Kim ne der, hangi ‘ama’ eklentisiyle durum değerlendirmesi yaparsa yapsın, A Milli takımımızın, 2020 Avrupa Şampiyonası eleme grubunda ortaya koyduğu özlem duyulan performansı farklı bir yere çekmemeliyiz.

Dünya şampiyonluğu unvanını apoletinde taşıyan Fransa ve son yılların tartışılmaz biçimde yükselen değeri konumundaki İzlanda ile yarışan Ay Yıldızlı takım, başarı ve kalitesi tescilli teknik adam Şenol Güneş yönetiminde, ezber bozan bir performans ortaya koyuyor. Bir kere şu gerçeği dile getirmeliyiz. Bu takımla, çok iyi bir jenerasyon yakaladığımız net bir şekilde ortadadır.

Grupta oynadığı altı maçın beşini galibiyetle kapatan ve bütün maçlarında gol atma becerisi gösteren, kalesinde sadece iki gol görüp, Fransa’dan sonra en fazla gol atan takım Türkiye.

Geçtiğimiz milli maç haftasında önce içeride Andorra’yla oynadık. Her şekilde grubun en zayıf halkası olan rakibimiz önünde çok fazla pozisyon üretmemize karşın galibiyeti bitime birkaç dakika kala bulabildik. Sıkıntı ve korkudan tırnaklarımızı kemirdiğimiz maçta, Ozan Tufan’ın kafa golü tartışmasız ulusumuza derin bir “Oooohh” çektirdi.

Bu maçtan üç akşam sonra bu kez Moldova deplasmanındaydık. Gruptaki ilk maçımızda Eskişehir’de ağırladığımız rakibimizle bu kez Kişinev’de karşı karşıya geldik. Ay Yıldızlıların aynı tarifeyi bir kez daha uygulayıp dörtlediği Moldova önünde yüzde 76 gibi olağanüstü bir oranla topa sahip olduk. Bu tür sonuçlar, böylesine çarpıcı istatistikler doğrusunu söylemek gerekirse, çokça alışkın olduğumuz şeyler değil.

Şimdi önümüzde Ekim ayının ortalarında yapacağımız iki önemli mücadele var. Bunlardan ilki içeride çıkacağımız Arnavutluk maçı. Gruptaki en önemli rakiplerimizden, tek yenilgimizi aldığımız İzlanda’yı 4-2 yenen ve kocaman bir teşekkür borçlu olduğumuz Arnavutluk’la Şükrü Saraçoğlu’nda oynayacağız. Rakip sahada 2-0 mağlup ettiğimiz rakibimiz önünde, favori çıkacağımız karşılaşmadan üç puanla ayrılmamız gerekiyor. Diğer maç ise, Fransa deplasmanı. Oradan çıkaracağımız bir puan dahi, çok çok büyük bir olasılıkla takımımızı gruptan çıkarmaya yetecektir. Fransa maçını kaybettiğimizi varsaysak bile, gruptaki son iki maçta önce İzlanda’yı konuk edip sonrasında da A ndorra deplasmanına gidip, grup maçlarına nokta koyacağız. Yani takımımızın, arzu etmesek de, Fransa’ya kaybetme lüksü mevcut. Tabi ki Fransa’yı yenmemiz halinde de, mucizeler dışında gruptan garanti çıkarız.

Sözün özü, hem yapısal özelliği, hem futbolcu profili, hem de Şenol Güneş gibi taktir edilen bir teknik adamla bu işin altından kalkacağımıza inanıyorum. Bu nedenle medya da dahil, çıkan çatlak seslere aldırmadan, belki de tarihe geçecek bir performansla H grubundan çıkacağımızı, katılacağımız Avrupa şampiyonasında da iyi işler yapacağımızı umuyorum. Yolumuz açık olsun.

Kalın sağlıcakla…

Facebook Comments

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz