Faiz kuru zapt edebilecek mi?

0
61

Özelikle ekonomi öğrenmek isteyenlere ekonomiyi anlatırken hep “ekonomiyi yönetmek otomobil kullanmaya benzer” derim. Hakikaten de benzer otomobil kullanırken de yol, hava ve trafik durumu devamlı değişir, sizin elinizde direksiyon, gaz ve fren gibi araçlar vardır gerekli hallerde gerekli ölçüde bu araçları kullanarak aracınızın emniyetli bir biçimde menzile varmasını sağlayabilirsiniz.

Birisi kalkar da size “aman ayağını frenden kaldırma yoksa kaza yaparsın” derse ve sende ona uyarsan; doğru kaza yapmazsın ama herhangi bir menzile de varamazsın arabaya binme çaban anlamsız olur. Başka biri kalkar da “yahu korkma bas gaza, kökle biran önce varalım menzile” derse, birde üstüne yolda kar buz varsa ve bu sefer onu dinlersen; ilk virajda şarompole yuvarlanır, boynunu kırarsın.

Ekonomi yönetimi de işte tam da buna benzer elinde ekonomiyi yönetmek için para ve maliye politikası araçları vardır hal ve şarta göre bunları doğru yerde, doğru ölçüde kullanırsan ekonomiyi başarı ile yönetebilir “kalkınma” menziline varabilirsin.

Çağdaş ve demokratik bir ülkede ekonomi yönetimin başlıca hedefi kalkınmayı sağlamak olmalıdır ve uygulayacağı bütün ekonomi politikaları bu hedefe ulaşmayı amaçlamalıdır.

Tabi nasıl ki yol hali her şey olur; çığ düşer, heyelan olur, sel gelir ya da kazalar meydana gelirse ekonomide de benzer olaylar krizler görülebilir. Otomobil kullanan usta ve deneyimli şoförler bu tip beklenmedik olaylara karşı dikkatli ve hazırlıklıdır. Misal ileride bir kaza olur da önümdeki araç ani bir fren yaparsa bende kaza yapmayayım diye arada yeterli ve emniyetli bir mesafe bırakır tampon tampona sürüş yapmaz. Usta ve tecrübeli ekonomi yönetimleri de bu tip olağanüstü durumlar için tedbirli ve dikkatlidir, acemi yöneticiler gibi Merkez Bankası rezervlerini eksiye düşürmez, yahut da ihtiyat akçelerini yiyip bitirmez.

Birde otomobil kullanırken durmadan sağa sola sataşan, bağıran çağıran ve hatta küfreden sürücüler vardır ki, bunlar kendilerini çok iyi ve mükemmel bir sürücü zanneder trafikteki diğer sürücülere tahammül edemez, durmadan kavga çıkarır. Çoğu zaman da bunların yolculuğu menzilde değil, karakolda ya da mahkemede biter. Ekonomi yönetiminde de böylelerini zaman zaman görürüz, etraflarındakiler ile kavga etmekten menzili unutur bunlar.

Sanırım otomobil kullanmak ile ekonomi yönetmek arasındaki bu benzetmeme sizlerde katılırsınız.

Gelelim bu güne ve faiz meselesine bir kere hem dünya ve hem de Türkiye son derecede anormal ekonomik koşullar altındadır tabiri caizse yol buz tutmuş, çığ düştü düşecek. Normal durumlardaki yol ve yöntemler böyle bir durumda sökmez, işte sürücünün ustalığı da burada ortaya çıkar. Aman kaymayayım durayım derse çığ altında kalıp donup ölebilir, aman çığdan kaçayım der gaza basarsa uçuruma yuvarlanıp parçalanabilir, bu noktada karar vermek zordur, uygulamak ise çok daha zor…

Ekonomi zaten pandeminin etkisi ile donmuş durumda, siz enflasyon ve kurları kontrol etme gayreti ile faizleri yükseltirseniz donun etkisini arttırır sonuçta ekonominin tamamını buz kestirirsiniz. Sonuçta daralan ve duran ekonomi bir çok firmayı ödeme krizine sokar, zincirleme iflaslar, işsizlik ve gelirsizlik artar. Küçülen ekonomide vergi gelirleri daha da düşer pandemi koşullarında artan bütçe giderleri karşılanamaz ve sonuçta bütçe açıkları artar, kurlardaki yükseliş de sürer.

Faizlerin yükselmesi tüketimi caydırır mı? Elbette caydırır, lakin bu ithalatı ve döviz ihtiyacını pek de düşünüldüğü kadar düşürmez. Döviz ihtiyacının çok önemli bir kısmı döviz bazındaki dış borçlar ve bu borçlara ödenen faizlerden kaynaklanmaktadır. İthalatı bu gün sıfırlasanız bile bu borçları ödeyebilmek için döviz bulmanız gerekmektedir. Sadece Merkez Bankasının damat bey tarafından yakılan har vurulup harman savrulan rezervini eksi bakiyeden kurtarmak için bile 50 milyar dolara yakın kaynak gereken bir ekonomide faiz seviyesi kurları ciddi manada etkilemeyecektir. Alınan kararın etkisi üç gün olur, sonra hadi yeni bir faiz artışı yapalım denilir.

Faizlerin artışı Döviz Tevdiat Hesapları ile altın hesaplarını çözüp dolarizasyonu azaltır mı? Elbette hayır kur biraz düşünce piyasa “hah ucuz döviz buldum, nasılsa gene yükselir, 8,50’leri yeniden görür” diyerek dolara, altına koşar. Malum piyasada bir inanç vardır “dolar bir kere gördüğü seviyeyi er ya da geç muhakkak yeniden görür” denir.

Bu gün yapılması gereken pandemi koşulları yüzünden donmuş olan ekonomiyi ısıtmaya çalışmaktır, zaten bütün dünya da bunu yapıyor. Gerekiyorsa gerektiği kadar para basacaksın, enflasyonu ve kurların seviyesini hiç dikkate almayacaksın ekonominin buzu çözülecek, firmalar borç krizine girip iflas edip kapanmayacak, işsizlik ve gelirsizlik azalacak. Tabi bu çok bilgili ve tecrübeli kişilerce yönetilmesi gereken zor bir ekonomik operasyon, bu yöntem ile enflasyon epeyce yükselir ve hatta hiperenflasyon tehdidi bile ortaya çıkabilir. Dövize bağlı borçlar sorun çıkarır fakat bu borçların çok büyük bir kısmı ya doğrudan devlete aittir ve yahut da devletin kefil olduğu hazine garantisi verdiği yap işlet devret kökenli borçlardır, özel sektörü fazla da bağlamaz. Sonuçta devlet borçlarını ödeyemez,morotoryum ilan eder. Alacaklılar ile masaya oturulur yeni bir ödeme planında ve borç yapılandırılmasında anlaşılır, IMF’de destek atar sorun çözülür. Fakat bu bile kötünün iyisidir siz ekonominin buzunu çözemezseniz, mesele kangren olur, bir çok firma ölür, sonuçta üretim gücünüzü yitirirsiniz, gene de dış borç krizi çözülmeden kalır ve sonuçta IMF kapısına gitmek zorunda kalırsınız, demedi demeyin…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz