köprüsünde yap işlet devret projesi çerçevesinde günde 40 bin araç geçişi için devletin verdiği bir garanti var. Köprü ücreti çok yüksek 44,5 dolar bugünkü kurla 255 lira yapıyor, elbette böyle bir ücreti ödeyerek kimse bu köprüden geçmez bu yüzden de bir indirim yapılmış, köprüden geçen her otomobilden müteahhit firma 15 dolar karşılığı bir ücret alıyor, geri kalan ücreti de hazine müteahhide devlet garantisi olarak ödüyor.

40 bin araç ödeme garantisi 44.5 dolardan günde 1.780.000‬ dolar ödeme demektir, ayda 53.400.000 dolar, yılda 640.800.000‬ dolar yapar. Osmangazi köprüsünden günde 40.000 araç geçse dahi sürücüler araç başına 15 dolardan 216.000.000‬ dolar müteahhide ödeme yapacaklar ve geri kalan 424.800.000 dolar müteahhide hazine tarafından ödenecek! Lakin Osmangazi köprüsünden bu halde dahi günde 40.000 araç geçmiyor ve dolayısı ile devlet geçmeyen her bir araç için garanti çerçevesinde 44,5 dolar ödeme yapmak zorunda kalıyor.

Elbette müteahhidin keyfi yerinde, alacağı hazine garantisi altında kaç aracın köprüden geçtiği hiç umurunda bile değil, hatta ne kadar az araç geçerse köprünün yıpranması o kadar azalır ve bakım onarım giderleri de o kadar düşük olur, altı çıtır kızarmış, kaymaklı ekmek kadayıfı.

AKP yandaşı kesimler, medyada bakın yol yaptı, köprü yaptı, tünel yaptı diyerek iktidarın icraatlarını savunuyorlar yahu böyle yaptıktan sonra yol, köprü yada tünel yapmakta ne var müteahhit en ufak bir ticari risk almıyor, üstelik finansman da kamu bankalarından buna resmen elin taşı ile çayın kuşunu vurup kebap yapmak demezler mi?

Elbette bu yap işlet devret projeleri Osmangazi köprüsü ile sınırlı da değil yolar, köprüler, havaalanları, şehir hastahaneleri ve enerji santralleri dahil bir çok büyük altyapı yatırımı AKP iktidarı tarafından bu yöntem kullanılarak yapılıyor ve her nedense bu ihalelere giren ve kazanan sadece bir avuç firma var.

Bu yap işlet devret denilen komedi model ülkemizin, çocuklarımızın ve hatta torunlarımızın 50 yılını ipotek altına alan, öde öde bitmez ve hem de döviz bazında olan dev bir borç stoğu yaratıyor.

AKP iktidarı kaybedip gittiğinde, gelecek iktidarlar bu dev borç sorunu ile karşı karşıya kalacaklar ve o zaman elde kalacak tek çare de bu firmaları hızla kamulaştırmak olacaktır.

Elbette epeyce gürültü çıkacak, bir sürü hukuki dava açılacak ve hatta dış güçler bile bu işe müdahale edecek, çünkü bu firmaların önemli bir kısmı yabancı ortak içermekte ama görünürde başka bir çare de yok, bu borç ödemekle bitmez.

Doğru düzgün bir fizibilite ve planlama yapılmadan girişilen bu büyük altyapı yatırımlarının Türkiye için çok ciddi bir borç sorunu doğuracağını görmek için allame i cihan olmaya falan gerek yok, az biraz ekonomi ve muhasebe bilen herkes bu gerçeği görmektedir.

Atalarımız olan ile ölene çare yok demişler, öncelikle kanal İstanbul olmak üzere yeni yap işlet devret projelerini durdurmaya çalışmak borcun daha da artmasını engellemek yapılması gereken ilk iştir.

Başta CHP olmak üzere muhalefet partilerinin, bu gibi işlere girişecek yatırımcılara iktidara geldiklerinde bu projeleri durduracaklarını ya da devletleştireceklerini ve ihaleye giren firmalarında bu işten dolayı sorumlu tutulacaklarını, bedel ödeyeceklerini hatırlatmasında fayda vardır.

Facebook Yorumları

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz