Devlet Paşkanı Vladimir Putin ile birlikte Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan vanayı çevirdiler, Karadeniz’in derinliklerine döşenmiş bulunan ve Türk Akımı adı verilen yeni doğal gaz boru hattını devreye aldılar.

Ruslar tarafından Karadeniz’in 2000 metre altına döşenmiş bu yüksek teknolojili iki boru hattından biri Rus doğal gazını Ukrayna’yı bypass ederek Türkiye’ye ulaştıracak ve diğeri de Bulgaristan üzerinden Rus gazını Avrupa’ya taşıyacak.

Bu proje sayesinde Türkiye’ye 15,75 milyar metreküp Rus Doğal gazı taşınacak. Proje ile birlikte 14 milyar metreküplük Batı Hattı devre dışı kalacak ve böylece Türkiye herhangi bir üçüncü ülkenin müdahalesi olmaksızın gazı doğrudan Rusya’dan almış olacak.

Türkiye, doğudan, kuzeyden ve batıdan doğal gaz boru hatlarıyla besleniyor ve ithal edilen gazın nerede ise tamamını kendi gereksinimi için kullanıyor. Doğal gaz elektrik üretiminden evlerin ısıtılmasına, sanayide çarkların döndürülmesinden, kimyasal maddeler üretimine, kadar bir çok alanda kullanılmaktadır. LNG, yani sıvılaştırılmış hali ile doğal gaz otomobil ve otobüslerde yakıt olarak da kullanılmaktadır

Türkiye tükettiği enerjinin yüzde 30,5’ini doğal gazdan, yüzde 30,5’ini de ham petrolden karşılamaktadır ve her iki kaynakta da Türkiye tamamen dışa bağımlı bir haldedir.

Aynı gün Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump yapmış olduğu son ulusa sesleniş konuşmasında “Benim yönetimimdeki üç yıllık sürede, ekonomimiz hiç olmadığı kadar güçlendi ve Amerika enerji bağımsızlığını elde etti. Bu tarihi başarılar stratejik önceliklerimizi değiştiriyor. Bu başarılar, ki daha önce hiç kimse bunların mümkün olabileceğini düşünmemişti, ve Ortadoğu’daki seçenekler artık mümkün hale geldi. Artık dünyanın 1 numaralı petrol ve doğal gaz üreticisiyiz. Bu konuda bağımlı değiliz ve Ortadoğu petrolüne ihtiyacımız yok.” dedi.

Dünyanın bir numaralı ekonomik ve askeri gücünü yöneten Trump enerjide bağımsızlık elde etmek ile övünürken, Türkiye gibi bir ülkenin enerjide dışa bağımlılığını perçinleyen bir projeyi zafer olarak ilan etmesi en azından tuhaftır.

Türkiye hatalı teknolojik seçimler yüzünden enerjide aşırı ölçüde dışa bağımlı bir ülke haline gelmiştir. Üstelik hem petrol, gaz ve kömür gibi enerji kaynaklarını ve hem de bu kaynakları dönüştürerek ısı, elektrik ya da hareket enerjisi üreten enerji makinelerini döviz ile satın almak zorunda kalmaktadır.

Hatalı enerji politikaları ve teknoloji seçimleri Türkiye’yi çift başlı bir sorun ile karşı karşıya bırakmaktadır; Türkiye geldiği noktada bir yandan enerji kaynağı, diğer yandan da bu enerji kaynağını satın alabilmek için ödeyecek dövizi bulmak zorundadır.

Amerika’nın enerjide dışa bağımlılığını yeni teknolojiler icat edip kullanarak aştığını biliyoruz. Bu yeni teknolojiler sayesinde Amerika kaya gazı ve petrolü üreterek dünyanın bir numarası haline gelmeyi başardı.

Türkiye de kendi enerji ihtiyacını karşılayabilmek için yeni teknolojilere yönelmek zorundadır yoksa, eski, bilindik yöntemler hem enerji ve hem de dış borç temininde Türkiye’nin başına bela açmaya devam edecektir.

Türkiye yenilenebilir enerji kaynakları açısından oldukça şanslı bir bölgededir. Güneş rüzgar ve akarsu kaynaklarını akıllıca ve yeni teknolojilere uygun olarak kullanarak hem enerjide ve hem de dış borç ihtiyacında içinde bulunduğu bu kısır döngüyü kırabilir.

Özelikle Güneş enerjisinden elektrik enerjisi elde etme ve depolama teknolojilerine yapılacak yatırımlar enerjideki makus talihimizi hızla değiştirebilir, enerji bağımsızlığımızı sağlayabilir.

Son söz olarak enerji elde etmek için kullanacağımız makine ekipmanı yerli olarak üretmek de çok önemlidir ve ayrıca elektrikli araçlar gibi petrol ve gaza olan bağımlılığımızı azaltacak teknolojilerde muhakkak kullanıma sokulmalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz