Emekçilere hiçbir ekonomik sosyal destek sunulmuyor

0
64

Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM BEL-SEN) pandemi nedeni ile belediyelerde çalışanların zor günler geçirdiğini iddia eden bir basın açıklamasında bulundu. Özellikle pandemi nedeni ile önlem alınmadan işçilerin çalıştığını vurgulayan sendika bu tür uygulamalara karşı durulması gerektiğini ifade etti.

“EMEKÇİLER ÖNLEM ALINMADAN ÇALIŞMAK ZORUNDA BIRAKILIYOR”

Basın toplantısı çok sayıda sendikacı ve üyenin katılımı ile gerçekleşti. Basın toplantısı öncesinde pandemi kurallarına uygun davranıldı. Genel Başkan Erdal Bozkurt, Genel Sekreter Yılmaz Yıldırımcı, Genel Mali Sekreter Satı Burunucu ve Genel Örgütlenme Sekreteri Mumtaz Başar’ın da bulunduğu açıklamada Ankara Tabip Odası’nın açıklamalarına atıfta bulunuldu.

Bozkurt; “ Güvenilirliği şüpheli resmi rakamlarda dâhil hasta ve ölüm sayılarının her geçen gün daha da arttığı görülen Covid-19 salgını sağlıkçıların ve bilim insanlarının önceden uyardığı gibi kontrolden çıkmıştır. Ankara Tabip Odası’nın açıklamasına göre vakaların yüzde 70’i fabrikalar, işyerleri ve kamu çalışanlarıdır. Patronları koruma adına ‘çarklar dönsün’ mantığıyla ücretinden başka geliri olmayan milyonlarca emekçi gerekli önlemler alınmadan çalışmak veya ücretsiz izin ödemesi adı altında asgari ücretin dahi altında ödemlerle yaşamak zorunda bırakılıyor, ekonomik ve sosyal hakları ellerinden alınıyor, salgından etkilenen sağlık çalışanları dâhil çalışamayan emekçilere hiçbir ekonomik sosyal destek sunulmuyor.”

MALİ YETERSİZLİĞE DİKKAT ÇEKİLDİ

Özellikle kamu çalışanlarının yoğun ve zor koşullarda çalıştıklarına dikkat çekildi. Ayrıca bazı sosyal hakların iptal edildiği iddia edildi. Bozkurt: “ Kamu emekçilerinin de yoğun biçimde yaşadığı bu olumsuzluklar salgın koşullarında toplumun en çok ihtiyaç duyduğu kamusal hizmetleri üreten biz yerel yönetim emekçilerinin de çalışma ve yaşama koşullarımızı her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Her türlü riske rağmen kamu hizmetlerini aksatmadan sunmaya gayret eden belediye emekçileri olarak salgın sürecinde pek çok belediyede ‘salgın’ bahanesiyle toplu sözleşmelerle kazanılmış haklarımız yok sayılıyor, çalışma hakkımız üzerindeki baskılar, sürgünler, sendikasızlaştırma girişimleri ile açığa almalar ve ihraçlar bu dönemde salgınla ilgili alınması gereken önlemlerin önüne geçiyor. Belediyelerin içinde bulunduğu mali kaynak yetersizliği salgın sürecinde yapılan hizmetlerde daha da belirginleşmiştir.” dedi.

1 Haziran itibari ile belediyelerin gelirlerinde kesinti yapıldığını ifade eden Bozkurt sözlerine şöyle devam etti; “ Belediyelerin geçmiş döneme ait borçları nedeniyle 1 Haziran’a kadar merkezi bütçeden aldıkları paylardan kesinti yapılmayacağı kararı 1 Haziran sonrası bu uygulamadan kaldırılınca birçok belediyenin merkezi bütçeden aldığı paylarda yüzde 40 oranında kesintilere gidilmiştir. Salgından dolayı belediyeler normal tahsilâtlarını dahi yapamazken gelirleri oldukça düşmüş olmasının yanında yapılan kesintilerle birçok belediyeyi bırakın salgınla mücadele etmeyi, çalışanların ücretlerini dâhi ödeyemez noktaya getirmiştir ve bir kısmının hesaplarına bloke konulmuş veya haciz getirilmiştir.”

BM RAPORUNA ATIFTA BULUNULDU

Belediyelerin gelirlerinde kesintilerin olduğunu açıklayan Bozkurt  şunları ifade etti; “ ‘Birleşmiş Milletler’in’Covid-19’la Mücadele Kapsamında Ortak Sorumluluk, Küresel Dayanışma’ raporunda salgınla mücadelede merkezi yönetim ve yerel yönetimlerin acil işbirliğine vurgu yapılarak; salgınla mücadele konusunda yerel yönetimlerin en ön cephede yer alması gerektiğini, bunun için de mali durumun salgın konusunda ve sosyal ekonomik önlemlere ilişkin hızla yanıt verebilecek yeterliliğe kavuşturulmasının, yerel ve merkezi otoriteler arasında etkili işbirliğine ve diyaloğa ihtiyaç olduğuna vurgu yapılmaktadır. Bizde ise durum yukarda ifade edilenin tam tersine işletilmekte; kurumlar arası yetki tartışmaları bir çatışma görüntüsü yaratmaktadır. Bu durum sadece belediyeleri etkisiz kılmakla kalmamakta başta yerel yönetim emekçileri olmak üzere tüm kent halkını da cezalandırmak anlamına gelmektedir. Salgının toplumdaki risk oranı bu denli tehlikeli boyutlara ulaşmışken yapılması gereken riski tüm kamu kaynaklarını doğru bir planlama ile yönetme becerisini göstermektir.”

KORUYUCU TEDBİR ALINMASI İSTENDİ

Belediyelerde çalışanların özveri ile hizmetlerin aksamasını engellediğini ifade eden Bozkurt, ancak çalışanların tedbirsiz çalıştırıldıklarını iddia etti. Bozkurt: “ Yerel yönetim emekçileri salgın sürecinin en başından bu yana her türlü riski göze alıp büyük özverilerle kent halkına hizmet sunmaya çalışmasına rağmen ülke genelinde birçok belediyede salgın koşulları bahane edilerek toplu sözleşme süreçleri sonuçlandırılmıyor veya mevcut toplu sözleşmelere tek taraflı keyfi müdahaleler yapılarak emekçilerin toplu sözleşme ile kazandığı ekonomik ve sosyal haklarında kayıplara neden olacak biçimde kısıtlamalara gidiliyor. Bazı işverenler, salgın maliyetini bahane ederek, yol ve yemek ücretlerine son verme, karşılığını ödemeden yemekhaneleri kapatma, mesai-tazminat, toplusözleşme kesintisi, maaşları ödememe gibi kazanılmış haklarımıza göz dikiyorlar. Yine salgın koşulları bahane edilerek emekçiler keyfi biçimde meslekleriyle alakasız yerlerde ve işlerde görevlendiriliyor ya da uzak yerlere sürgün ediliyor veya adeta cezalandırılır gibi keyfi biçimde filyasyon ekiplerinde görevlendiriliyor. Başta Zabıta ve itfaiye emekçilerinin maktu mesai ücretleri olmak üzere birçok yerel yönetim emekçisinin sosyal hakları ya ödenmiyor ya da eksik ve geç ödeniyor. Halk sağlığını tehdit eden bu salgınla mücadelede, başta işyerlerimizdeki insan hareketliliği ve yoğunluğunun en az seviyeye indirilmesi, Cumhurbaşkanı genelgesindeki çalışma biçimlerine (idari izin, dönüşümlü çalışmak, kronik rahatsızlığı olanların uzaktan çalışması vb.) uygun düzenleme yapılması zorunlu hale gelmiştir. Mevcut durumda yerel yönetim hizmetlerinin yürütüldüğü işyerlerinde enfekte olma riski en yüksek orana dayanmış durumdadır. Bulaşın yeni zinciri; işyeri-toplu taşıma-ev şeklinde uzmanlarca da belirtilmektedir. Yerel yönetim emekçilerinin sağlığı kent halkının da sağlığıdır. Bu yüzden tüm yerel yönetim kurumlarında derhal ve hızla gerekli tedbirler koruyucu önlemler yoğun testler işyerlerinden başlayarak yapılmalıdır.” dedi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz