Erdağı: Pandemi sivil havacılık sektörünü yerle bir etmiştir

0
181

Pandemi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sivil havacılık dahil birçok sektörün olumsuz olarak etkilenmesine neden oldu. Sivil Havacılık çalışanları bu durumdan en çok etkilenenler arasında.

Esma ALTIN/ANKARA

Sivil Havacılık sektörünün pandemi nedeni ile olmusuz etkilendiğini ifade eden Doğru Parti Genel Başkan Yardımcısı Oktay Erdağı konu hakkında görüşlerini gazetemize açıkladı.

Korona Virüs salgını ortaya çıkmadan önce Türk sivil havacılık endüstrisinde büyük bir hareketlilik olduğunu kaydeden Erdağı şunları aktardı; “1983 yılında yayımlanan ve havacılık tarihinde bir dönüm noktası olarak da kabul edilen, ‘2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’yla özel sektöre de havayolu ve havaalanı kurma ve işletme yetkisi verilmesi ve 2003 yılında hava taşımacılığında iç ve dış hatlarda başlatılan serbestleşmeye müteakip Türk sivil havacılık endüstrisi sürdürülebilir  bir büyüme yakalayarak gerçekten de çok iyi bir noktaya gelmişti. Ancak,  geldiğimiz noktada Aralık 2019 yılı sonunda Çin’de başlayıp, İran, İtalya ve Fransa’yı etkisi altına aldıktan sonra şu anda başta Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve tüm Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dünyaya yayılan Korona Virüsü dünya ve Türk sivil havacılık endüstrisini savurarak yerle bir etmiştir. Yaşanmakta olan Covid-19 krizinden önce başta pilot, mühendis, teknisyen, hava trafik kontrolörü, kabin görevlisi dispatch gibi ülkemizin en yetişmiş kalifiye personeli olmak üzere 240 bin uzman personelin istihdam edildiği havacılık endüstrisinin yıllık cirosu 40 milyar dolara ulaşmıştı.”

Türk  sivil havacılık endüstrisinin mevcut kapasitesi ve sektörel açıdan büyüklüğüne değinen Erdağı şunları kaydetti; “2019 yılı itibariyle ülkemizde; 58 Havaalanı, 83 Heliport, 9 iniş şeridi bulunmaktadır. Ayrıca 11 hava yolu işletmesine ait 546 (324 THY) büyük gövdeli uçak, 43 hava taksi şirketine ait 194 uçak, 82 genel havacılık şirketine ait 376 hava aracı, 31 balon işletmesine ait 309 balon olmak üzere toplamda 168  hava taşıma işletmesine ait toplam bin 116 hava aracı 309 balon ve 62 zirai mücadele uçağı bulunmaktadır. Yine aynı şekilde Türk Hava Yolları (THY) Technic, MyTechnic ve Onur Teknik olmak üzere hangar bakımı yapan 3 büyük bakım kuruluşunun yanı sıra daha çok da kendi hava araçlarına bakım yapan 103 bakım ve 171 eğitim organizasyonu, Havaş, Çelebi ve TGS olmak üzere 3 A Grubu, 12 B grubu ve 25 C grubu çalışma ruhsatına sahip yer hizmetleri kuruluşu havaalanlarımızda hizmet vermektedir. Bunun yanı sıra sektörde 11 bin 269 pilot,  bin 759 hava trafik kontrolörü, 418 dispatcher,  4 bin 547 teknisyen, 611 elektronikçi ve 7 bin 335 diğer lisansiye (yeterlilik gerektiren) personel çalışmaktadır. Şu anda 70 üniversitenin 77 bölümünde havacılık eğitimi verilmekte olup her yıl yaklaşık 10 bin mezun verilmektedir. Bilindiği üzere havacılık teknolojisi dünyanın en gelişmiş ve en ileri teknolojisidir. Bu nedenle bu teknolojiyle tam bir uyum içerisinde çalışabilecek ve en üst seviyede adaptasyonu sağlanmış yetişmiş personelin önemi de geçen her gün artarak devam etmektedir. Bu nedenle ülkemiz havacılık konusunda yetişmiş personelini her şartta koruyup kollamak zorundadır.”

‘209 MİLYON YOLCU, 2 MİLYON UÇAK TRAFİĞİ’

İnsanların hava yolu ulaşımına daha çok önem verdiklerini belirten Erdağı bundan dolayı yolcu sayısının fazla olduğu buna bağlı olarak uçak trafiğinin meydan geldiğini belirtti. Erdağı: “İç hatlarda 100 milyon 141 bin, dış hatlarda 108 milyon 693 bin, transit olarak da 259 bin yolcu olmak üzere toplamda 209 milyon 93 bin yolcu trafiği, iç hatlarda 839 bin 850, dış hatlarda  713 bin 651, transit olarak da 467 bin 790 toplamda ise 2 milyon 021 bin 291 uçak trafiği ve 3 milyon 436 bin 790 ton kargo trafiği gerçekleşmiştir.  Ülkemizde havacılık denince THY ve diğer havayolu işletmeleri akla gelmektedir. Elbette ki Türk halkının hep birlikte yarattığı bir marka ve cumhuriyetimizin en önemli eserlerinden birisi olan THY Türkiye için çok değerlidir. Ancak, ülkemizde havayolu taşımacılığının yanı sıra bakım, havaalanı ve terminal işleticileri, yer hizmetleri, ikram hizmetleri, yakıt kuruluşları, hava taksi, uçuş okulları, eğitim kuruluşları, amatör, sportif ve genel havacılık, hava kargo acentaları, havacılık güvenliği kuruluşları, temsil, gözetim ve yönetim kuruluşları, havacılık sağlık kuruluşları, yedek parça ve kompenant tedarikçileri, freeshoplar, insansız hava aracı üreten ve işleten kuruluşlar vb. diğer havacılık faaliyetleri de yürütülmektedir.” dedi.

Türk sivil havacılık endüstrisinin pek çok sektör ile başa baş bir yarış içinde olduğunu ifade eden Erdağı şunları söyledi; “Başta turizm olmak üzere en az 50 sektörü daha etkilemektedir. Uluslararası arenadaki rakipleri ile başa baş bir yarışın içinde olan havacılık  endüstrimiz ayrıca, 2019 yılı Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)’nin raporuna göre ilk 10 ihracatının 7’si havacılık kuruluşlarıdır. Türk hava yolu taşıyıcıları iç hatlarda 7 noktadan 56 noktaya, dış hatlarda ise 126 ülkede 328 noktaya uçarak yurt dışında en çok noktaya uçan havayolu ünvanını elinde bulundurmaktadırlar. Türkiye, uluslararası sivil havacılık kuruluşların raporlarına göre hava taşımacılığı bakımından dünyada 12’nci, kargo taşımacılığı bakımından 11’inci, Avrupa’da ise 6’ncı sıradadır. Aynı  şekilde Atatürk Havalimanı da kapanmadan önce yolcu ve uçak trafiği ve bağlantılı yolcular bakımından Avrupa’da 6. sırada yer almaktaydı. Türkiye’nin yolcu ve kargo taşımacılığında 20 yıl sonra dünyada 6’ncı Avrupa’da ise 1’inci sırada yer alması beklenmektedir.”

‘MÜHİM OLAN VERİMLİLİK’

En çok noktaya uçmanın değil, verimli uçuşların yapılmasının önemini vurgulayan Erdağı; “THY en kısa süre içerisinde 2020 zararını ve uçaklarının söz konusu uçuşlardaki doluluk oranını açıklar. Havacılar bilir, havacılıkta en çok noktaya uçmanın  veya en çok uçmanın hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Mühim olan L/F’dir yani verimlilik. Dünya ve Türk sivil havacılık tarihinde ilk defa yaşanan bu krizin öngörülebilir olmaması nedeniyle daha ne kadar süreceği ve dünya ve Türk sivil havacılığına hangi boyutta zarar verebileceği henüz tam olarak tahmin edilememekle birlikte, başta Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO), Uluslararası Hava Taşımacıları Birliği (IATA), Hava Alanları Birliği (ACI) ve Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (Eurocontrol) olmak üzere bir çok  uluslararası ve bölgesel sivil havacılık kuruluşları bu kriz için günlük haftalık ve aylık raporlar yayınlayarak havayolu işletmelerinin yolcu ve gelir kayıpları hakkında tüm dünyayı bilgilendirmektedirler. Söz konusu kuruluşlar yaptıkları çalışmalarda; havayolu işletmelerinin gelirlerinin sıfıra inmiş olmasına rağmen giderlerinin büyük ölçüde devam ettiğini, işletmelerin personel giderleri, zorunlu eğitimlerin devamlılığının sağlanması, slot hakları vb. konularda ciddi önlemlerin alınması ihtiyacının ortaya çıktığını ve özellikle de kriz sonrası tüm havacılık endüstrisinin varlıklarını sürdürebilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını üye ülkelere tavsiye etmektedirler. Yaşanmakta olan bu krizi dikkate alan ülke sivil havacılık otoriteleri ve havaalanı işleticileri ile hava trafik sağlayıcıları da havacılık sektörüne yönelik bazı istisnai uygulamalar (exception) yayınlamaya başlamışlardır. Ayrıca, sektörden alınan tüm ücretlerde indirim veya öteleme, bakım ve  üretim kuruluşları, CAMO vb. kuruluşların yetkilerinin, uçuşa elverişlilik sertifikalarının,  pilot, teknisyen, ATC lisanslarının ve sağlık sertifikalarının otomatik olarak uzatılması, zorunlu eğitimlerin ötelenmesi veya uzaktan verilmesi vb. önlemler almaya başlamışlardır.” dedi.

‘YÜZDE 50 DAHA KÖTÜ’

Geçmiş dönemlerde yaşanan olayların ülkemiz sivil havacılık sektörüne etkisi ile şu an mevcut konumda olan Korona Virüsün etkisi arasındaki ilişkiye değinen Erdağı şunları belirtti; “Tüm dünyada, yaşanmakta olan bu krizin sivil havacılık endüstrisine etkisinin daha önce yaşanan 11 Eylül olayları, SARS, MERS Virüsü ve Domuz Gribi de dahil tüm krizlerden en az yüzde 50 oranında daha fazla kötü yönde etkisi olacağı görüşünde birleşmektedirler. Başta eski Sovyetler Birliği’nin dağılması ve 11 Eylül olayları olmak üzere yukarıda söz ettiğim bir çok krizden sonra tüm dünyada ‘artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ve yeni bir dünya düzeni kurulacak’ söylemleri tüm bir ağızdan söylenmiş olmasına rağmen yaşanan her krizden sonra çok kısa bir süre içerisinde her şey unutulmuş ve ‘eski tas eski hamam’ misali yayılma hızı ve çok kısa bir süre içerisinde tüm dünyayı etkisi altına alan eşi ve benzeri görülmemiş Covid-19 kriziyle karşı karşıya kalınmıştır. Bu krizin sosyal ve ekonomik etkilerini tüm dünyanın kısa bir gelecekte çok zor atlatacağı anlaşılıyor. Şu anda tüm dünyada uçakların tamamına yakını yani en az yüzde 90’ı yerde yatmakta olup havaalanlarının tamamına yakını da kapanmıştır. Bu yıl tüm dünyada yolcu taşımacılığının en az yüzde 65 azalacağı bunun Avrupa’ya yüzde 70 olarak yansıyacağı ve sadece havayolu işletmelerinin 250 milyar doların üzerinde  gelir kaybına uğrayacakları anlaşılmaktadır.”

‘DOĞRUDAN DEVLET DESTEĞİ SAĞLANMADI’

Korona Virüsün havacılık sektöründe krize yol açtığını belirten Erdağı bunun için yetkililerin gerekli önlemleri almaları gerektiğini savundu. Erdağı: “Krizden sonra havacılık dünyasında zemin kaybetmeye tahammül edemeyeceği bilinciyle ABD’nin sadece havacılık sektörüne destek için 60 milyar dolar, aynı şekilde Avrupa Birliği (AB) müktesebatına aykırı olmasına rağmen AB Komisyonundan alınan özel izinle başta Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda olmak üzere birçok AB üyesi ülkelerin hava yolları ve diğer birçok ülkenin de havacılık sektörüne ayırdığı kayda değer doğrudan destek miktarlarını basından takip etmekteyiz. Ancak buna karşın ülkemizde havacılık endüstrisine hiçbir şekilde doğrudan devlet desteği sağlanmadığı ve sektörün kendi kaderiyle baş başa bırakıldığı da bilinmektedir. Havacılık endüstrisinin  bu krize daha ne kadar dayanıp dayanamayacağı veya krizden sonra varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği de meçhul.” dedi. 

Korona Virüsün ağır sonuçlara yol açtığını dile getiren Erdağı; “240 bin personelin istihdam edildiği ve yıllık cirosu 40 milyar dolar  olan Türk sivil havacılık endüstrisinin Mart 2020 tarihinden başlayarak her ay yaklaşık 2 milyar dolar gelir kayıplarının olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle ülkemizde de havacılıkta ulaştığımız zemini korumak için, ana ve yan sektörleriyle çok komplike ve daima güncel,tazelenmiş  olunması gereken bu pahallı endüstride girmiş  olduğumuz uluslararası yarışta geri kalmamak için devlet ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla ‘bir havacılık kriz  yönetim merkezi’ ivedilikle  oluşturularak bu krizin çok sağlıklı bir şekilde yönetilmesi bir  zorunluluktur. Tek başına hiçbir kurum, kuruluş veya yöneticinin bu krizi yönetemeyeceği çok açık. Şu anda zaten görev yetki ve sorumlulukların çok dağınık olduğu havacılık sektöründe çok büyük bir koordinasyon eksikliğinin yaşandığı ve her kurum ve kuruluşun kendi krizini yönetmeye çalıştığı anlaşılmaktadır.”

 ‘EN BÜYÜK DARBE’

Atatürk Havalimanı’nın kapatılmasının sivil havacılık sektörüne vurulmuş bir darbe olarak niteleyen Erdağı şunları dile getirdi; “Bu kriz ortamında Atatürk Havalimanı’nın kapatılması ve arazi hariç her biri  2’şer milyar TL olan 2 pistinin bilinçli olarak kırılarak devre dışı bırakılması  anlaşılabilir gibi değil. Ayrıca İstanbul’a yurt dışından yapılan uçuş taleplerine sadece İstanbul Havalimanı’na izin verilmesi, Sabiha Gökçen’e izin verilmemesi ve bunun ısrarla ve inatla devam ettirilmesi nedeniyle her ay yüzlerce uçuşun iptal edilmesi Türk sivil havacılığına vurulmuş en büyük darbedir.  Yaşanmakta olan küresel pandemi krizinin çalışan personel üzerindeki olumsuz etkilerinin yanı sıra yanlış uygulamalardan kaynaklanan sorunlar da artarak devam etmektedir. İkinci kitabım ‘Havada Oraj’da  bir vesile yazdığım gibi doktorlar, raporunu kabul etmeyenlere ”deli raporu” bile düzenleyebilirler, bu işin sonu nerede biter varın orasını siz düşünün. Bazı  şirketlerin hastaneler üzerinde gayri kanuni, gayri hukuki ve gayri bilimsel baskılar kurduğu yönünde de pilot arkadaşlarımızın şikayetleri var. Şayet böyle bir durum varsa bunun kaldırması gerekmektedir. Doktor raporu sonrasında bu olmamış, bu tetkiki de isteyin denmesi abesle iştigaldir. Çünkü söz konusu hastanenin yeterliliği  Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından uygun görülmüş ve yetkilendirilmiştir. Yine aynı şekilde bazı şirketlerin  pilotlarını sürekli olarak kendilerinin belirlediği  hastanelere gönderdikleri anlaşılmaktadır. Bunun pilotların kişilik haklarına saygısızlık olduğunu değerlendiriyorum. Pilot istediği hastaneye gidebilmelidir. Bu zorlamanın  demokratik olmadığı gibi hasta haklarına da saygısızlık olduğunu düşünüyorum.  Bazı pilotlardan  gittikleri hastanelerde zorla e-nabız bilgilerine erişim  istendiği bunun mümkün olmaması durumunda  muayene işlemlerinin başlayamayacağı bilgisi kendilerine verilmektedir. Benim anlamadığım şu, bu pilot muayenelerinin bir standardı yok mudur? Yetkilendirilmiş her hastane  kafasına göre mi muayene yapıyor? Durum buysa yetkili hastanelerimizle kasaba hastaneleri arasında ne fark var? Gerekli olan devlet desteği de sağlanarak Türkiye’nin en kalifiye personelinin çalıştığı sivil havacılık endüstrisinin ayakta kalmasının sağlanamaması halinde Türkiye’nin 98 yıllık havacılık birikimi, laboratuvarı ve mutfağının  Allah korusun yok olacağı bir gerçektir. Umarız ki konunun vahameti ve aciliyeti bir şekilde anlaşılır ve vakit geçirmeden gerekli önlemler alınır.”

Partisinin ulaştırma, altyapı ve haberleşme hedeflerini açıklayan Erdağı, iktidara geldiklerinde yapacaklarını sıraladı;

“1- Ulaştırma sektöründe, ‘Yap-İşlet-Devret’ modeli ile yapılan projeler yeniden değerlendirilecek, yolcu ve fiyat garantisine yönelik fizibiliteye dayanmayan, kamu zararı oluşturan projeler tespit edilerek, işleticisine kaynak aktarmaya yönelik projeler iptal edilecektir.

2- Atatürk Havalimanı’nda bulunan ve arazi hariç her birisi yaklaşık 2’şer milyar TL değerinde olan pistler onarılarak eski haline getirilecek ve Atatürk Havalimanı arazisi rant olmaktan çıkarılarak tüm alt yapısıyla  birlikte tekrar Türk havacılık endüstrisinin kullanımına sunulacaktır.

3- Sivil, asker havacılık imkanları da birleştirilerek topyekun bir seferberlik ilan edilerek komşu ve bölge ülkeleriyle de işbirliği yaparak ‘bölgesel uçak’ üretimine başlanacaktır. Ayrıca Türkiye yolcu ve kargo taşımacılığı, hava aracı bakım, havacılık eğitimi, insansız hava aracı üretimi ve kullanımı konularında bölgesel bir güç haline getirilecektir.

4-Cumhuriyetimizin en önemli eserlerinden birisi ve uluslararası bir marka olan  THY siyasi arpalık olmaktan çıkarılacaktır.  Şirketin işletme verimliliğini sağlayacak tedbirler alınacaktır. Ayrıca turist alan bir ülke olarak hava taşımacılığımızın charter (tarifesiz) ve low cost (düşük ücretli) taşımacılığı ön planda tutularak, diğer ilgili özel sektör kuruluşlarının  güçlendirilmesi ile hava taşımacılığımızın büyümesi sağlanacaktır.

5- Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) havaalanı işletmeciliği yeniden yapılandırılacak, sektörde verimliliği ve rekabeti artırıcı bir yapıya kavuşturulacaktır. Hava seyrüsefer hizmetleri de ayrılarak daha güvenli ve verimli bir hizmet sağlanacaktır.

6- İnsansız Hava Araçlarının kullanımının hayatın her alanına yaygınlaştırılarak diğer ulaşım araçları ile entegrasyonu sağlanacak ve İnsansız Hava Araçlarının test edilmesi ve sportif amaçlarla kullanılması için iniş kalkış şeritleri, havacılık parkları ve test sahaları oluşturulacaktır.

7- Globalleşen dünyada İpekyolu projesinde yerimizi almak üzere  Milli demiryolu stratejimiz belirlenecek ve hızlı demiryolu ulaşımı ülkenin her köşesine yaygınlaştırılacaktır.

8- Karayollarında  alt yapı ve üst yapı standartlarının  artırılarak, sektördeki insan kalitesi geliştirilecektir.  9- Mevcut tersaneler daha etkin, rasyonel ve büyük kapasiteli tersaneler haline dönüştürülecek ve ülkemiz, dünyada ilk 10 ülke arasında yer alması sağlanarak bölgesel bir güç haline getirilecektir.

10- Montrö Antlaşması’na aykırı olmasının yanında ekolojik dengeyi bozucu, çevreye ve denizlerimize büyük oranda olumsuz etkisi olacak, hali hazırda nüfus artışı nedeniyle büyük sorunlar yaşayan İstanbul’umuzu içinden çıkılmaz bir sürece götürecek olan Kanal İstanbul projesi iptal edilecektir. 11- Devlet hizmetlerinin yüzde 100’ünün e-devlet kapısından elektronik ortamda sunulması sağlanacaktır.

12- Bilgi İletişim Teknolojileri (BİT) sektörü geliştirilerek, ülkemizin Ar-Ge, Yazılım Test, Çağrı, Sayısal Veri, İnternet Değişim Noktası ile uluslararası gönderi alıp-verme konularında uluslararası merkez (hub)  haline gelmesi sağlanacaktır.

13- Türkiye’nin jeostratejik önemi ile ‘enerji koridoru’ olma durumunu somutlaştıracak, doğu-batı ve kuzey-güney akslarında olabilecek ilave boru hattı projeleri ile rekabet gücümüzün artırılması sağlanacaktır.

14- Altyapı yatırımlarında  ‘Yap-İşlet-Devret’ modeli ile devam edilecek ancak teknik şartname ve fizibilite raporlarının hazırlanmasında kamu kaynaklarının verimli kullanımı ve halkın ihtiyaçlarının önceliği esas alınacaktır.

15- İç hat yolcu ve yük taşımacılığında en ucuz ve verimli taşıma sistemleri olan demiryolu ve denizyolu taşımacılığının payı artırılacaktır.

16- Kent içi ulaşımda,  akıllı ulaşım sistemleri entegrasyonu ile toplu taşıma hizmeti geliştirilerek raylı sistemler yaygınlaştırılacaktır. Ayrıca bisiklet ulaşımının yaygınlaştırılması sağlanacaktır.

17- Ulaştırma sektöründe hizmet veren demiryolu, denizyolu, karayolu, havayolu çalışanlarının teknik ve idari kapasitelerini artırmak üzere ciddi bir hizmet içi eğitim seferberliği oluşturulacaktır. Böylece sektördeki insan kaynaklı kazaların ve can kayıplarının önlenmesi sağlanacaktır. Sektörde ihtiyaç duyulan başta ‘Hava İş Kanunu’ olmak üzere her alt modda sektörel iş kanunları çıkarılacaktır. Ayrıca ‘Uzay ve Havacılık Odası’nın’ kurulması sağlanacaktır. 

18- Tüm sektörlerde havalimanı, gar, istasyon, liman ve her türlü ulaşım araçları ile vatandaşa hizmet verilen alanların engelsiz ulaşıma uygun hale getirilmesi  sağlanacaktır.”