‘ESNAF ÇÖKERSE, TOPLUM ÇÖKER’

0
181
- Reklam -

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, ülke ekonomisinin orta direği olarak adlandırdığı esnafın ekonomik buhran içinde olduğunu iddia ederek açıklamalarda bulundu.

ESMA ALTIN- CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, ülke ekonomisine yönelik açıklamalarda bulundu. Vatandaşların ekonomik buhran içinde olduğunu iddia eden Öztrak, esnafın durumuna dikkat çekti. Salgın döneminde esnafa destek yerine borç verilmesini eleştiren Öztrak; “Başka ülkeler gibi bütçeden destek vermek yerine, milli gelirimizin yüzde 10’u kadar, millete kredi verdi. Bunların üzerine salgında daha fazla borç vererek sorunları gizlemeye kalkınca, büyük bir buhrana sebep oldu. Bu ülkenin orta direği esnaftır. Dünyada da bu böyledir. Onun için gelişmiş ülkeler, pandeminin başında esnafına; ‘Al sana borç, bununla idare et’ demedi. Koca koca ülkeler, esnafına; ‘Salgında ne kaybettiysen hepsini bütçeden telafi ediyorum’ dedi. Çünkü bu ülkeler, orta direk çökerse tüm toplumun çökeceğini çok iyi biliyorlardı.” dedi.
‘ESNAF ÇÖKERSE, TOPLUM ÇÖKER’
Esnafların ülke ekonomisine katkısına dikkat çeken Öztrak, salgın sürecinde esnafların yaşadığı sıkıntıları gündeme getirerek sözlerine şöyle devam etti; “En son, Eskişehir’de bir kahveci esnafımız, 28 yaşındaki bir gencimiz Özgür Pehlivan. Salgın döneminde aldığı borçların altından kalkamamış. Ekonomik kriz, nu gencecik evladımızı hayattan bezdirmiş. Ömrünün baharında aramızdan koparıp almış. Salgında; ABD milli gelirinin yüzde 26’sını, İngiltere milli gelirinin yüzde 19’unu, Almanya milli gelirinin yüzde 15’ini doğrudan gelir desteği olarak vatandaşlarına dağıttı. Ama Erdoğan, bizim önerimizi dinlemedi. Onun yerine millete IBAN numarası atıp para istedi. Başka ülkeler gibi bütçeden destek vermek yerine, milli gelirimizin yüzde 10’u kadar, millete kredi verdi. Bunların üzerine, salgında daha fazla borç vererek sorunları gizlemeye kalkınca, büyük bir buhrana sebep oldu. Bu ülkenin orta direği esnaftır. Dünyada da bu böyledir. Onun için gelişmiş ülkeler, pandeminin başında esnafına; ‘Al sana borç, bununla idare et’ demedi. Koca koca ülkeler, esnafına; ‘Salgında ne kaybettiysen, hepsini bütçeden telafi ediyorum’ dedi. Çünkü bu ülkeler, orta direk çökerse, tüm toplumun çökeceğini çok iyi biliyorlardı.”
Salgın döneminde yapılan borçların üzerine gelen fahiş zamlardan dolayı esnafın daha da zor bir duruma düştüğünü iddia eden Öztrak, şunları dile getirdi; “Daha düne kadar dükkânına, 4 bin -4 bin 500 lira elektrik faturası gelen esnaf bugün 7 bin-7 bin 500 liralık elektrik faturalarıyla karşılaşınca, ne yapacağını şaşırıyor. Esnaf; ‘Ben sattığım kahveye zam yapmaya utanıyorum. Ama bana bu faturayı gönderenler, hiç utanmıyor” diye feryat ediyor. Erdoğan, yeme-içme ve eğlence mekânlarını, tamamen gözden çıkarmış. Zamlardan sonra, bu mekânların işleri yeniden çakıldı. Millette yiyecek, içecek, eğlenecek hal bırakmadı. Bu mekânlar nasıl ayakta duracak? Millet artık bırakın eşiyle dostuyla, dışarıda bir yemek yemeyi ve eğlenmeyi, evindeki tencereyi nasıl kaynatacak, kara kara onu düşünüyor.”
Yılbaşı gecesi yapılan zamların oranlarını eleştiren Öztrak, bir ürünün vergisinin ederinden fazla olmadığını, fiyatı belirlenen mallara iki katından fazla zam yapılamayacağını söyleyerek şunları ekledi; “ Yüzde 25 doğalgaz zammını, yüzde 127’ye varan fahiş elektrik zamlarını, akaryakıt zamlarını zincir marketler yapmadı. Stokçular yapmadı. Dış güçler yapmadı. Üst akıl yapmadı. Dolar çıkarken de, inerken de faturayı ödeyen hep milletimiz oldu.”
‘TÜRKİYE ENFLASYONDA ŞAMPİYONLAR LİGİNE GİRDİ’
Ülkedeki enflasyon oranlarının olağanüstü yükselişine dikkat çeken Öztrak, şunları ifade etti; “Türkiye, yüzde 36 tüketici enflasyonuyla dünyada enflasyonun şampiyonlar ligine girdi. Ülkemizin değerli akademisyenleri oturup hesaplamışlar. Yüzde 36’lık tüketici enflasyonunun, sadece 9 puanı yurtdışından. Geriye kalan 27 puanı tamamen içeriden kaynaklanıyor. ABD’deki enflasyon yüzde 7, Avrupa’daki enflasyon ise yüzde 5. Türkiye’de ise, tüketici enflasyonu yüzde 36, üretici enflasyonu yüzde 80. ABD’de, kişi başına düşen gelir 63 bin 413 dolar. Avrupa’da kişi başına düşen gelir 34 bin 149 dolar. Türkiye’de ise, kişi başına gelir 8 bin 597 dolar. Tablo çok açık; Türkiye’deki enflasyon, ABD’dekinin 5 katı, Avrupa’dakinin 7 katı. Ama Türkiye’de kişi başına gelir, ABD’nin yedide biri, Avrupa’nın dörtte biri.”
Ülkedeki ekonomik sorunlara ve vatandaşların sıkıntılarına o partili, bu partili demeden çare bulunması gerektiğini, milletçe çözüm yolları aranmasının önemini vurgulayan Öztrak, şunları belirtti; “Milletin vekilliğini yapanlar, milletin sesini dinlemekle görevlidir. Bugün ülkemizde açlık, işsizlik, yoksulluk o partili, bu partili dinlemiyor. ‘Geçinemiyoruz, zamları geri alın’ pankartı astı diye, Eskişehir Halkevine, 18 bin liralık idari para cezası yazdılar. Zamları yapanda kabahat yok. Ama ‘Zamları geri alın’ diye yazanda kabahat çok. Yaptığınız zamlar ortada, Milletin geçinemediği de ortada.”
Zamlar karşısında en çok mağdur olan gruplardan birinin de çiftçiler olduğunu iddia eden Öztrak, şunları aktardı; “Son bir yılda çiftçinin deposuna koyduğu mazotun fiyatı, 735 liradan bin 523 liraya sıçradı. Çiftçinin mazot masrafı bir yılda yüzde 107 arttı. Öğreniyoruz ki, Mazota yeni bir zammın eli kulağında. Litrede 40 kuruşluk fahiş bir zam yine yolda. Geçtiğimiz yıl bu zamanlar, bir çuval ÜRE gübresi 93 liraydı. Şimdilerde bir çuval gübrenin fiyatı 650 lira civarında. ÜRE gübresinin fiyatı da geçen yıla göre, yüzde 600 arttı. Bu zamlar çiftçimizi; AK Partili, MHP’li, CHP’li, İyi Partili, Saadet Partili, Demokrat Partili diye ayırmıyor ki. Tüm çiftçilerimizi ezip, geçiyor. Böyle giderse, Türkiye önümüzdeki aylarda, korkunç bir gıda krizini yaşayacak. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)’nin ambarlarını, ne kadar ithal tahılla doldurursanız doldurun, kar etmez.”
‘DEVLET HAZİNESİ ÖZEL BANKALARIN FAİZLERİNE KEFİL YAPILDI’
Kur korumalı mevduat uygulamasına değinen Öztrak, devlet hazinesinin özel bankalara kefil yapılmasını eleştiren Öztrak, şunları söyledi; “23 Aralık tarihinde, Merkez Bankasının açıkladığı dolar kuru, 11 lira 64 kuruş idi. Şimdilerde 13 lira 59 kuruş civarında. Kur hiç değişmese, 23 Mart tarihine kadar bu seviyede kalsa, bankaya 1 milyon yatıran biri, 167 bin 526 lira, dövize endeksli faiz alacak. Ticari banka, bu faizin sadece 42 bin 500 lirasını verecek. Geriye kalan 125 bin liralık faizi hazine ödeyecek. Yani banka 1 lira faiz veriyorsa, hazine bunun üstüne 3 lira da faiz desteği koyacak. Cumhuriyet tarihimizde ilk defa, devletin hazinesi, özel bankaların ödeyeceği faize kefil yapıldı.”
Geçtiğimiz gün İçişleri Bakanlığı Genelgesi ile PCR testi zorunluluğunun kaldırılması, bazı durumlar için tekrar zorunlu hale getirilmesi konusuna değinen Öztrak, sözlerine şöyle devam etti; “İçişleri Bakanlığı Genelgesiyle, aşısız kişilerden seyahat, etkinlik, işyeri ve okullarda istenen PCR testi zorunluluğu kaldırıldı. Bu, pandemiyle mücadelede, uluslararası kabul görmüş usullere, tümüyle aykırı bir uygulama. Zaten üzerinden 24 saat geçmeden de alınan karar dökülmeye başladı. Bir başka genelgeyle, kaldırdıkları bazı kısıtlamaları geri getirdiler. Şehirlerarası uçak seyahatlerinde kalkan PCR testi zorunluluğu geri geldi. Salgın yeni varyantlarla yeniden pik yaparken, bu karar nasıl alındı? 24 saatte genelge neden değiştirildi? Milletin sağlığı bu kadar ucuz mu? Elde PCR testi mi kalmadı? PCR testi için paranız mı kalmadı?”
‘ADALETE, HUKUKA VE GERÇEK DEMOKRASİYE İHTİYAÇ VAR’
CHP olarak, ülke için neler yapılması gerektiği hakkında görüşlerini paylaşan Öztrak, şunları dile getirdi; “Her şeyden önce ülkemizin, ‘Adalete, Hukuka ve Gerçek Demokrasiye’ ihtiyacı var. Yatırım olması için, iş olması için, aş olması için ülkemizde can ve mal güvenliği sağlanmak zorunda. Bunun için de; güçlendirilmiş demokratik parlamenter sisteme, bağımsız yargıya, millete ve onun meclisine hesap veren bir hükümete, milletvekilini milletin seçmesine, siyasi ahlak yasasına acilen ihtiyaç var. Biz diyoruz ki; ‘Cumhuriyetin İkinci Yüzyılında, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, adaleti ve hukuk devletini bu ülkede yeniden ayağa kaldıracağız. Kuvvetler ayrılığı ve demokrasiyle taçlandırılmış, yepyeni ve güçlendirilmiş parlamenter rejimi getireceğiz.’ Sonra; ekonomiyi sıcak parayla şişiren değil, üreterek, verimlilikle zenginleştiren bir büyüme stratejisine ihtiyacımız var. Bunun için; iç ve dış tasarrufları, üretime ve döviz kazandırıcı işlere yönlendirmeliyiz. Dijital ve yeşil ekonominin sunduğu fırsat ve imkânları, en etkili biçimde kullanmak şart. İşgücümüzün verimliliğini, ekonomimizin yarışma gücünü artıracak adımları, hızla atmalıyız. Eğitimi işgücü ihtiyacına göre ve dünyadaki ileri yetenekleri kazandıracak biçimde planlanmalıyız. En önemli servetimiz olan gençlerimizi, işsiz bırakma lüksümüz yok. Derhal Stratejik Planlama Teşkilatı kurulmalı. Ülkenin gerçek enflasyonu, işsizliği, geliri, borcu alacağı nedir? Bunlar derhal tespit edilmeli.”
Geçtiğimiz gün açıklanan 2021 bütçe verilerine değinen Öztrak, şu ifadeleri kullandı; “Hükümet 1 trilyon 346 milyar liralık harcama yetkisi almış. Ama yaptığı harcama 1 trilyon 600 milyar lira. Bütçe harcamaları alınan ödenekten fazla. Ek bütçe çıkarıldı mı? Hayır. Meclisin bütçe yapma hakkı, fiilen elinden alınmış durumda. Devlet böyle yönetilmez.”
‘DERHAL ESNAF BAKANLIĞI KURULMALI’
Esnafın ülke ekonomisi üzerinde önemli bir etkisi olduğunun altını çizen ve bu konuda atılması gereken adımlarla ilgili hedefleri ortaya koyan Öztrak; “Kamu ve özel kesim arasında, çağımızın şartlarına uygun yeni bir diyalog, yeni bir kurumsal işbirliği geliştirilmeli. Sağlık ve gıda gibi temel alanlarda, kamucu yaklaşımlarla ülkemiz kendi kendine yeterli hale getirilmeli. Devletin düzenleyici ve denetleyici fonksiyonlarından, en etkin şekilde yararlanılmalı. Esnaf Bakanlığı derhal kurulmalı. Ekonomik ve Sosyal Konsey düzenli olarak toplanmalı. Ekonomiyi istişareyle yönetmek gerekiyor. Yatırım iklimi şartlara göre sürekli geliştirilmeli. Teknoloji kullanımı ve istihdam arasındaki dengeye dikkat edilmeli.
Bir başka önemli ihtiyacımız, ‘Zenginliğini Hakça Paylaşan Türkiye.’ Kapsayıcı büyüme, kesintisiz ve hızlı büyüme için, hakça paylaşım, dünyanın da kabul ettiği bir husus. Adil bölüşüm için örgütlü toplum şart. Çalışma hayatına ilişkin normları, uluslararası standartlara getirmek lazım. Özel durumları nedeniyle, dışlanabilen kesimlere devlet sahip çıkmalı. Emeklilerimizin büyümeden pay alması sağlanmalı. Aile Destekleri Sigortasıyla, bu ülkede hiç kimse aç ve açıkta kalmamalı. Bu ülkede hiçbir çocuk, yatağa aç girmemeli.
Dördüncü ihtiyacımız ise; ‘Bozmadan, Yok etmeden, Kesintisiz Kalkınma.’ Yani ‘sürdürülebilirlik.’ Ekosistem hakkı, anayasal bir hak olmalı. AB’nin Yeşil Mutabakatına uyum, hem çevreye saygı hem de ihracatın sürdürülmesi için şart. Bunun için tamamen iklim değişikliğine odaklanmış, müstakil bir İklim Bakanlığı kurulmalı.” şeklinde konuştu.

- Reklam -