Fiyatlar artıyor mu?

0
53

Durun, hemen “bu ne saçma bir soru elbette artıyor” diyerek kızmayın, önce yaklaşımımı bir dinleyin lütfen.Biz Türkiye’de satın aldığımız ürünlerin hemen hepsini Türk Lirası ödeyerek aldığımız için fiyatlar artıyor, peki ya bu ürünlerin bedelini dolar, euro, gümüş ya da altın ile ödeseydik gene de fiyatların arttığını söyleyecek miydik?

Konuyu bir örnekle biraz daha açayım, en yaygın kullanılan tüketim maddesi akaryakıttır şimdi aşağıda akaryakıt fiyatlarından bir örnek vereceğim:

2000 yılında benzinin yıllık ortalama fiyatı 590.000 TL imiş. 03.01.2000 Günü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kurlarına göre 1 dolar 540,793.- Türk Lirası, bu hesapça 1 dolara 0,91 litre benzin alınabiliyormuş ve yahut da benzinin litresi 1,09 dolarmış.

- Reklam -

2021 yılı ocak ayının ilk günün de ise 1 ABD doları 7.36 Türk Lirası ve benzinin litresi ise 7,28 Türk lirası yani 1 dolar ile 1,01 litre benzin alabiliyoruz ve yahut da benzinin litresi 0,98 kuruş olmuş…

Bu hesaba göre rahatça 2000 yılında 1,09 dolar olan benzinin litresi 2021 yılında 0,98 kuruşa düşerek, ucuzlamış diyebiliriz, değil mi?

Daha bir çok benzer örnek verebiliriz, ben en çok zamlanan ve hayatımızı en çok etkileyen akaryakıt kaleminde bir örnek verdim sadece, isteyen benzer hesaplamaları bolca yapabilir, göreceksiniz ki ülkemizde birçok malın fiyatı döviz ve altın bazında artmamış, azalmıştır.

Görevinden kibarca kovulan eski bakanın sorduğu soruda olduğu gibi maaşımızı dolar ya da altın ile almış olsak hiçbir sorunumuz olmayacak, maaşımıza oranla fiyatlarda da refah seviyemizi olumsuz yönde etkileyecek bir değişiklik görmeyecektik.

Bu noktada ortaya çıkan, açıkça gözlemlediğimiz pahallılık ve fiyat artışı sorunu arz ya da talep kaynaklı ürün, mal ve hizmet fiyatlarının değişiminden değil, bu mal ve hizmetleri satın aldığımız yerel para cinsinden kaynaklanmaktadır diyebiliriz. Görünen gerçek şudur ki aslında mal ve hizmetlerin fiyatı artmıyor, bunları satın almakta kullandığımız Türk Lirasının değeri düşüyor.

Bu iki hususu anlamadan enflasyon ev hayat pahallılığı sorununu çözmemiz mümkün değildir. İktidar devamlı olarak topu mal ve hizmet fiyatlarını arttıran üretici, esnaf ya da aracıyı suçlayarak kendi sorumluluğunda olan paranın değeri üzerinden konunun tartışılmasını engelliyor.

Bir paranın değerinin nereden kaynaklandığını bilmeden, anlamadan bu konu hakkında yorum yapmak mantıklı olmaz, buna göre:

Geçmiş yıllarda para değerini içerdiği kıymetli madenlerden alırdı, para basan otorite belirli gramaj ve ayar garantisi vererek paranın standardizasyonunu sağlar ve paraya değer katardı. Standart olan bir para ile alışveriş çok daha güvenli ve rahat yapılabilirdi. Doğal olarak burada bir senyoraj hakkı ortaya çıkmaktaydı.

Senyoraj kelimesi para basma yetkisi anlamına geliyor. Kelime anlamını orta çağda senyörlerin para basma konusundaki yetkisinden alıyor. Bu çağlarda, paranın basım maliyeti ile piyasadaki değeri arasındaki fark senyörlere kaldığı için bu gelirler senyoraj geliri olarak isimlendirilmiştir.

Tarihsel süreçte para basma yetkisi kime geçti ise senyoraj yetkisi ve geliri de ona geçmiştir. Bu padişah, kral, imparator olabilir. Modern devlet sistemleri ile birlikte, teknik olarak senyoraj geliri elde etme hakkı sadece merkez bankalarına aittir. Devletler, para basma imtiyazını merkez bankasına devretmiş olsa da merkez bankası karını hazineye aktararak senyoraj gelirini almaya devam ederler.

Senyoraj geliri, paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazılı değer arasındaki farktır. Para basma yetkisini elinde tutan kurumun, bu yetkisi dolayısıyla para basarak elde ettiği reel gelirdir. Para stokundaki değişimin fiyatlar genel seviyesine oranı ile ifade edilir. Enflasyonun sadece para miktarındaki artışından kaynaklanması durumunda, senyoraj ve enflasyon vergisi birbirine eşit olur.

Tarihte kağıt paralara geçilmesi ile birlikte ilk başlarda para birimleri altın karşılığına bağlanmıştı, her otorite elinde tuttuğu altın miktarınca para basmayı taahhüt ediyordu. Sonra bu taahhüt tamamı ile ortadan kalktı.

Bugün itibari ile Türk Lirası dahil herhangi bir kağıt paranın altın yahut da başka bir kıymetli maden cinsinden bir karşılığı bulunmamaktadır. Kağıt paranın basıldığı kağıt haricindeki tek değeri itibari değeridir, kağıt para o parayı basma hakkına sahip olan otoritenin itibarı ile doğru orantılı olarak değer taşır ve değeri bu itibara bağlı olarak iner yada çıkar.

Kağıt para kullanımıyla birlikte ortaya çok ciddi bir senyoraj geliri çıktığı da açıktır, çünkü basılan paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazan değeri arasında çok ciddi bir uçurum bulunmaktadır. Örneğin, 200 TL’lik bir banknotun basım maliyetinin 5 lira olduğunu varsayalım. Bu durumda 200 TL’lik banknotun basılarak piyasaya sunulması sonucu elde edilecek senyoraj geliri 195 TL olacaktır.

Sonuç olarak kötü yönetilen ekonomilerde para değer kaybeder, para değer kaybedince de satın alma gücü düşer aynı mal ve hizmetleri satın almak için daha fazla para ödemek gerekir.

Buradaki sorunun paradan kaynaklandığını anlamadan, sorunu çözmek hiçbir şekilde mümkün değildir.

- Reklam -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz