Farkındalık Yolculuğu! Fark Et, Terk Et!

146

Koçluk eşittir farkındalık yolculuğu. Son zamanlarda çok sık duyduğumuz iki konudan bahsetmek istiyorum.

Birincisi koçluk, ikincisi farkındalık.

Ayrı iki konuymuş gibi bahsettiğime bakmayın, koçluk mesleğinin en kısa tanımı, bireyin kendine dair yaptığı bir farkındalık yolculuğu, ve koç da bu yolculukta danışana eşlik eden yol arkadaşı. Peki ne oldu da günümüzde bu kadar üzerine düşülen konular oldular?

Çevreme baktığım zaman büyük bir kargaşanın içinde kaybolan mutsuz insanlar topluluğu görüyorum. Bu mutsuz insanlar sabah erkenden uyanıyor, işlerine yetişmek için apar topar hazırlanıp evden çıkıyor ve yoğun bir trafiğin içine kendini bırakıyor. İşe geliyor, her zamanki günlük işlerini yapıyor, akşam olduğu zaman yorgun ve bezgin bir şekilde eve dönüş yolculuğuna başlıyor. Tekrar trafik… Eve varıyor, yediği yemeğin tadını almadan yiyor çünkü bir an önce uzanıp dinlenmenin derdinde. Yemek bitiyor, toparlanma derken saat geç oluyor ve yatıyor. Ertesi gün tekrar aynı senaryo… Ve ertesi gün… Ve ertesi gün…

Böyle kendi kontrolü dışında akıp giden bir hayatta kim mutlu olabilir ki?

Bir düşünsenize, yaşamak yerine mekanikleşmiş bir şekilde komutları yerine getirmek… Oysa ki biz insandık… Oysa ki insan istediği her türlü şeyi elde edebilme gücüne sahipti… Nasıl oluyor da insan, elinde hiçbir seçeneği yokmuşçasına rüzgarın estiği yönde savruluyor? Hiç durup düşündünüz mü? Eğer düşünmediyseniz bir ipucu vereyim, farkında değiliz!

Evet, yaşadığımız hayatın farkında değiliz! Etraftaki gürültünün veya sessizliğin, yaptığımız eylemlerinin ne olduğunun ve hangi amaca hizmet ettiğinin, duygularımızın, düşüncelerimizin, ne istediğimizin ve hepsinden daha önce kendimizin!

Farkındalık deyince en derinde kim olduğumuzun keşfine çıkmak gelir akla.

Onu bulduktan sonra etrafın, doğanın, nesnelerin, hayatın anlamlarının ne olduğunu anlayıp doğru seçimler yaparız.

Bütün bunların ışığında şöyle bir sıralama yapayım, bireyin kendinin farkında olması doğru seçimleri doğurur. Doğru seçimler, şimdiyi ve geleceği istenilen yönde tasarlamayı doğurur. Bu tasarlama, ulaşmak istediğin konuya dair başarıyı getirir. Başarı, büyük bir tatmin ve mutluluğu getirir ve hayatın geneline yayılır. Döngü… Hiç bitmeyen bir döngüden bahsediyorum.

Farkında olmayan bir kişi de aynı döngünün içindedir, yukarıda bahsettiğim rutinlik döngüsü tam da bunun işaretidir.

Bu durumda yeni bir soru beliriyor aklımda. Hayat her halükarda bir döngü ise siz hangi yöne giden döngüyü yaşamak istersiniz? Dümenin başında olduğunuz bir hayat mı yoksa dümeni başkasına bıraktığınız ve o nereye sürerse oraya gittiğiniz bir hayat mı? Cevapları bulmak bir süreçtir, uğraş gerektirir, üzerine ciddi düşünmeler gerektirir, kendini sonuna kadar açmayı ve itiraf etmeyi gerektirir, istemeyi ve vazgeçmemeyi gerektirir. Kısacası bir yolculuktur.

Eğer ki keyif alırsanız yolculuğunuzun her anı bambaşka tatlar yaşatır size.

Peki başka bir soru daha yöneltsem size? Bu yolculuğu tek başına mı yapmayı tercih edersiniz yoksa yanınızda bir yol arkadaşı ile mi? Eğer cevabınız tek başına ise, tebrikler aynen devam edin, harikasınız! Ancak cevabınız yol arkadaşı ile birlikte ise, koçluk ile tanışma zamanınız gelmiş demektir.

Koçluk, günümüzün belirsiz ve karmaşık ortamlarında, kişisel veya mesleki potansiyeli ortaya çıkaran, bireyleri daha fazla düşünmeye teşvik eden ve ilham veren bir süreçtir. Bir bakıma farkındalık çalışması da denilebilir.

Hayatın her geçen gün yenilikler sunması ile birlikte, insanların kendini fark etme ve daha ileriye taşıma isteklerinin artması neticesiyle birlikte koçluk da yaşantımıza dahil olmuş bir hale geldi. Bu sebep sonuç ilişkisinden doğan durum, gelecek dönemlerde ne istediğini bilen, hayatta amacı olan, kendine ve çevresine saygılı, mutlu, anın tadını çıkaran, kısacası hayatı yaşamaktan keyif duyan bireylerin varlığını getirecektir. İstedikten sonra her şey mümkün… Yeter ki ne istediğimizi bilelim…

Ne dersiniz böyle bir hayatı yaşamak güzel olmaz mı?