Eski kafaya yeni dönem

0
121

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı “ekonomideki yeni dönem” açıklamaları sonrası Türk lirası varlıklara olan talep arttı ve borsa rekor tazelerken, dolar ve altında sert bir düşüş görüldü.

Erdoğan’ın ekonomiyle ilgili yaptığı açıklamaların ardından dolar 7,80 ve euro ise 9,20 liraya kadar geriledi. Altının ons fiyatında bir gerileme olmamasına rağmen kurlardaki düşüşe bağlı olarak gram altının Türk Lirası fiyatı da düştü.

AK Parti Genel Başkanı Erdoğan yaptığı açıklamada, “Faiz sebep, enflasyon neticedir ve bunu başaracağız. İnşallah buradaki engeli aşarak enflasyonu daha da aşağı çekeceğiz. Bunun için en kısa sürede enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmekte, ardından kademeli olarak orta vadeli hedeflerimize doğru indirmekte kararlıyız” ifadesini kullandı.

İşin açığı piyasalar aşırı oynak, çok dikkatli olmak lazım. Konuşmasına baktığımızda Erdoğan yeni bir şey söylemedi, eski ve ekonomi bilimine aykırı faiz teorisini de tekrar etti. Piyasalar Merkez Bankası Başkanlığına ilk defa olarak hiçbir bankacılık kariyeri olmayan bir politikacının atanmasını bile görmezden geldi ki bu çok ama çok ilginç bir durum.

Hazine ve Maliye Bakanlığına atanan Lütfi Elvan da ekonomi kariyeri olan piyasalara güven verecek bir isim değil, sıradan bir politikacı. Adeta bürokrat seviyesinde yapılan bu iki atamanın piyasaları neden olumlu etkilemiş olabileceğini anlamak gerçekten de çok zor.

Erdoğan konuşmasının devamında Maliye ve Hazine eski Bakanı Berat Albayrak’ın alışıldık söylemlerini devam ettirdi ve ekonomide yeni dönem vurgusu yaparak, büyüme, istikrar ve istihdam odaklı bir seferberlik başlatılacağını söyledi. Vallahi ben bunun başlatılan ve sonuçsuz kalan kaçıncı seferberlik olduğunu unuttum, hatırlayan varsa beri gelsin bana da söylesin…

Erdoğan, ayrıca yeni Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal ile Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın atacakları her adımda kendilerinin yanında olduğunu da vurguladı. Kendi atadığına ve istediği zaman görevden alma gücüne haiz olduğuna da göre zaten başka bir şey söylemesi anlamlı olur muydu?

Erdoğan, sürdürülebilir ve güçlü büyümenin yolunun istihdam artışının, fiyat istikrarının ve enflasyonun kontrol altında tutulmasından geçtiğini söylerken, “Faizlerin en azından enflasyon seviyesinde tutulma mecburiyeti bu konuda verdiğimiz mücadeleyi zora sokuyor” dedi. Piyasalar bu cümleyi Erdoğan bir faiz artışına yeşil ışık yaktı olarak algılamış olmalı ki kurlar gevşedi.

Ayrıca konuşmasında “Ülkemizi riski az, güveni yüksek, kazancı tatminkar bir cazibe merkezi haline getirmekte kararlıyız. Makro ekonomik isitkrarı tahkim edeceğiz. İş ve yatırım ortamını daha cazip hale getirmek istiyoruz. Ekonomi yönetimi uluslararası yatırımcılarla yakın temas halinde olacak. Bu yatırımcılarla bir dizi toplantılar yaparak bizzat anlatacağız. Yapısal reformlar sürecek.” ve “Önümüzdeki dönemde ekonomi politikalarında güven ve kredibilite kazanımlarına daha fazla odaklanacak, ülke risk primini düşüreceğiz. Vatandaşlarımızdan, bireysel tasarruflarında milli paralarına güvenmelerini ve tercihlerini Türk Lirası’ndan yana kullanmalarını istiyorum. Rezervlerimizi güçlendirmenin yolu da TL’ye olan güveni artırmaktan geçiyor.” ifadelerini de kullanan Erdoğan’ın alışıldık bilindik şeyler dışında bir şey söylediğini iddia etmek mümkün değil.

Bana göre Erdoğan’ın konuşmasında ki en çarpıcı cümle Türkiye’nin maslahata uygun tedbirlerle yoluna devam etmesinin gayet tabii olduğunu belirterek, “Bunun için, yaşadığımız kritik dönemin ruhuna uygun şekilde, gerekiyorsa devlet ve millet olarak fedakarlık yapmaktan, acı da olsa doğru reçeteleri uygulamaktan kaçınmayacağız.” demesidir. Bu cümlenin sarfı, iktidarın bu pandemi döneminde IMF’nin ekonomik krizlere bulduğu klasik millete acı ilaç içirme reçetesinin bir benzerini uygulayacağını itiraf etmesidir.

Zannediyorum ki piyasalar iktidarın ortada bir ekonomik kriz olduğunu idrak ettiğini ve akabinde ekonomik tedbirler alacağını düşünerek bu konuşmaya olumlu bir şekilde tepki vermiş bulunuyor. Oysa konuşmanın bütününe baktığımızda Erdoğan’ın ekonomik görüşlerinde ciddi hiç bir değişiklik olmadığı, işlerin tabiri caizse eski tas eski hamam, yeni hamamcıyla devam edeceği görülmektedir.

Konuşmada Türk ekonomisinin en temel sorunu olan güven bunalımını ve bu bunalımı yaratan tek adam rejimini sonlandırmaya dair tek bir ibare dahi yoktur. Bin defa söyledim bu da bin birinci olsun; yatırımcılar akıllı insanlardır, paralarını asla bir adamın iki dudağı arasından çıkacak sözlere güvenerek bir ülkeye yatırmazlar. Demokratik bir hukuk devleti olmayan hiçbir ülkeye ciddi yatırım yapmazlar. Erdoğan ve Bahçeli tarafından tesis edilen bu tek adam rejimi değişmedikçe, bu ülkeye kimse yatırım yapmaz, borç vermez, demedi demeyin…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz