Türkiye’de bir çok alanda olduğu gibi hesapsız kitapsız yatırım furyası elektrik üretim sektöründe de görülmektedir.

Dünya gazetesinin haberine göre Galatasaray Kulübü eski başkanlarından Ünal Aysal’ın İtalyan ortaklı elektrik firması Yeni Elektrik Üretim Anonim Şirketi hakkında iflas kararı verildi.

Elektrik üretim sektöründeki arz fazlası ve ekonomideki durgunluğun yol açtığı beklentilerin altında kalan talep artışı, sektörde üretim yapan firmaları zorluyor.

Zorda kalan firmalardan biri de Türkiye’nin görece en yeni ve en büyük kurulu güce sahip doğalgaz çevrim santrallerinden birini işleten Yeni Elektrik Üretim şirketi oldu. Yeni Elektrik Üretim Anonim Şirketi tarafından işletilen 865 MW kurulu güçteki Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali fizibilitesi iyi yapılmış ve kendi alanındaki en verimli çalışan tesislerden biri olmasına rağmen, piyasa fiyatlarının beklenen oranda artmaması nedeniyle 2015 yılından itibaren kârlı çalışmakta zorlanmaya başladı. Peş peşe gelen doğalgaz zamları 2018’den itibaren santralı zora soktu. Sonuçta Yeni Elektrik Üretim AŞ’nin Gebze Dilovası’nda bulunan santrali kuruluş sürecinde öngörülen satış cirosunu ve kârlılığı yakalayamadı ve banka borçlarını ödeyemez hale geldi. Şirket yönetimi, yaklaşık 6 ay kadar önce Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi’ne konkordato başvurusunda bulundu. Mahkeme eylül ayında üç aylık geçici mühlet ve ihtiyati tedbir kararı vererek, şirkete komiser atamıştı. Bilahare Aralık 2019 sonunda tanınan mühlet iki aylığına uzatılmıştı. Son olarak konkordato talebini reddeden Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi, Yeni Elektrik Üretim AŞ’nin iflasını kararlaştırdı.

Ne yazık ki iflas ile sonuçlanan bu ekonomik durum münferit bir hadise değil, piyasada üretim yapan bir çok firmanın şu anda ciddi bir darboğazda olduğu, banka kredilerini çevirmekte zorlandığı konuşuluyor.

Elektrik üretim sektöründe durum şöyle:

2019 yılı Eylül ayı sonu itibarıyla ülkemiz kurulu gücü 90.720 MW’a ulaşmıştır. 2019 yılı Eylül ayı sonu itibarıyla kurulu gücümüzün kaynaklara göre dağılımı; yüzde 31,4’ü hidrolik enerji, yüzde 28,6’sı doğal gaz, yüzde 22,4’ü kömür, yüzde 8,1’i rüzgâr, yüzde 6,2’si güneş, yüzde 1,6’sı jeotermal ve yüzde 1,7’si ise diğer kaynaklar şeklindedir.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Başkanı Gazi İpek “Ülkemizin 2009 yılında 44 bin 761 MW olan santral kurulu gücü, 2019 Temmuz ayı itibarıyla 90 bin 449 MW`a çıkmıştır. 2008 yılında 198.4 milyar kWh olan elektrik üretimi ise 2018 yılında 303.9 milyar kWh olarak gerçekleşmiştir. Kurulu güç ve üretim kapasitesindeki artışa rağmen, enerji ihtiyacı aynı oranda artmamış dolayısıyla gerçekçi verilere dayanmadan yapılan plansız yatırımlar nedeniyle elektrik üretiminde arz fazlası meydana gelmiştir. Rasyonel bir işleyiş olduğunu düşünmüyorum. Yıllardır Türkiye`nin gerçekleri ve gereksinimlerini yansıtmayan projeksiyonlar ile çok fazla enerji yatırımı yapılmış, zaten kısıtlı olan kaynaklarımız atıl kalacak ya da kapasitelerinin çok altında çalışacak santrallar için harcanmıştır. Bugün elektrikte açık değil, arz fazlası bulunmaktadır. EPDK`nın projeksiyonlarına göre mevcut yatırımlar 2030 yılına kadar tüm ihtiyacı karşılayabilecek düzeydedir. Buna rağmen yatırım aşamasında olan çok fazla proje de vardır.” demektedir.

Türkiye’de 2018’de 292 milyar 171 milyon 619 bin kilovatsaat elektrik tüketilirken, bu rakam 2019’da yüzde 0,6 azalarak 290 milyar 445 milyon 456 bin kilovatsaate düştü.

Türkiye geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 9,3 azalışla 2 milyar 788 milyon 669 bin kilovatsaat elektrik ihraç etti. Bu rakam 2018’de 3 milyar 73 milyon 602 bin kilovatsaat düzeyindeydi.

2009’dan bu yana kurulu gücümüz yüzde yüze yakın arttığı halde üretimimiz ve tüketimimiz ancak yüzde elli civarında artmıştır!

Bu durum enerji şirketlerinin mali tablolarına da yansımaktadır, enerji şirketlerinin 47 milyar dolar civarında kredi borçlarının olduğu, şu ana kadar ödenemeyen borç miktarının da 12 milyar dolar düzeyine çıktığı bilinmektedir.

Bir taraftan elektrik enerjisi üreten firmalar zarar ederken, diğer taraftan da tüketici elektrik fiyatlarının aşırı yüksekliğinden yakınmaktadır.

İktidar acil tedbirler almaz ve ekonomi hızlanıp elektrik tüketimi artmaz ise daha bir çok şirketin darboğaza gireceği aşikardır! Böyle bir durum piyasalarda domino etkisi yaratabilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz