Franz Babinger Türkiye’de tarihçilerin çok yakından tanıdıkları bir isim. Onu tarihçiler daha çok Osmanlı Tarihçileri ve Eserleri isimli bibliyografik kitabı ile tanırlar. Ama Franz Babinger’in tek eseri elbette ki bu değil.

Fatih Sultan Mehmet ile ilgili kitabı, Şeyh Bedrettin ile ilgili kitabı (doçentlik tezi) gibi önemli çalışmaları da bulunmaktadır. Fatih Sultan Mehmet ile ilgili çalışması objektif tarihçilikten sapmaya örnek gösterilse bile kapsamlı bir çalışmadır.


Öyle anlaşılıyor ki 1933 yılında Türkiye Almanya’ya karşı tarafsızlık politikası içerisindedir ve Almanya’da görevden uzaklaştırılan Yahudi asıllı bu Alman tarihçisine karşı Almanya’yı memnun etmek çabası içerisindedir. Bu kadar çok ve ciddî eserler ortaya koymuş bir bilim adamının ilmi iktidarsızlığından bahsetmek ve üniversiteden atılmasını haklı görmek sanırım biraz da bu dış politikaya uyum sağlamak çabasıdır. Bu yazının Darülfünun’un kapatılmasının hemen akabinde yayınlanmış olması sanırım bir tesadüf olarak görülemez. Bir süre sonra Almanya’dan gelen Yahudi asıllı öğretim üyelerine tek Üniversitemizin kapıları sonuna kadar açılacaktır. Bu durumda Babinger’in aforoz edilmesine esas sebep, Atatürk aleyhine yazı yazmak talihsizliğinde bulunmuş olmasıdır.


Babinger 1891 yılında Almanya’da doğmuş bir Alman Yahudisidir. Ama bizde onun Yahudiliği hiç gündeme gelmez ve sadece Hitler döneminde görevden uzaklaştırıldığından ve Romanya’da misafir öğretim üyesi olarak görev yaptığından, 1967 yılında Arnavutluk’ta vefat ettiğinden söz edilmesi yeterli görülür.
Geçen gün gazete arşivlerini karıştırırken Franz Babinger ile ilgili çok ilginç bir haber gördüm.


2 Ağustos 1933 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yer alan bu haber, “ Türk düşmanı bir Alman Profesör” diye başlıyordu. Kimmiş bu Türk düşmanı diye merak ettim. Baktım ki bizim yıllardır “büyük alim” diye tanıdığımız ve tanıttığımız Franz Babinger. Gazete bu haberini 29 Temmuz’da Berlin’den “hususî” olarak aldığı bilgilere dayandırmaktaydı.


Bir zamanlar Türklük aleyhinde “garazkârâne” yayınlar yapan bu Türk düşmanı, Berlin Üniversitesi’ndeki görevinden uzaklaştırılmıştır. Kendisine müsteşrik yani oriantalist (şarkıyatçı) süsü veren gerçekte ise “şarlatan”dan başka bir şey olmayan bu adamın, hiç de layık olmadığı bu üniversite camiasından uzaklaştırılmasına iki şey sebep olmuştu: 1. İlmî alandaki yetersizliği, 2. Yahudi bir aileye mensup olması.


Bu sahte müsteşrik Türkiye’ye de birkaç defa gelmiştir. Bütün dünya Gazi’nin yaptığı inkılaplardan hayranlıkla söz ederken bu “şarlatan” onları tenkit etmek, aleyhinde bulunmak cür’etini bile göstermiştir. Fakat bir süre sonra gerçeklerin inkâr edilemezliğini görünce bu sapkın fikirlerinden vaz geçmek mecburiyetinde kalmıştır.


Atatürk’ün ınkılaplarına karşı bir tavır sergilediği iddiası ise burada ilk defa okuduğumuz bir husustur. Kendisinin Çanakkale savaşları sırasında anılarını Frankfurter Zeitung gazetesinde yayınladığını biliyoruz. Ama Cumhuriyet muhabirini kızdıran bu yazılar değil de daha sonra Atatürk İnkılapları konusunda yazdığı mechul yazıları olmalıdır.

Belki Cumhuriyet Tarihi uzmanı olan arkadaşlarımız ne gibi karşı hareketlerde bulunduğunu biliyorlardır. Bizim bildiğimiz I. Dünya Harbi’nde bir Alman yedek subayı olarak Çanakkale Cephesi’nde bulunması ve bir süre Miralay Mustafa Kemal’in irtibat subayı olarak görev yapmış olmasıdır.
Babinger’in ünlü eseri Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri isimli kitabının Ankara Hukuk Fakültesi profesörlerinden Coşkun Üçok tarafından Almanca’dan tercüme edilmiş olması da ilginçtir. Bilindiği gibi Merhum Coşkun Üçok, bir terör olayında şehit edilen Senatör, Doç. Dr. Merhume Hocam Bahriye Üçok’un eşidir. Kitabın yayınında yardım edenler ise Ahmet Mumcu ve İlber Ortaylı’dır. Kitabın Kültür Bakanlığı’nda basımına önayak olan CHP’nin ünlü Kültür Bakanı Fikri Sağlar döneminde Müsteşar Yavuz Bülent Bakiler’dir.


1933’de iktidarın sözcüsü Cumhuriyet gazetesinde, Türk düşmanı, İnkılap düşmanı, cahil, şarlatan, sahte müsteşrik olarak tanıtılan Babinger, CHP’nin 1960 sonrası kısa dönemlik iktidarında aklanacak ve Atatürkçü kimlikleriyle tanınan kişiler tarafından eseri devlet kitapları arasında 8.000 adet bastırılacaktır.


Siyasi duruş ve bilimsellik arasında maalesef zaman zaman böyle çatışmalar yaşanabiliyor.

6 YORUMLAR

  1. Bir süre sonra Almanya’dan gelen Yahudi asıllı öğretim üyelerine tek Üniversitemizin kapıları sonuna kadar açılacaktır. Bu durumda Babinger’in aforoz edilmesine esas sebep, Atatürk aleyhine yazı yazmak talihsizliğinde bulunmuş olmasıdır.

  2. Babinger’in ünlü eseri Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri isimli kitabının Ankara Hukuk Fakültesi profesörlerinden Coşkun Üçok tarafından Almanca’dan tercüme edilmiş olması da ilginçtir. Bilindiği gibi Merhum Coşkun Üçok, bir terör olayında şehit edilen Senatör, Doç. Dr. Merhume Hocam Bahriye Üçok’un eşidir. Kitabın yayınında yardım edenler ise Ahmet Mumcu ve İlber Ortaylı’dır.

  3. Babinger 1891 yılında Almanya’da doğmuş bir Alman Yahudisidir. Ama bizde onun Yahudiliği hiç gündeme gelmez ve sadece Hitler döneminde görevden uzaklaştırıldığından ve Romanya’da misafir öğretim üyesi olarak görev yaptığından, 1967 yılında Arnavutluk’ta vefat ettiğinden söz edilmesi yeterli görülür.

  4. Babinger bu yazidan sonra cumhuriyet gazetesine mektup yazmis. Türkleri ve Türkiyeyi cok sevdigini, Türk ordusunda savastigini falan yazmis. Yunus Nadi özür dileyerek Babingerin mektubunu yayinlamis.
    27 Agustos tarihli Cumhuriyet gazetesinde Babinger tekzip yazisinda
    Görevden alinmadigini ve şark seminerindeki (Seminar für orientalische Sprachen) görevinden ayrılmasının sebebinin hükumetin sürekli yaptığı tasarruf tedbiri olarak açıklıyor.
    Bu açıklama külliyen yalan. Alman tarihinde bir kere olan Memurlarla ilgili kanundur. Ari ırkından olmayanlar bu kanuna dayanarak atılmışlardır. Babinger de kendisini her nekadar yahudi olarak kabul etmese de yahudi köklerinden dolayı üniversiteden atılmıştır. Cok ciddi mali sıkıntılar çekerken kapağı önce Bulgaristana sonra da Jorganın yardımıyla Romanyaya gitmiştir.
    Türkiyeyi ve Türk milletini çok sevdiğini ve Türk ordusunun bır zabiti olarak görev yaptığını ileri sürmüş.

    • Ömer Faruk Bey, bu konudaki çalışmalarınızın kısa zamanda bitmesini ve yayınlanmasını bekliyoruz. Katkılarınız için teşekkür ederim. Olayı 1930’ların Dünya siyaseti açısından ve Türkiye’deki Üniversite Reformu veya tasfiyesi açısından çok yönlü değerlendirmek gerekiyor.

  5. Franz Babinger ile ilgili Cumhuriyet gazetesinin 2 Ağustos 1933 tarihli haberinin görüntüsünü aynen koydum. Önce onu bir okuyunuz ve ondan sonra yorum yapınız. “Türk Düşmanı” ve “Şarlatan” olarak damgalayan gazete muhabirinin kendisi. Mugalataya gerek yok.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz