ERDOĞAN’IN ÇİFTE STANDARDI

0
17

AKP Genel Başkanı Erdoğan, TRT Haber canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunmuş ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 1992 ile 97 arasında görevde bulunduğu SGK dönemini hatırlatarak, “SSK’yı batırdın sen değil misin Sosyal Sigortalar Kurumu hastanelerinde insanların morglarda öldüğü dönemin sorumlusu sen değil misin?” diye konuşmuştu.

İnsanların morgda ölmediğini, ölen insanların morga getirildiği gerçeğinden bile bihaber olan, morg konusunda bile işe bu kadar tersten yaklaşan Erdoğan’ın ülke ve ekonominin gerçeklerinden ne kadar haberdar olduğunu, ekonomi ve ülke gerçeklerine ne kadar tersten yaklaştığını bir tarafa bırakalım ve gelelim Erdoğan’ın çifte standardına…

Erdoğan aynı programın devamında Türk Lirasından 6 sıfır atılmasına dair Ali Babacan’a yönelik konuşarak, şu ifadeleri kullanmıştı: “Benim de yakın çevremde birçok insan bunları geçmişte de savunmadılar. Biz 6 sıfırı atıyoruz dediğimizde, ‘Taksim Meydanı’nda anırırım’ diyenler vardı. En yakınımda olanlardan bile, şu anda o da siyasette, ‘kurmayacağım’ dediği halde parti de kurdu. Şimdi 6 sıfır attık diye övünmeye başladı. Ne sen attın ya? Dönemin başbakanı olarak ben attım. Benzer birçok ekonomik kararın altında benim imzam var. Sen benim bakanımsın. Buna benzer birçok şeyler yaşadık.” Dedi ve paradan 6 sıfır atılması operasyonunun tüm başarısını kendine mal etmeye çalıştı.

- Reklam -

Doğal olarak Erdoğan’ın bu göndermesine Deva partisi Genel Başkanı Ali Babacan son derecede sert bir yanıt verdi ve “6 sıfırın atılması, benim sorumluluğum altında, o gün bağımsız olan Merkez Bankası ile Hazine Müsteşarlığı’nın ortak çalışması sonucu gerçekleştirilen bir reformdur. Paradan altı sıfırın atılacağını Türkiye benden duydu. Talimat Erdoğan’dan gelse, bunu duyurma fırsatını, bu büyük müjdeyi halkına verme fırsatını hiç kaçırır mı? Yeni paraları tanıtma törenini Merkez Bankası’nda yaptık, Sayın Erdoğan’ı da o törene davet ettik. Bugün paradan altı sıfır atma gibi bir operasyon olsa, bunun yeri Külliye olur. Kaçırılır mı böyle bir fırsat? Ekonomik kararların altında benim imzam var, diyor. O günkü Merkez Bankası bağımsız… Kararlarının altında başbakanın imzası olmaz. Merkez Bankası’nın bağımlı olması son birkaç yıllık süreç. Zaten o günlerde başarının nasıl elde edildiğini, millî gelirin 3 bin 500 dolardan 12 bin 500 dolara, ihracatımızın 36 milyar dolardan 132 milyar dolara nasıl çıktığını gerçekten anlasaydı bugün bu vahim hataları yapmazlardı. Neden bizler ayrıldıktan sonra ekonomi tepetaklak yuvarlanıyor? ‘Benim imzam var’ diyor, şu an gene kendi imzası var. Kalem aynı, imza aynı. Atsın o imzayı.” Dedi.

İki eski partidaşın bu atışmasını bir kenara bırakıp Erdoğan’ın iş bir başarıya gelince konuyu nasıl kendine mal ettiği, iş başarısızlığa gelince sorumluluğu nasıl üstlenmediğini ona, buna, dıj güçlere falan attığını hepimiz biliyoruz.

İş geçmiş yıllarda SSK’da yaşanan sorunlara geldiğinde ise Erdoğan kendi söylemine yüzde yüz aykırı, büyük bir çifte standart içeren laflar ediyor SSK’yı Kılıçdaroğlu batırdı deyip duruyor. Ama kimse de çıkıp yahu sen böyle diyorsun da Kemal Kılıçdaroğlu 1992 ile 97 arasında SGK Genel Müdürü olarak görev yaptı, üstünde müsteşar, bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı var, sosyal sigorta sistemi ile ilgili kanun ve düzenlemeleri TBMM yapıyor, bütçeyi TBMM tahsis ediyor, bir Genel Müdür SGK’yı batırabilir mi? Diye sormuyor.

Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve yahut da Sağlık Bakanlığı onca harcama yapıp nasıl batmıyorsa devletin bir kurumu olan SSK’da öyle batmaz diyen de yok.

SSK ile ilgili bir başarısızlık ya da başarı varsa Erdoğan’ın söylemine göre bu başarı da başarısızlık da dönemin başbakanına aittir, bir bakana, müsteşara ya da genel müdüre ait olmaz değil mi?

Peki, Erdoğan işine geldiği zaman sorumluluk da başbakanındır başarı ya da başarısızlık da başbakanındır diyorsa SSK’da olan bitenden niye bir Genel Müdürü sorumlu tutuyor?

Genel Müdürün görevi sadece mevcut kanun ve nizamı uygulamaktan ibaret değil midir?

Sizlere soruyorum Erdoğan’ın bu söylemi çok büyük bir çifte standart olmuyor mu?

O zaman Erdoğan’ı bu çifte standart içeren, anlamsız söylemden vazgeçmeye çağırmak hakkımızdır…

- Reklam -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz