Türkiye’de koronavirüsü salgını etkisini artırarak devam ediyor. Bilim insanları salgınla mücadelede alınması gereken en iyi önlemlerin başında birkaç hafta da olsa karantina uygulaması olduğunu belirtiyorlar.

300 hekim yaptıkları ortak çağrıda; mümkün olduğu kadar fazla sayıda test yaparak enfekte olanların ve temas ettiklerinin bulunmasının önemine dikkat çekerek “Özellikle ve başta hasta yoğunluğunun yüksek olduğu şehirlerimizde temas sıklığını yani bulaş riskini azaltacak tedbirleri güçlendirmek gerekir. Salgının büyümesine yol açan en önemli faktör “dolaşan nüfus”tur. O nedenle, devletçe bugün ve gelecek güvencesi temin edilerek yaş grubu sınırlandırması olmaksızın bir süreliğine herkesin evde kalması sağlanmalıdır.” diyerek sokağa çıkma yasağının önemine vurgu yapıyorlar.

Tabii ki sokağa çıkma yasağı ile birlikte ekonomik ve sosyal boyutlar da gündeme geliyor. Nedense iktidar sokağa çıkma yasağına bir türlü yanaşmıyor Tamam ekonominin çarklarının.bir şekilde dönmesi gerekiyor ama insanların canından olmaması için de virüsün yayılmasının da durdurulması gerekiyor.

Sanki ülke olarak sorunlarımız azmış gibi bir de bağış toplama konusu ortaya çıktı.İktidar belediyelerin bağış toplamasını engelledi.Bırakın halk iktidar muhalefet ayrımı yapmadan istediği yere bağış yapsın. Zaten halkımız bu çekişmeler olmadan önce de bağışını yapıyordu. Bağışlarla bu işin çözülmesi mümkün değil. Enerjinizi boş yere değil halkın sorunlarını çözmeye harcayın.

Halk korona belasının yanı sıra bir de yoksulluk ve açlıkla boğuşuyor. Devlet mutlaka ve mutlaka insanlara para yardımı yapmalı.Bazı belediyeler zaten üzerlerine düşen görevi layıkıyla yerine getiriyor. Ülkemizde insanlarımız mutlaka çalışmak zorunda. Çalışmadıkları zaman aç kalıyorlar. Bu yüzden devletimiz kalıcı tedbirler almalıdır.. İktidar-muhalefet çatışması ile bu işler çözülemez.Şimdi birlik olma zamanı.

İşyerleri zorunlu olarak kapanan kahvehane, berber, terzi, kuaför gibi küçük esnaf da zor durumda.İşyerleri kapanan esnaf “ Ekonomik durgunluk yüzünden aylardır zor günler yaşıyorduk. Günlük kazanıp evimize ekmek götürüyorduk. Şimdi bu imkanımız da ortadan kalktı,perişan haldeyiz. Güya devlet bankaları esnafa ucuz kredi veriyor. Bankaya gittiğimizde kredi vermemek için önümüze birçok engel çıkartıyorlar” diyerek sorunlarını dile getirirken, ekonomistler de esnafın krediye değil nakit desteğine ihtiyaçlarının olduğunu belirtiyor.

Tedbirler için geç kalındığını ve hala yeterince test yapılmadığını belirten Halk sağlığı uzmanı Prof. Dr Ahmet Saltık “Bilim Kurulu’nda alınan kararların uygulanmasında sorun var.Devletin birinci görevi insanların can güvenliğini korumaktır” diyerek bundan sonra alınması gereken tedbirleri şöyle sıralıyor:

Sahra hastaneleri kurulmalı,

Karantina mekanları yaratılmalı (tatil köyleri, büyük oteller gibi)

Test sayısı mutlaka artırılmalı

Kriz yönetim merkezi kurulmalı

Türk Tabipler Birliği Bilim Kurulu’na katılmalı

Sağlık kuruluşları kamulaştırılmalı

Sağlık personelinin ihtiyaçları yerine getirilmeli ve korunmalı

Yaşamak adına hepimiz evde kalmalıyız. Şu önemli üç kuralı aklımızdan çıkarmayalım.”Temas-Mesafe-İzolasyon”

Temas içinde olmayacağız,

Araya mesafe koyacağız,

Kendimizi izole edeceğiz

Dünya ve insanlık bu savaşı eninde sonunda kazanacaktır.Umudumuzu yitirmeyelim. Umutlarımızı hep yeşertelim. Sevdiklerimizden ayrı kaldığımız bu kötü günler mutlaka sona erecektir. İşte şimdi o şarkının tam zamanı “Elbet birgün kavuşacağız. Bu böyle yarım kalmayacak…”

Evde kalın, sağlıklı kalın. Hayat eve sığar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz