Enflasyonun bir numaralı azdırıcısı olarak görülen gıda ürünlerine yönelik baskınlar, polisiye tedbirler, denetimler, stok avcılığı, sert sözler sonuç vermeyince iş, memleket genelinde fiyatlara ayar verme noktasına geldi.

Bu ayar nasıl yapılacak, nasıl sürekli hale gelecek diyenlere çözüm önerelim. Bunun kurumsal ve düzenli yapılması için “Fiyatları Ayarlama Enstitüsü*” kurulsun.

Bu enstitü, sadece gıda ürünlerinin fiyatlarını aynı akaryakıtta olduğu gibi mevsimine, hava şartlarına, üretim yerinden tüketim yerlerine göre maliyeti vs. hesaplar, günlük açıklar, herkes de neyi ne kadara alacağına bilir.

Hatta televizyon ekranlarında belli başlı ürünlerin fiyatları borsa kağıtları gibi her an şerit halinde akar, vatandaş da “salatalık ucuzlamış gidip alalım” der, işler rayına girer. Böylece fiyatlar az aralıklarla oynar, gıda enflasyonu tamamen kontrol alınır, hatta hesaplamaya bile gerek duyulmaz.

Biz daha önce de marketlere “ahlaklı davranın” çağrısı yapıldığı zaman bu iş böyle olmaz, yurt dışından market ithal edin şeklinde öneride bulunmuştuk. Şimdilik market ve marketçi ithalatı yerine böyle bir enstitünün kurulmasının daha faydalı olacağı görüşündeyiz.

FİYAT ANARŞİSİ BİTER

Bu enstitü, Türkiye Odalar ve Borsalar Bitliği (TOBB) bünyesinde oluşturulur. Yedi kişilik fiyat belirleme komitesinde; biri Cumhurbaşkanlığı’ndan, biri Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan biri Tarım Bakanlığı’ndan, gerisi ticaret borsalarından, hallerden, perakende sektöründen ve ziraat odalarından gelecek temsilciler yer alır.

Komite sabah akşam ülke genelindeki fiyatları arz talebe göre izler, sonra da örneğin: “domates Antalya’da bir, Ankara’da 2,5, İstanbul da 3,5 lira, kimse bunun üzerinde satamaz” şeklinde ilan eder. Ürün azlığında da hükümete “şu ürünü ithal edin” der ya da ihracat yasağı ister, gerekirse bu sisteminin dışına çıkanlar hakkında suç duyurusunda bulunur.

Şunu da hatırlatalım. TOBB enflasyonla topyekun mücadele programı kapsamında “400 ürünü izlemeye aldık, indirimli fiyat oluşumlarını izliyoruz” diye çalışma başlatmıştı. Bu, bir anlamda enstitüsünün temeli sayılır. En önemli farkı, fiyatlara doğrudan müdahale etmemesiydi. Şimdi o yetkiyi alır, her yer patlıcan, biber, soğan dolar. Hal yasası, soğuk hava deposu gibi işlere de ihtiyaç kalmaz.

Ayrıca yeni kurulan Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi de var. Bu da Enstitü’nün üst danışma organı gibi çalışır, biter bu gıdadaki fiyat anarşisi.

Mevcut yapımızda her gün yüzlerce borsalarımızda gıda fiyatları belirlenip ilan ediliyor. Madem amaç bu aşamadan sonra araya giren komisyoncu, toptancı, marketçi gibi bugünün “en kötü adamları” ilan edilenleri devre dışı bırakmak var, işte çözüm. Fiyatlar da tek elden yönetilir, etiket arsızlığı son bulur, ortalıkta ne “ayarsız” kalır ne de “ahlaksız”.

Siz gelin böyle bir fiyat ayarlama kurumu oluşturun. Nasıl ki Merkez Bankası’nda faiz için Para Politikası Kurulu var, gıda için de böyle bir yapılanmaya gidilsin, bu konu gündemden düşsün. Sonra da neden önermedin demeyin.

NOT: yazının başlığı romancı Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” adlı eserinden esinlenerek oluşturulmuştur. Roman, 1950’li yıllarda kişilerin topluma ve modernizeme yabancılaşmasını anlatır.

Bugün için bizim de gıda fiyatlarına ve serbest ekonomiye yabancılaştığımız gibi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz