Son üç yıldır, “maliyetler pahalı, besicilik yapılmıyor, üretim yetersiz, vatandaş etsiz kalacak” diye feryatlar koparıldı.

Panik havası yaratılarak gece yarıları gümrük vergileri indirildi, Arjantin’in dağ köylerinden, Avustralya’nın çöllerinden büyük küçük baş hayvanlar getirildi, yetmedi “İslami kurallara uygun hazırlanmış etler” Rusya’dan, Fransa’dan, Sırbistan’dan taşındı. Fiyatlar düşmedi, birileri de bu işlerden büyük para kaldırdı.
Şimdi bakıyorsunuz, Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) depoları, 20 bin ton etle dolmuş, yer olmadığı için de 300 bine yakın hayvanın kesimi bekletiliyormuş. Bulunan parlak fikir bu etleri yakın komşu ülkelere pazarlamakmış. (Belki Katar alır). Bir anlamda yok diye getirdiğiniz etler elinizde kalmış, nasıl bir et yokluğu ise?
Biz başka bir öneride bulunalım: Bu et niçin getirildi? Memlekette besicilik toparlana, kendine yeterli hale gelene kadar ihtiyaç buradan sağlansın diye. Kimin parasıyla? Vatandaşın. O zaman et kimin hakkı? Tabii ki vatandaşın.

O zaman niye bekletiyorsun, niye vatandaşa vermiyorsun o eti? Çözüm şu:
Nasıl ki bazı günlerde “Kara Cuma, muhteşem, efsane Cuma” adıyla indirimli kampanyalar yapılıyor. Siz de örneğin, yılbaşında sofralar etle donansın diye 28 Aralık Cuma gününde “ey vatandaş; yılsonu, stokları boşaltıyoruz, ete koş ete” sloganıyla “Hayırlı Cuma indirim kampanyasını” ESK mağazalarında ve süpermarketler aracılığıyla yapın.
Sadece bir günlüğüne. Vatandaş koşsun, sabahın köründe etini alsın, çoluk çocuk bayram etsin, stoklar boşalsın. İki milyon kilo et anında tükenir, enflasyonun düşmesine de katkısı olur. Esasında indirime de gerek yok.

Arkadaş, sen bu eti kaç dolardan aldın? En pahalısı 3 dolardan. Bugünün değil aldığın günün kurundan süpermarketlerden rica et, (ne de olsa emir büyük yerden gelince her malın fiyatını düşüyorlar) eti vatandaşla buluştur, stok derdinden de kurtul. Sen stokçu değilsin ki vurgun vurasın? Ama nerede bu anlayış?

Bazı çevrelerin buna klişe cevabı hazır: bu fiyattan verirsek yurt içi üretici zarar görür. Bir günlüğüne niye zarar görsün ki? Besici kesim zamanı geçen hayvanları kış günü boş yere beslemekle zaten zararda. Vatandaşın da eti yıllarca saklayacak hali yok ya! Kısa sürede tüketecek, depolarda da yeni kesimlere yer açılacak.
Ama arka planda fiyatlar yükselsin diye bekleyenleri gücendirmemek, “önce onların ithal ettikleri satılsın” düşüncesi yatıyorsa, onu bilmeyiz. O zaman çekin eliniz soğancının yakasından. Stok soğan avı için verilen çaba, et için yapılsaydı belki de bugünlere gelinmezdi.
28 Aralık tarihine kadar üç hafta var, bu stokları vatandaşa “Et için hayırlı Cuma (Helal Cuma da olabilir)“ adıyla ulaştırın, hayra girin kardeşim. Gösterin milli iradenizi!

BU NASIL BAKIM?

Dünyanın ilk onu arasına girmeye hedefleyen bir ülkenin başkentinde hem de göbeğinde, yedi saat elektrik kesintisi olur mu? Türkiye ise olur. hem de kış gününde.
Sanırsız, bu bölgedeki yüksek gerilim hatlarına çığ düşmüş, teller kopmuş, onları onarıyorlar. Alakası yok, sadece trafo bakımı.
Neymiş planlıymış. Arkadaş planlarken en azından o günün hava durumuna bak. Olmaz, planlandı, kar, bora, fırtına dahi bakımı ve kesintiyi engelleyemez.
Vatandaş donmuş, işi gücü geri kalmış, hastası, bebeği varmış, yiyecekler bozulmuş, umurlarında değil. İllaki iki sigorta, üç bakır tel, yedi saatte değişecek.
Koca yaz neredeydiniz? Aralık olunca mı bakım yapmak aklınıza geldi? Üstelik aynı bölgede daha iki ay önce yine yedi saat kesintili bakım yapmıştınız.
Ya bakım yapmasını bilmiyorsunuz ya da vatandaşla alay ediyorsunuz ama iş zamlara gelince bol rakamlı faturayı anında eline veriyorsunuz. Öyle değil mi?

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.