Son 2 haftadır yazılarımı aksattım. Çünkü hafta sonları hem yoğunluk vardı ve hem de Ankara dışında olmam gibi sebeplerle yazma fırsatım olmadı.

Bu hafta da yoğundu ama neyse ki Pazar akşamı evimdeydim. Yazmayı ve okuyucumu özledim. Çok şükür yazabildiğim için.

Pazar akşamüstüne kadar aklımda Burhaniye Belediyesi’nin düzenlediği 1. Kitap Fuarı’nı yazmak vardı. Hafta içinde orada yaptığım konuşmayı ve çok ilginç ortamı yazmak istiyordum. Pazar günü Erdoğan’ın önemli gördüğüm yine yanlış stratejiye dayalı konuşması devreye girince hangisini yazacağım konusunda tereddüt ettim. Güncel ve önemli olduğu için Erdoğan’ın Pazar günkü konuşması üzerine yorumumu sizin görüşlerinize sunmaya karar verdim.

Erdoğan, Cumhurbaşkanı yani devletin başı ve tüm yürütme erkinin başı olarak gittiği Bursa’da yaptığı konuşmada “Bugün tarih yazıyoruz” diyerek çok önemli 5 mesaj verdi.

Bunlardan 4’ü siyasi strateji ile beşinci ise bir kandırmacayı devam ettirme ile ilgili idi.

  1. “Faiz, döviz ve enflasyon düşecek” dedi.
  2. “MHP ile ittifakımız, güç birliğimiz devam edecek” dedi.
  3. “Fırat’ın doğusuna operasyon yapacağız” dedi.
  4. Kılıçdaroğlu’nu ve CHP’yi en az seçim dönemlerindeki kadar sert ve zalimane eleştirdi.
  5. Şehir hastaneleri, yol, köprü yapımlarından dolayı devlet kasasından para çıkmadığını söyledi.

Erdoğan’ın 5’inci madde de ki iddiası tam bir kandırmaca. Son 2 yıldır yap-işlet-devret veya KÖİ projeleri denilen bu işler için devlet bütçesine milyarlar konulduğunu herkes biliyor.

Ayrıca mesela İzmir-İstanbul o kadar pahalı ki, bir otomobil yakıt hariç 500 TL’den, bir kamyon 1300 TL’den fazla bir rakama gidip-gelebiliyormuş. Yani o yolun kullanılması hem lojistik maliyetleri dolayısıyla mal maliyetlerini artıracak, hem de turizm maliyetlerini millete acımasızca kesinlikle yükleyecek. Kimse bunları Erdoğan’a söylememiş anlaşılan…

Ben geri kalan 4 maddenin Erdoğan’ın Bahçeli ile yaptığı son görüşme sonrası kararlaştırdığı yeni bir stratejinin mahsulü olduğunu düşünüyorum.

Uzatmadan yazayım; Erdoğan erken seçim mesajı verdi. Belki de Kasım’da erken seçim…

Faiz, döviz ve enflasyonun düşmeyeceğini bir az ekonomi bilen herkes biliyordur. Çünkü düşmelerini gerektiren koşullar oluşturulamadı. Zaten açıklanan ve baskılanmasına rağmen artan Temmuz enflasyonu bile enflasyon hedefine ulaşılamayacağını gösteriyor. Ayrıca, ihracata yönelik bir üretim ekonomisi modeli oluşturulamadı. Ekonomik krizin önüne geçmek için kaynak temin edilemedi. Talimatla neden faiz, döviz ve enflasyon düşsün ki? Merkez Bankası’nın 425 baz puanlık kararı sonrası düşüşün sebebi FED’in aynı tarihlere denk düşen ve piyasalarca satın alınan faiz indirimi açıklamasıydı.

Erdoğan, faiz, döviz ve enflasyonun düşeceğini kararlılıkla söylerken erken seçim öncesi seçmenine biz ekonomiyi düzelttik/düzeltiyoruz mesajı veriyor. Peki, sonra faiz, döviz ve enflasyon yükselirse ne olacak?

Onu da düşünmüş; Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyon dolayısıyla dış güçlerin sözlerinde durmadıklarını ve güçlenen Türkiye’ye engel olmaya çalıştıkları için kumpaslar nedeniyle faiz, döviz ve enflasyonun yükseldiğini söyleyecek.

Sonra?

Sonrası şu; Fırat’ın doğusuna operasyon nedeniyle milli duyguları zirveye çıkarılmış bir seçmen kitlesinin karşısına çıkıp “Dış güçlerin tehdit ve oyunları ortada. Kılıçdaroğlu bile dış güçlerin adamı. Bu şartlar altında erken seçime gidiyoruz, bizi yani devletinizi desteklediğinizi göstermenizi bekliyoruz” diyecek. Kılıçdaroğlu ve CHP’ye şimdiden insafsızca yüklenmesinin sebebi de bu.

Bu kadar basit.

Bu stratejisi ile Abdullah Gül/Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu oluşumlarının önüne geçeceğini hesaplıyor sanırım, çünkü bu oluşumlar, Ak Partiden 5 puan dahi koparsalar başkanlık biter…

Erken seçim olacağı bence kesin. Ne kadar erken olacağına detay koşullar ve Erdoğan karar verecek.

Yalnız şu var; Erdoğan son dönemlerde sürekli hata yapıyor. İstanbul seçiminin yenilenmesi, Apo’nun seçim için devreye sokulması gibi kararlar sonuçta onun kararıydı. Ve yanlış kararlardı. Muhtemelen yine yanlış…

Üstelik Fırat’ın doğusuna asker gönderme kararı muhtemelen bir devlet kararı değil, bir Erdoğan kararı. Devlet kurumlarını ve devlet aklını hiçe sayan bir Erdoğan kararı… Fırat’ın doğusunda kiminle çatışacak? Sadece YPG/PKK mı? ABD ve İsrail ile. Hatta Rusya ile. Bu ülkelerle sıcak savaş iç siyasette kullanılacak kadar basit değil. Üstelik YPG’nin orada olmasını sınırımızı açarak, Davul-zurna eşliğinde yine Erdoğan iktidarı sağlamıştı. 

Ancak, bu strateji sadece Erdoğan ve partisi için değil tüm Türkiye için yanlış. Zira ekonomi için şimdi önünde seçime 4 yıl varken çare bulamayan, seçim sonrası daha da beter hale gelmiş, daha da çökmüş bir ekonomi için hiç çare bulamaz. Zaten, Erdoğan’ın kendi partilileri nezdinde de inandırıcılığı ve güvenirliliği sürekli düşüyor.

Takipteyiz, tatilde değil…

Hayırlısı…

Facebook Comments

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz