Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bolton’un İsrail’den verdiği mesajı bizim kabullenmemiz, bunu yutmamız mümkün değil. Teröre yeni bir tarif mi geliştirdiniz? Böyle bir şey olamaz. Nereden çıkarsa çıksın, eğer teröristse gereğini yaparız ve bu konuyla ilgili olarak John Bolton, çok ciddi bir yanlış yapmıştır. Bizim bu noktada taviz vermemiz mümkün değil. Suriye’deki terör koridorunda yer alanlar, gerekli olan dersi alacaklar” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında konuştu. Her yerde olduğu gibi Meclis’te de safların netleştiğini vurgulayan Erdoğan, “Bir taraftan AK Parti ve onunla ülkenin, milletin, devletin kalımıkonusunda beraber yol yürüyen MHP ile yerli-milli duruş sahibi kesimler var. başka yanda ise ana muhalefet partisi ve artık onunla aynı yolda yürüdüğü aşikar hale gelen bölücü teşkilat idaresindeki partiyle aynı yapılar var. Milletimiz işte bu net fotoğraflar arasında tercih bir yapacaktır. Biz ülkemizde yerli-milli siyasetin karşılığının yüzde 100 olduğuna inanıyoruz. 31 Mart seçimleri sürecinde geçmişte kimin hangi partiye oy verdiğine bakmaksızın milletimizin her bir ferdine ulaşıp, kendimizi ifade etmeliyiz. İşte bunun için gönül belediyeciliği diyoruz” diye konuştu. 

“BURADA ‘BEN’ YOK ‘BİZ’ VAR” 

‘Cumhur ittifakı’ ile cumhuriyet tarihinde ilk defa yerel seçimde gizli kapaklı olmadan, berrak ittifak yapıldığını kaydeden Erdoğan, “Burada bir şeyi çok açık net söyleyeceğim. Teşkilatımın bütün mensuplarına sesleniyorum. Yapmış olduğumuz bu ittifak konusunda her şeyden önce bütün teşkilat mensuplarımızın, partimizin MKYK’sının, MYK’sının almış olduğu kararlar ve yaptığımız istişareler sonucunda verdiğimiz kararlara saygı duymasını özellikle rica ediyorum. Bizler bu yürüyüş esnasında özellikle kaybetmeyi değil, ‘cumhur ittifakı’ olarak kazanmaya karar vermiş bir davayız. Bunu bu şekilde bilmenizi istiyorum. Onun için de aramızdaki bu bağları hiç kimse zayıflatma yoluna gitmesin, kimse de kalkıp ‘ben’ diye hareket etmesin. Burada ‘ben’ yok, ‘biz’ var. Herkes buna uysun” dedi. 

‘SIKINTININ KAYNAĞI PARTİNİN BAŞINDAKİ ZAT’ 

“Karşımızda Sayın Bahçeli’nin ifadesiyle zillet ittifakı, benim ifademle illet ittifakı var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart’ta yapılacak seçimden zaferle çıkacaklarını vurgulayarak, şunları söyledi: 

“Bugün Türk siyasetinin en önemli sorunu, ana muhalefet; daha doğrusu sorun, ana muhalefetin iktidara talip bir siyasi organizasyon gibi değil de marjinal bir teşkilat gibi davranıyor olması. Bu partinin teşkilatında, seçmenleri arasında elbet ülkesinin ve milletinin çıkarını düşünen pek çok kişi vardır. Yerli ve milli duruş sahibi CHP’lileri tenzih ederek söylüyorum; bugün CHP yönetimi maalesef cumhuriyetçilikle de milletçilikle da demokrasiyle de tarihimizle de kültürümüzle de uzaktan yakından alakası olmayan bir zihniyetin eline geçmiştir. CHP yerinekonuşan, ahkam kesen bazı isimlerin yaptıklarına baktığımızda kimi zaman acı acı gülümsüyor kimi zaman candan içe üzülüyor kimi zaman öfkeleniyoruz. Tabi sıkıntının ana kaynağı, bu partinin başındaki zattır. Ön tekerlek nereye giderse arttakiler de onu izler. Bu adamsorsanız demokratlığı hiç kimseye bırakmaz, ağzını her açtığında Batı ülkelerinden örnekler verir; fakat kendisi genel başkanlık koltuğunda oturmuş olduğu 9 yılda, 9 seçim kaybetmesine rağmen oraya çivilenmiş gibi yerinden kıpırdamaz. Hatta öyleki garanticidir ki koltuğunu riske atmamak için cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmaya bile cüret edemedi, edemez. Buna karşılık konu iftiraya, yalana, hakarete gelince aslan kesilir.” 

‘GERÇEK DEMOKRAT GİBİ SİYASET YAPMAYA İKNA EDEMEDİK’ 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı kazanılmış olduğu davaların bulunduğunu, daha gelecek olanlar da olduğunu kaydeden Erdoğan, “Can çıkar, alışkanlık çıkmaz misali; hangi yola başvurursak vuralım, bu adamı gerçek bir demokrat gibi siyaset yapmaya ikna edemedik. Bu süreçte dikkatimizi çeken diğer konu da CHP’nin başındaki adamın ve kimi belediye başkanlarının içindeki Bizans aşkı oldu. CHP’nin başındaki adamın öve öve bitiremediği seyahat olaylarında duvarlara ne yazıldığını hatırlıyorsunuz değil mi? Duvarlara ‘Zulüm 1453’te başladı’ sloganı yazıldı. Ankara’daki Malazgirt 1071 Bulvarı’nı protesto ederken Bizans askeri kıyafeti giyinen provokatörleri savunan da bu zattı. CHP’li Edirne Belediye Başkanı’nın astığı posterler konuşuldu. Serhat şehri Edirne’nin adını bir kenara bırakıp, Bizans dönemindeki ismiyle hazırlanan afişler, CHP zihniyetinin yeni tezahüründen diğer bir şey değildir. Bu heykeldeki Kıbrıs Türkü temsilcisinin yüzünün tahrip edilmiş olması da ayrı bir garabet örneğidir” dedi. 

‘GAZİ’NİN KASTETTİĞİ, 16 YILDIR YAPTIKLARIMIZ’ 

CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayının, Kıbrıs’la alakalı yaptırdığı heykele, adadaki bütün Türklerin katledilmesini savunan Rum lideri koymasının da aynı zihnin eseri olduğunu kaydeden Erdoğan, şu şekilde devam etti: 

“Sorsanız bu yaptıkları işi merhum Gazi Mustafa Kemal’in ‘Yurtta barış alemde sulh’ sözüyle açıklama etmeye kalkarlar. oysa Gazi bunlara ‘yurtta sulh’u ‘Ülkenizin hasımlarını yücelterek yapın’ dememiştir. Tam aksine Gazi’nin kastettiği şey, tam da 16 senedir yaptığımız şeylerdir. Biz ‘yurtta sulh’u sloganla değil demokrasimizi ve ekonomimizi güçlendirerek özellikle müdafa sanayimizi, ordumuzu, sınır güvenliğini tahkim ederek sağlayabileceğimizi biliyoruz. Eğer Gazi’nin ‘Yurtta barış alemde sulh’ ifadesi devamlı olarak geçerliliğini savunsaydı Çanakkale’yi nereye koyacağız? Kocatepe’yi nereye koyacağız? Orada Gazi kimlerle ne için savaştı? O zaman gelin, bunu da açıklama edin.” 

‘BAY KEMAL GEÇEMEZ’ 

İstanbul Boğazı’na köprü yapılmasını gündeme getiren Nuri Demirağ’ın, kendisini engellemiş olan devrin Başbakanı İsmet İnönü ve imarlık Bakanı Ali Çetinkaya için “Gelecekte köprü yapılırsa üzerine İnönü ve Çetinkaya geçemez” diye yazılmasını vasiyetname ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Herhalde ben de bir vasiyetname yapabilirim, ‘Bay Kemal geçemez'” dedi. 

‘SUUDİ ARABİSTAN’A GİDİN, DEMEK FAŞİSTLİĞİN EN SEFİL HALİ’ 

“Bu ülkenin meşrebi ve duruşu aşikar olan Cumhurbaşkanı’nı bira içmeye, Mozart dinlemeye zorlamak, faşistliğin dik alasıdır” diyen Erdoğan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: 

“Bu ülkenin başlı hanımlarına ‘Suudi Arabistan’a gidin’ demek, faşistliğin en sefil halidir. İşte son olarak biliyorsunuz, şurada 2- 3 gün önce bir konserden çıkan başı açık, örtülü kızlarımıza orada gelip bu biçimde sataşıp ‘Suudi Arabistan’a git, burada ne işiniz var?’ diyenlerin halini düşünün. Sanatçıymış. Dert başka. Ne derseniz deyin; bu ülkede insanların hayat eşkali ile uğraşan, CHP zihniyetidir. AK Parti, tam bilakis bu ülkede hayat cinslerini güvence altına alan bir siyasi zihniyettir. Bu milleti ‘bidon kafalı’, ‘göbeğini kaşıyan adam’, ‘makarnacı’, ‘kömürcü’ diyerek, ‘Dağdaki çobanın oyuyla benimki bir mi’ diye aşağılayanların faşistliği lime lime üzerlerinden dökülmektedir. oysa demokrasilerde her insanın kültürüne, inancına saygı duymak esastır. Türkiye’de yalnızca bu faşistler insanları ‘içki içenler’, ‘içmeyenler’; ‘başı örtülüler’, ‘açıklar’ , ‘sakallılar’, ‘sakalsızlar’ diye ayırıyor. Yıllardır ağızlarından düşürmedikleri hayat biçimi dayatması yalnızca bu faşist CHP zihniyetine mahsustur. Bizim inancımız da adetimiz de bu dayatmaya izin vermez.” 

‘ELEKTRİK FATURASI’ VE ‘KREDİ KARTI BORCU’ AÇIKLAMASI 

AK Parti iktidarlarının en büyük özelliğinin, toplumsal devlet olmanın bütün gereklerini yerine getirmesi olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Düzenli toplumsal yardım alan, gereksinim sahibi vatandaşlarımızın aylık 150 kilovat saate kadar elektrik tüketimlerini devlet olarak biz üstleniyoruz. Bu kapsamda ortalama 2,5 milyonun üstündeki hanede her ay ortalama 80 liralık elektrik faturasını devlet karşılamış olacak. Bir başka önemli müjdemiz, kredi kartı borcunu ödemekte engel çeken vatandaşlarımızadır. Bu yurttaşlarımıza mevcut borçlarını daha kolay ödeyebilmeleri için olanak sağlıyoruz. Ziraat Bankası aracılığıyla ödeme güçlüğü yaşayan vatandaşlarımızın kredi kartı borçları tek bir çatı altında toplanacak. Vatandaşımız hangi bankaya kredi kartı borcu olursa olsun, Ziraat Bankası’ndan alacağı krediyle borcunu kapatacak. Sonra çok uygun koşullarda ister 24, ister 60 ay vadeyle aylık gelirine uygun biçimde bu borcunu ödeyecek” diye konuştu. 

‘PKK/PYD/YPG KÜRT KARDEŞLERİMİN TEMSİLCİSİ OLAMAZ’ 

Türkiye olarak Suriye sorununda başından beri barbarı tutum içinde olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: 

“Bu krizin en büyük insani yükünü biz üstlendik. Suriye’deki terör örgütlerine karşı gerçek manada mücadele eden ve başarı kazanan tek ülke Türkiye. Kahraman askerlerimiz tarafından söndürülen DEAŞ balonu yardımıyla Suriye, çabucak bu beladan kurtulma sürecine girdi. ancak Bolton’un İsrail’den verdiği mesajı bizim kabullenmemiz, bunu yutmamız mümkün değil. Bunlar; bu ülkede benim Kürt vatandaşım kimdir, YPG/PYD/PKK bunlar kimdir, herhalde bu tarz şeyleri tanımıyor. Hiçbir zaman PKK/PYD/YPG terör örgütleri benim Kürt vatandaşlarımın, kardeşlerimin temsilcisi olamaz. Amerika eğer bu tarz şeyleri ‘Kürt kardeşlerimiz’ olarak değerlendiriyorsa burada çok ciddi bir yanılgı içindeler. Biz bu terör örgütü mensuplarını ister Kürt ister Arap ister Türklerin içinden çıkmış olsun eğer teröristse gereğini yaparız, hakkından geliriz. Yani terörist olacak ‘E bunlar Kürt, bunlara dokunmayın’. Böyle bir şey yok, yok bu şekilde bir şey. Teröre yeni bir tanım mi geliştirdiniz? Böyle bir şey olamaz. Nereden çıkarsa çıksın, eğer teröristse gereğini yaparız ve bu konuyla alakalı olarak John Bolton, çok ciddi bir yanlış yapmıştır. Kim bu biçimde düşünüyorsa onlar da yanlış içinde. Bizim bu aşamada ödün vermemiz mümkün değil. Suriye’deki terör koridorunda yer alanlar, zorunluluk olan dersi alacaklar. Bizim için YPG/PYD/DEAŞ arasında en küçük farkyoktur.” 

‘ÖNEMLİ MESAFE KATETMİŞ DURUMDAYIZ’ 

Zeytin Dalı Harekatı’yla diğer bir oyunu bozduklarını dile getiren Erdoğan, şu şekilde konuştu: 

“Rusya ve İran’la vardığımız anlaşma yardımıyla İdlib’de yeni bir insani krizin yaşanmasını engelledik. Münbiç’te uzun süre Amerika tarafından oyalandık hala oyalanıyoruz ancak önemli bir mesafe katetmiş durumdayız. Aynı biçimde Fırat’ın doğusundaki terör yapılanması konusundaki kararlılığımızı bütün dünyaya gösterdik. ABD Başkanı Sayın Trump ile 14 Aralık’ta yaptığımız telefon görüşmesi, bu bakımdan tarihi bir dönüm noktasıdır. Bu görüşmede Sayın Trump’a Münbiç ve Fırat’ın doğusundaki terör örgütüyle yürüttükleri ortaklıktan duyduğumuz memnuniyetsizliği açık bir üslupla ifade ettim. Kendisinin bu işbirliğinin DEAŞ’ın yerdeki varlığıyla ilişkilendirmesi üzerine bunun için PKK’ya ihtiyacı olmadığını Türkiye’nin ÖSO ile birlikte bunu halledebileceğini de ifade ettim. Bu teklifimiz üzerine Sayın Trump, kendisinin çekilme niyeti olduğunu DEAŞ’ın kalan faktörlerle mücadeleyi Türkiye’nin üstlenmesi durumunda bunu hemen yapabileceğini ifade etti.” 

‘TERÖRİSTLERİN HAKKINDAN GELMEK BOYNUMUZUN BORCU’ 

Amerikan yönetimleri ile daha önce yaşanmış olan bir durumun, bu görüşmenin sonrasında tekrar karşılarına çıktığını kaydeden Erdoğan, “Biz Sayın Trump’la net anlaşmaya varmış olmamıza rağmen yönetimin farklı aşamalarından farklı sesler gelmeye başladı. Sayın Trump’ın Suriye konusuna bakış açısı ve buradan çekilme konusundaki kararlılığı bizim referans noktamız olmaya devam ediyor. Biz Sayın Başkan ile vardığımız anlaşma gereğince Suriye’de hala etkinlik gösteren DEAŞ faktörlerine yönelik bir askeri harekat için hazırlıklarımızı büyük seviyede tamamladık. Aynı biçimde DEAŞ’la beraber PYD/YPG gibi bu terör örgütlerine yönelik aşamalarımızı atmakta kararlıyız. çok yakında Suriye’deki bu terör örgütlerini etkisiz hale getirmek suretiyle harekete geçeceğiz. Bu mücadelemize engel olmaya çalışan teröristler olursa onların hakkından gelmek boynumuzun borcudur. Sınırlarımızın dibinde ülkemize yönelik hazırlık yapan bir terörist güruhuna izin vermemizi bekleyenler var ise şimdiden onlara yanıldıklarını söylemek istiyorum” diye konuştu. 

‘HANGİ KÜRT’Ü ÖLDÜRDÜK TERÖRİSTTEN BAŞKA?’ 

Suriye sorununda Türkiye’nin inisiyatifi arttıkça yeni yalanlar ve çarpıtmaların tedavüle sürülmeye başlandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: 

“Türkiye’nin Suriye’deki Kürtleri katledeceği iftirasını ortaya atanlar esasen sorunun gerisindeki gerçeği çok iyi biliyorlar. Bu söylemin amacı Suriye’deki duruma yakından vakıf olmayanların kararlarını ve milletlerarası kamuoyunu etkilemektir. Biz canlarını ve geleceklerini kurtarmak için Suriye’den ülkemize gelen hiçbir kişiye dinini, kökenini, meşrebini sormadık; sormayız. Şu anda Kobani’den ülkemize gelen 200 bin Kürt kardeşimizi bu ülkede kim barındırıyor? Batı mı barındırıyor? Bir diğeri mı barındırıyor? Onlar şu anda bizim güvenlik şemsiyemizin altında yaşıyorlar. Bunu görmeyeceksin, ‘Kürtleri öldürmeyin’ diyeceksin. Hangi Kürt’ü öldürdük teröristten başka? Teröristleri katletmek için ne gerekiyorsa yaparız. Cudi’ye de Gabar’a da Tendürek’e de gireriz ve gereğini yaparız. Ne dedik? ‘İnlerine gireriz’ ve giriyoruz. Bizim için yerimizdeki her bir insan bin senedir aynı ekmeği yediğimiz, aynı suyu içtiğimiz, aynı sevinci, acıyı paylaştığımız kardeşimizdir. Türkiye hiçbir yere bir toplumu veya masum insanları yok etmeye gitmez. Türkiye yalnızca yaşatmaya, huzur vermeye, itimatsağlamaya, kalpleri fethetmeye gider. Tek istisnamız teröristler, terör örgütleridir. Suriye’de Türkiye’nin Kürtleri amaç almış olduğu yalanı; en alçak, onursuz, çirkin, adi iftiradır.” 

Erdoğan, konuşmasını Ankara’da öğrencisi tarafından öldürülen araştırma görevlisi Ceren Damar’a Allah’tan rahmet dileyerek bitirdi. 

‘BOLTON’UN MUHATABI, İBRAHİM KALIN BEYDİR’ 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, grup toplantısının sonrasında gazetecilerin sorularını cevapladı. Erdoğan, “Beyaz Saray Güvenlik Danışmanı Bolton ile sebep görüşmediniz?” sorusu üzerine, “Bolton’un muhatabı, İbrahim Kalın beydir. zorunluluk olsa görüşecektik; fakat zorunlulukolmadı. Bizim de yoğun mesaimiz var” dedi. 

ABD Başkanı Donald Trump’la telefon görüşmesi olup olmayacağı da sorulan Erdoğan, “Trump’la her an görüşebilirim” diye cevap verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya seyahatinin ertelendiğini de söyledi. 

“500 VE ÜZERİ SİGORTALI ÇALIŞTIRAN İŞYERLERİ İÇİN 3 PUAN DESTEĞİ 5 PUANA ÇIKARTIYORUZ” 

Erdoğan, “Sigorta prim teşviki uygulaması kapsamında 500 ve üzeri sigortalı çalıştıran işyerleri için 3 puan desteği 5 puana çıkartıyoruz” dedi.

FACEBOOK YORUMLARI

SONSÖZ YORUMLARI

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen adınızı girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.