Enerji fiyatları el yakıyor

0
59

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ocak-Haziran dönemine ait elektrik ve doğal gaz kullanım bedellerini açıkladı, buna göre:Sanayide tüketicilerin 1 kWh elektrik için ödediği tutar bir önceki döneme göre yüzde 7,1, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 21,8 artarak ortalama 58,6 kuruş oldu.

Söz konusu dönemde sanayide 1 metreküp doğal gaza ortalama 189 kuruş ödendi. Tüketicilerin 1 metreküp doğal gaz için ödediği tutar bir önceki döneme göre yüzde 1,4 ve bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13,2 artışa işaret etti.

Konutlarda, 1 kWh elektrik için, tüketicilerin 2020 yılı I. döneminde ödediği tutar bir önceki döneme göre yüzde 7,2, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 32,3 artarak ortalama 71,2 kuruş oldu.

- Reklam -

Konutlarda, 1 m3 doğal gaz için tüketicilerin 2020 yılı I. döneminde ödediği tutar bir önceki döneme göre yüzde 2,4, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 34,7 artarak ortalama 182,6 kuruş oldu.

Burada gözlediğimiz artışların gene TÜİK tarafından açıklanan enflasyon ile hiçbir ilgisinin olmadığı, enerjide fiyat artışlarının açıklanan enflasyonun iki, hatta üç kat üstünde olduğu ortadadır.

Üstelik dünyada petrol fiyatları yerlerde sürünürken bu tablo ortaya çıkıyor, birde petrol fiyatları artsaydı kim bilir ne olurdu?

Enerji hem üretimde kullanılan, bu özelliği ile üretilen tüm mal ve hizmetlerin fiyatında etkili olan ve hem de tüketilerek yaşam kalitemizi belirleyen bir kaynaktır.

Enerji fiyatlarındaki yükselişin mal ve hizmet fiyatlarını yükselteceği maliyet enflasyonuna artış yönünde etki edeceği kesindir.

Yüksek enerji fiyatları hane halkı gelirlerinden daha yüksek bir payın enerji harcamalarına ayrılmasını gerektirir ve buda sonuç olarak bireylerin yaşam kalitesini düşürür. Geliri yetmeyen vatandaş enerji kullanımında tasarrufa gitmek zorunda kalır; kaloriferin ısısını düşürür, zaman zaman kombiyi kapatır, tek lamba ile kör kandil karanlıkta oturur.

Pandemi sebebi ile akaryakıt ve benzeri petrol ürünlerine talep çok düşük bir seviyede oluştuğu için bu gün petrol fiyatları diplerde, lakin pandeminin etkileri geçip, ekonomiler yeniden hareketlenince petrole olan talep de doğal olarak artacak ve petrol fiyatları yükselecektir.

Ülkemizin geçmişte yapmış olduğu anlaşmalar gereği doğal gaz fiyatları petrole endeksli olarak belirlenen uzun vadeli kontratlar ile saptanmaktadır. Bu yüzden dünyada doğal gaz fiyatları ciddi miktarda düştüğü halde Türkiye’de ciddi bir düşüş olmamaktadır, birde üstüne döviz kurlarındaki yukarı yönlü hareketler binince hem sanayide hem enerji üretiminde ve hem de konutlarda kullanılan doğal gaz el yakar hale gelmektedir.

Karadeniz’de bulunan doğal gaz rezervinin üretime geçmesi için daha yıllar var, lakin bu rezerv kesin olarak ispatlanabilirse önümüzdeki üç beş sene içerisinde süresi bitecek olan bu eski kontratların daha makul koşullarda yenilenmesi sağlanabilir.

Diğer yandan hem doğal gaz ve hem de elektrik üretim, iletim, depolama yatırımlarının bir çoğu döviz bazında kullanılmış krediler ile finanse edilmiş bulunmaktadır. Bu yüzden sadece doğal gaz fiyatlarındaki dövize bağımlılık ve fiyat sorununu çözmek sorunu halledebilmemize yetmemektedir, yatırımların döviz bazında tahakkuk eden kredi ödemelerindeki sorunu da çözebilmemiz gerekmektedir. Sorunun bu kısmını çözmek elbette ki çok daha zordur, çünkü bu krediler 10 ila 20 yıl arasında vadelere sahiptir.

İşin açığı enerji konusundaki sorunun çözüm yolu yenilenebilir, yerli ve milli; doğal, finansal ve teknolojik kaynaklara yönelmekten geçmektedir.

Döviz bazında kullanılan finansman, döviz ile satın alınan teknoloji ve döviz ödenerek temin edilen doğal kaynaklara bağımlı olduğumuz müddetçe enerji sorununu çözebilmemiz, ülkemiz için enerji güvenliğini tesis edebilmemiz mümkün değildir.

Enerji fiyatlarındaki yükseklik özellikle de yoğun enerji kullanan sektörlerin uluslararası rekabet gücünü zayıflatmaktadır. Ekonomi yönetiminin bu konuda da adımlar atması ve özellikle de yoğun enerji kullanarak üretim yapan demir çelik, alüminyum, kağıt ve benzeri sektörleri özel olarak desteklemesi gerekmektedir.

Başta güneş, rüzgar ve hidroelektrik santraller olmak üzere yenilenebilir yerli kaynaklara dayalı üretim yapan tesisler çok ciddi olarak desteklenmelidir.

Elektrikli araçlar ve evlerin aydınlatma,pişirme, ısıtma, soğutma sistemlerinde yenilenebilir kaynaklardan sağlanan elektrik enerjisi kullanımı da teşvik edilmelidir.

Bu tedbirler alınmazsa enerji fiyatları daha çooook el yakar durur, demedi demeyin.

- Reklam -

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz