Fiyatlar roketledi

0
51

Ay’a seyahat hayali kuran iktidarın “hibrit roket” geliştirmekle falan uğraşmasına hiç gerek gerek yok…Binse bir yağ tenekesine, atlasa bir gübre çuvalına, tutunsa bir simide zaten roket hızı ile üç vakte kadar Ay’a yükselir….

Memlekette fiyat etiketleri roket hızı ile yükseliyor…

İşsiz sayısındaki yükselişe ise roket bile yetişemiyor…

Çarşıda pazarda, tarlada harmanda, bağda bostanda çözüm üretemeyen iktidar, çareyi uzayda arıyor!

İktidardaki muktedirler Ronald Reagan’ın “yıldız savaşları” projesini bilirler mi, hatırlarlar mı emin değilim.

Bilmeyenlere bildireyim, hatırlamayanlara hatırlatayım; 1980’li yıllarda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Komünizme karşı sürdürülen ideolojik ve teknolojik mücadelede daha atak bir politikanın öncülüğünü yapan Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Ronald Reagan 1982 yılının Temmuz ayında Ulusal Uzay Programını Mart 1983’te ise kamuoyunda Yıldız Savaşları olarak bilinen Stratejik Savunma Girişimini (Strategic Defense Initiative) başlatmıştı.

Stratejik Savunma Girişimi ile silahlanma yarışının uzaya taşınması büyük ölçüde genişleyerek hızlanacaktı. Amerika Birleşik Devletleri uzayda kuracağı sistemlerle bir uzay kalkanı inşa etmeyi planlıyor, bu şekilde Sovyet balistik füzelerini atmosferin üst katmanlarında etkisiz hale getirmeyi amaçlıyor ve bu yöntemle caydırıcılığın artacağını ileri sürüyordu.

Projenin en ilginç olan tarafı ise; Ronald Reagan aslında çok gizli olması gereken bu projeleri davul zurna ile aleme ilan etmekte herhangi bir sakınca görmüyordu…

Stratejik Savunma Girişimi her ne kadar silahlanma yarışının bir aşaması olarak görülse de, aslında 1980’lerde ekonomik zorlukları yoğun biçimde hissetmeye başlayan SSCB’yi benzeri bir girişime zorlayarak SSCB’nin dağılmasını hızlandırmak amacını da taşıyordu…

SSCB bu tuzağa düştü ve hayali Yıldız Savaşları Projesine yanıt vereyim, hazırlık yapayım derken ekonomik kaynaklarını hızlıca tüketiverdi. Sonuç iflas eden ekonomi, çöken komünist sistem ve dağılan birlik oldu…

O günleri hatırlayınız, Rusya’da yaşayanlar gıda bile bulamıyor, açlıktan kırılıyordu. Dağılan SSCB’nin yerine kurulan ülkelerde kaos, anarşi ve yoksulluk hakimdi. Ülkelerinden kaçan yahut da başka ülkelere giderek iş bulmaya çalışan bir çok nitelikli insan komik ücretlere, ölümüne çalışıyordu…

Yahu şimdi bu eski hikayeleri niye anlattın, ne alaka?

Diye sual edip sorarsanız, cevabım şudur:

Bu eski hikayeleri anlattım çünkü ekonomi tarihi ders alınması gereken ibretlik vakalar ile doludur, SSCB’nin başına gelenlerde böyle vakalardan biridir.

Teknolojik yarışlara girmek, büyük projelere imza atmak çok ciddi bir ekonomik güç gerektirir. Yeterli teknolojik altyapısı ve gerekli ekonomik gücü olmayan ülkeler o ya da bu gerekçe ile böyle bir yarışa girmeye kalkarlarsa kaynak dağılımı ve ekonomik dengeleri hızla bozulur.

Dış borç ile büyüme çalışan, borcu borçla çeviren, Merkez Bankasındaki kefen parasını bile yemiş, bitirmiş bir devlet böyle bir teknolojik yarışa giremez…

Haa, bu millete derdini, enflasyonu, işsizliği, kapanan dükkanları unutturmak için yapılan bir “cambaza bak” operasyonu ve bir algı yönetimi girişimi ise, elbette tebessüm eder geçerim. Lakin ciddi ciddi böyle bir projeye kalkışmaya niyetleri varsa neye, neden itiraz ettiğimi de tarihe not etmekten kaçınmam, hiç kimse dinlemese bile gelecekte “bak ben dememiş miydim” demenin keyfini yaşarım…

İtirazlarım sırasıyla şunlar:

1- Ay’a gitmek ve uzayda projeler yürütmek için bütçeniz ne kadar?

2- Bir uzay projesini yürütecek mali kaynağı nereden bulacaksınız?

3- Bir uzay projesini yürütecek insan kaynağını nereden bulacaksınız?

4- Bir uzay projesinin gerektirdiği teknolojiyi nasıl elde edeceksiniz?

Bu projeyi gündeme getiren ve savunan kişiler bu sorulara ciddi ve tatmin edici bir yanıt vermekle yükümlüdür, yoksa bu iş bir “Astronot Niyazi projesi” olmaktan öteye gitmez…