Enerji aramak maliyetli bir iş

0
89

Özgür ALTIN/ANKARA

Karadeniz’de bulunan doğalgaz müjdesinin ardından bir çok siyasetçi konu ile ilgili açıklamada bulundu. Ancak enerji sektöründe çalışanların ve mühendislerin bilgisi alınmadı. Bu aşamada İyi Parti Kalkınma Politikaları Enerji Komisyonu Üyesi Yavuz Tengiz enerji kaynaklarımız hakkında sorularımıza cevap verdi.

Petrol ve doğalgaz aramanın, çıkartmanın bilimsel bir araştırma olduğunu vurgulayan Tengiz, aynı zamanda ekonomik olarakta maliyetli bir çalışmanın gerçekleştirildiğini belirtti. Geçmişte birçok siyasetçi ile çalıştığını ve petrol kuyularında ki başarılarından dolayı ödüller aldığını ifade eden Tengiz Türkiye’de enerjiye bakışın eksik olduğunu vurguladı.

‘TURGUT ÖZAL TARAFINDAN ÖDÜLLENDİRİLDİK’

Petrol aramaları sırasında gerçekleştirdikleri başarılar nedeni ile dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından ödüllendirildiklerini anlatan Tengiz sektöre girişini şöyle aktardı; “İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi mezunuyum. 1976 yılında Türkiye Petrolleri Batman Jeoloji Müdürlüğü’nde göreve başladım. Kuyu Jeoloğu olarak. Kuyu jeologluğum sırasında biraz şanslı bir jeologdum. İlk kuyumda, kuyu Çamurlu 4 kuyusu idi. Türkiye’de ilk defa konvansiyonel petrol keşfi oldu. Bununla Türkiye tanışmış oldu. Bu benim birazda şansım. Akabinde işte 1984 yılında yine Çemberlitaş sahasında, Adıyaman’da ki Çemberlitaş sahasında görev yaparken, Çemberlitaş 5 kuyusunda petrol çıktı. Petrol çıkması  üzerine Adıyaman’da ki Çemberlitaş sahası keşfedilmiş oldu. Bu keşiften sonra Değerlendirme Servis Şefi olarak terfi etmiş oldum. 1988 yılında da başmühendis oldum. Başmühendisliğim görevim sırasında da 8 tane yeni petrol sahası keşfi yapılmış oldu. Günlük üretimi 16 bin varilden, 76 bin varile çıkardık. Dönemin Başbakanı Yıldırım Aktuna ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından ödüllendirildik.”

Petrolün genellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunduğunu ifade eden Tengiz sözlerine şöyle devam etti; “Bizde petrol genelde Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde çıktığı için, Hakkari’den Antep’e kadar uzanan bir alanı kapsıyor.  Bu geniş alanda açılan kuyularda kuyu jeologları görevlendirilir. Dolayısıyla görev yerlerimiz her zaman değişkendir. Ama merkez Batman Bölge Jeoloji Müdürlüğü’dür. Genel Müdürlükte Ankara’dadır.”

GÜNEYDOĞU’DAKİ KUYULAR

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde araştırmalar sonucunda verimli olmadıkları için geçici olarak kapatılan bazı kuyular hakkında mühendisler geldi ülke gelişmesin diye beton döktü gibi bir yanlış algının olduğunu belirten Tengiz konuya açıklık getirdi. Tengiz: “Bu konu hep konuşulur ve merak konusudur. Hiçbir mühendis, petrol bulunan bir kuyuda ‘burada petrol yoktur’ demez, diyemez. Biz kuyudan bir film alırız, kuyunun log’u alınır. Nasıl doktorlar bir hastanın röntgenini çektikten sonra bir değerlendirme yapıyorsa, kuyuda bitirildikten sonra log alınır. log’dan mühendisler bir değerlendirme yaparlar, değerlendirme sonucunda kuyunun petrol, gaz seviyeleri metre metre tespit edilir. Ona göre kuyuyla ilgili bir işlem yapılır. Şimdi biz kuyuların üretime alınıp, alınmama konusu şu şekilde değerlendirmek lazım; kuyunun bir günlük üretimi söz konusudur. Eğer yapılacak düşük bir seviyede ise, petrol fiyatları da o gün için düşük değerlerde ise yapılan üretim maliyeti petrolü karşılamaz, biz o kuyuyu o zaman üretime almayız. Fakat kuyunun petrollü olduğunu biliriz. Rapor yazılır o bir kenara konulur. Zamanı gelince petrol fiyatlarının yükselmesi durumunda tekrar hesap işlemleri yapılır, üretilecek petrol üretim maliyetlerini karşılayabilecek seviyede ise o geçmiş dönemde geçici olarak terk edilen kuyu yeniden devreye alınarak üretime alınır. Olay bundan ibarettir. Tabi vatandaş bunu böyle bilmediği için ‘işte mühendisler geldi kuyu petrollü idi bırakıp terk etti’ derler. Biz olayı ekonomik olarak değerlendirmesini yaparız. Çünkü o petrolü bulduğunuz vakit orada bir takım yüzey tesislerinin yapılması gerekir. Tankların yapılması lazım 5 bin varillik, 10 bin varillik tanklar bunların bir maliyeti var tabiki. Daha sonra başka istasyonlara sevki için arada boru hatlarının yapılması lazım. Pompa istasyonlarının kurulması lazım. Bunların hepsi bir maliyettir. Dolayısıyla üretilecek petrol eğer bu maliyeti karşılayamayacak durumda ise bu yatırımlar geçici olarak yapılmaz ileri bir tarihe petrol fiyatlarının yükselme zamanına bırakılır. Bir konu daha var kuyu bitirildikten sonra kuyunun ağzı kapatılır. Kuyuya zaman zaman petrol basılır. Kuyu terk edildikten sonra bittikten sonra ağzı da kapatıldıktan sonra, daha önce bu kuyunun üzerine basılan bu petrol belli bir zaman sonra kuyuda ki boruların çürümesi ile sızıntı halinde yüzeye gelir. Yüzeye gelen bu petrolü oradaki vatandaşlar ‘ya işte kuyunu içinde petrol var, petrol geliyor yüzeye, mühendisler işte bu kuyu terk etti’ derler halbuki o yüzeye gelen petrol geçmiş dönemde sondaj sırasında kuyunun içine operasyonlar sırasında bilinçli olarak basılmış olan  petroldür. Kuyuda petrol bıraktılar gibi şehir efsaneleri oluştururlar.” dedi.

KARADENİZ’DE BULUNAN KAYNAK

Tengiz Karadeniz’de bulunan kaynağın hem Türk Milleti için hem de Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı çalışanları için yüksek bir motivasyon olduğunu belirtti. Ancak bulunan bu kaynağın düzgün test edilip gündelik siyasete alet edilmemesi gerektiğini vurguladı. Tengiz: “Tek kuyu ile hesap yapmak son derece yanlış olur. Biz kuyu bitirildikten sonra söylemiş olduğum gibi kuyunun log’unu alırız o alındıktan sonra bir değerlendirme yapılır. Petrollü olan seviyeler, delinerek  kuyu uzun süreli akış testine tabi tutulur. Bu test sırasında yüzeyden gelen gazın basınç ölçümleri yapılır. Bunlar saat saat ve gün gün kaydedilir. Bunu ne kadar uzun  yaparsanız o kadar sağlıklı bilgi alırsınız. Kısa süreli aç kapa şeklinde yapılan testler ile bu konuda bilgi sahibi olmak yapılan yatırımda yanlışlığa neden olur. Dolayısıyla biz bu yatırımları yapabilmemiz için uzun süreli ‘Open Hole’ dediğimiz akış testlerini yapmak durumundayız. Örnek verirsem Mısır’da çalıştığım dönem sahada çok kuvvetli bir gaz gelişi olmuştu. Biz burada kuyuyu bitirdikten sonra yaklaşık bir hafta akış testi yaptık. Ben bizzat Genel Müdür Muaviniydim. Bu akış testinde operasyonun başında bizzat kendim bulundum. Başlangıçta çok yüksek olan basınç değerleri bir hafta sonra kademeli olarak  düşmeye başladı. Bu şunu gösterdi.  Kaynağın sınırlı bir kaynak olduğunu gösterdi. Son değerlendirmelerden sonra kuyudan gaz gelişi olmasına rağmen, sahayı terk etmek durumunda kaldık. Şimdi dönersek buradan Karadenizde’ki Tuna-1 kuyusuna sondaj sırasında alınan nokta numunelerle bu test yapılmıştır. Hastadan biyopsi almak istediğiniz vakit yaklaşık on beş tane atış  yapılarak parça alınıyor ve biyopsi neticesinde karar veriliyor buda ona benzer biraz. Uzun süreli akış testi yapılmadığı için bu konuda kesin konuşmak yanıltıcı olur. Gazın gelişi güzel bir haberdir. Orada bir potansiyel olduğunu görmek olumlu, konuşmak için erkendir. İkinci, üçüncü kuyuların açılarak bu değerlendirmelerin yapılması daha doğru olacaktır. Zaten bu işi yapacak arkadaşlar bu kuyu bitirildikten sonra diğer kuyuları da vereceklerdir, başlayacaklardır. O değerlendirmelerden sonra bu saha ile ilgili yatırım kararı verilecektir. Çünkü bunlar denizde olduğu için çok masraflı, maaliyeti yüksek olan yatırımlardır.” dedi.

‘ANLAŞMA YAPMAK ZORUNDALAR’

İsrail ve Yunanistan’ın bulunan enerji kaynağını üretecek ve Avrupa’ya ucuza ulaştıracak bir durumunun olmadığını belirten Tengiz en kısa sürede bu ülkelerin Türkiye ile anlaşmak zorunda kalacaklarını iddia etti. Tengiz: “İsrail zaten bunu istiyor. Biz istemiyoruz böyle bir durum var. İsrail neticede tüccar devlet, cebine girecek paraya bakar. Gerisi onu ilgilendirmez. İnsanlar ölmüş, kalmış adamların umurunda değil zaten bunu Ortadoğu’da yaşananlardan görmüş olmamız lazım. Ortada keşfedilmiş bir petrol duruyor. Fakat bu petrol Avrupa pazarına gitmiyor. Akdeniz’de bekliyor. Bunun gidebileceği en kestirme yol Türkiye üstünden gitmesi ve en büyük doğalgaz alıcısı ülkelerden bir tanesi de Türkiye olması dolayısıyla, bu işin Türkiye ile İsrail arasında  anlaşılarak yapılması kadar akılcı bir yol gözükmüyor. Mutlaka bu olacak zaten İsrail bu konuda istekli ama iç siyaset nedeni ile bu biraz uzatılıyor. Bana gelen bilgiler el altından bu görüşmelerin yapıldığı şeklinde. Mutlaka elinde sonunda bu anlaşma olacaktır. En büyük petrol ve doğalgaz ihracatçısı ülke Rusya. Rusya’nın en büyük gelir  kaynağı ihraç etmiş olduğu petrol ve doğalgaz’dan ve bununda en büyük bölümünü Avrupa’ya ve Türkiye’ye satıyor. Akdeniz’de bulunan gazın pazara girmesi durumunda Rusya’nın burada büyük bir kaybı söz konusu. Şimdi Amerika’nın yapmak istediği Rusya’yı bir yerde kontrol altında tutabilmek için bu gazın bir şekilde Avrupa pazarına girmesi gerekiyor. Çünkü bu girdiği taktirde Rusya’dan belki gaz alımı devam edecek ama bir bölümüde buradan gidecek. Dolayısıyla Rusya’nın gelirleri azalmış olacak.  Gelirleri azalınca da Rusya’yı daha güzel terbiye ederler. İşin birde böyle siyasi boyutu var.” dedi.

DIŞ POLİTİKAYI DEĞERLENDİRDİ

İyi Parti’nin enerji kaynaklarına ve komşu ülkelerle olan ilişkiye bakışını da değerlendiren Tengiz sözlerine şöyle devam etti; “Türkiye’nin komşuları ile ilişkilerinin iyi olmasını hepimiz istiyoruz yani. Sokaktaki bir vatandaşa da sorsanız komşularla kavga etmek istemez. Bizim Mısır ile herhangi bir sorunumuz yoktu. Mısır halkı ile Türk halkı arasında da bir problem yok. Bizim Mısır’a uzak durmamız, Mısır’ın Yunanistan ile anlaşma yapmasına neden oldu. Bir yerde biz Mısır’ı ikram etmiş olduk. Aynı şekilde İsrail’de geçmişte biz bir sorun yaşamamıştık. Mavi Marmara olayına kadar. O olaydan sonra İsrail ile bir sorun yaşamaya başladık. İsrail, Kıbrıs Rum Kesimi ile anlaşmayı Mavi Marmara olayından 22 ay sonra yapmıştır. Onlar Türkiye’den bir cevap beklediler. Olumlu bir yaklaşım beklediler, bu anlaşmayı dondurmuşlardı bizden onlara bu konuda bir şey gitmeyince bunu imzaladılar. Fakat şimdi bunların bir şekilde yapmış oldukları anlaşmalar hem Mısır’ın, hem Yunanistan’ın aleyhine olan alan kayıpları söz konusu Doğu Akdeniz’de. Yani Akdeniz’e baktığımız vakit eğer İsrail, Türkiye ile bu anlaşmayı yapmış olsa idi 16 bine yakın bir alan kazanıyor. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yapmış olduğu anlaşmadan dolayı Akdeniz’de bir alan kaybı söz konusu, Türkiye ile bunu yapmış olursa 16 bin 346 kilometre kare alan kazanmış oluyor. Aynı şekilde Mısır, Türkiye ile anlaşma yapması durumunda 11 bin 500 kilometre kare alan kazanıyor. Bunların hem Mısır, hem İsrail’e anlatılması gerekiyor. Hem İsrail’de, hem Mısır’da temsilcimiz yok. Olay askeri yönden sürekli gitmez diplomasiyi kullanmamız lazım.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz