Sosyal medyada bir dostum Muhammed Fidan enflasyon ve faizin etkisini çok basitçe herkesin anlayabileceği sade bir örnekle tanımlamış yazıma onu aktararak başlamak istiyorum:

“Enflasyonun olduğu bir ülkede paranızı faize yatırmayın diye her kim diyorsa o
enflasyonun ne olduğunu bilmiyordur. Hele hele de faize bulaşmayın deyip enflasyondan
hiç bahsetmiyorsa sakın onu dinlemeyin çünkü gerçekten ne dediğini bilmiyordur.

Bakın enflasyonun ne olduğunu hepinizin anlayacağı şekilde anlatayım;

Diyelim ki bir milyon Türk Liramız var ve bu parayı bankaya yatıracağız, bir faizle yatırma
imkanımız var ve birde faizsiz.
Bu bir milyon Türk Liramızın bugün bin koyun aldığını düşünelim ülkedeki enflasyonunda
yüzde yüz olduğunu varsayalım. (Yani bin liralık koyun yüzde yüz enflasyon ile bir yıl sonra
iki bin lira olacak.)
Bir yıl sonra faize parasını yatıran büyük ihtimalle gene bin koyunu alma gücüne sahip
olacak ama faizsiz yatıran sadece 500 koyun alabilecek.
Bu ikinci yılda 250
Üçüncü yılda 125
Dördüncü yılda 63
Beşinci yılda 32
Altıncı yılda 16
Yedinci yılda 8
Sekizinci yılda 4
Dokuzuncu yılda 2
Onuncu yılda 1
koyuna düşecek yani % 100 oranında enflasyon olan bir ülkede ne kadar büyük paran
olursa olsun eğer on yıl faizsiz bankada tutarsan o para sıfırlanır!
Faizde tutansa büyük ihtimalle sadece enflasyondan korumuş olur kendini çünkü reel faiz
pek veren yok dünyada.

Bu yüzden siz siz olun bu konulardan anlamayan hiç kimseyi dinlemeyin derim ben”
Çok kompleks bir ilişki olan enflasyon ve faiz ilişkisini anlamayan, çözemeyen bir zihniyet
hiçbir şekilde ekonomiyi yönetemez ve yönetmeye kalkarsa da o ekonomiye eninde
sonunda batırır.

Öncelikle şunu asla unutmayalım para bir değişim yada takas aracıdır. Enflasyon ise bu
aracın satın alma gücündeki düşüştür.

Bir ülkedeki genel fiyat seviyelerindeki artış ya da düşüş şeklindeki değişim arz ve talep
ilişkisindeki değişimlerden yahut da maliyet ve teknolojideki değişmeden kaynaklanabilir.
Bir diğer önemli etken ise aslında bir değişim ve takas aracı olan paranın yapısal
sorunlarından kaynaklanan değişimlerdir.

Birçok defa bahsettiğimiz gibi özellikle herhangi bir kıymetli madene dayanmayan kağıt paralar değerini tamamen onu basan otoritenin itibar ve güvenirliliğinden alır. Paranın arkasındaki otorite itibar ve güven yitirdiğinde o paranın değeri ve satın alma gücü düşer. 1970 de 1 Ons altın almak için sadece ve sadece 35 Dolar vermeniz yeterli iken bugün aynı miktarda altın alabilmeniz için 1420 Dolar vermeniz gerekir hepi topu 50 yılda Dolar gibi bir rezerv paranın bile bu kadar büyük ölçüde değer yitirmiş olması aslında dehşet vericidir. 1970 yılında bir varil ham petrolün ,8 Dolar olduğunu düşünürsek Dolardaki değer kaybını bir kere daha teyit etmiş oluruz.

Unutmayın Dolar’da eninde sonunda aynı Türk Lirası gibi karşılıksız basılan bir kağıt paradır.

Aslında bugün itibarıyla dünyadaki bütün paralar karşılıksızdır ve bu karşılıksız paraların
değeri o paraya olan talep ile belirlenir. Bir para birimine talep olabilmesi için ya o para
biriminin faizi yüksek olacak ya da ihtiyaç duyduğunuz herhangi bir şey o para birimi ile
satılıyor olacaktır. Zaten en temelinde parayı basan devlet herkesin ihtiyaç duyduğu temel

hizmetleri kendi bastığı para birimi ile sattığı için böyle bir talep yaratır. Mesela devletler
vergi, yada sigorta primini ve kendi üretim sattıkları diğer mal ve hizmetleri kendi bastığı
para birimi ile satar. Sonuçta verdiğimiz vergiler karşısında devlet bize sağlık, eğitim
güvenlik ve benzeri temel devlet hizmetlerini sağlamayı taahhüt etmiyor mu?
İşte bu noktada parayı basan otorite paraya olan talebi dengelemenin, ayarlamanın en
önemli aracı olarak da faizi kullanır.
Doğru faiz politikaları izlerseniz paranızın değeri dengeli ve stabil olur yoksa artı eksi çok
büyük bir aralık da dalgalanır durur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz