Ekonomide normalleşme mi?

0
330

9 Eylül haftası Türk ekonomisindeki gelişmelerin seyrinin anlaşılabilmesi açısından önemli verilerin beklendiği bir haftaydı.

Eylül ayı başında TÜİK tarafından açıklanan ağustos ayı enflasyon rakamlarını beklendiği üzere bir düşüşü işaret ediyordu. TÜİK verilerine göre tüketici fiyatları, ağustos ayında aylık bazda yüzde 0,86 artış gösterirken, baz etkisi nedeniyle yıllık TÜFE yüzde 16,65’ten yüzde 15,01’e ve çekirdek enflasyon ise yıllık bazda yüzde 16,2’den yüzde 13,6 seviyesine gerilemişti.

TÜİK tarafından açıklanan bu enflasyon rakamlarından sonra gözler Merkez Bankasının Para Politikası kuruluna çevrilmişti. Ekonomi çevrelerinde beklentiler 2,5 puan civarında bir faiz indirimi gerçekleşeceği yönünde yoğunlaşmıştı

Merkez Bankası, eylül toplantısının ardından merakla beklenen faiz kararını açıkladı ve politika faizinde ciddi bir indirime gitti. Merkez Bankası, böylelikle birbiri ardına gelen iki toplantıda da indirim yapmış oldu erkez Bankası Para Politikası Kurulu, 12 Eylülde gerçekleştirdiği toplantıda politika faizini beklentilerin üzerinde 3,25 puan indirerek yüzde 19,75’ten yüzde 16,50’ye çekti. Böylece Merkez Bankasının son iki toplantıdaki faiz indirimi 7,25 puanı bulmuş oldu.

Beklenen bir diğer veri cari işlemler dengesiydi ve Türkiye’nin cari işlemler hesabı temmuz ayında 1.16 milyar dolar fazla verdi. Bunun sonucunda, 12 aylık cari fazla 4 milyar 445 milyon dolar oldu. Beklentiler cari dengenin 1.30 milyar dolar civarında bir fazla vermesiydi.

Söz konusu gelişmede, ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret açığının bir önceki yılın aynı ayına göre 2.421 milyon dolar azalarak 2.524 milyon dolara gerilemesi ve hizmetler dengesi kaynaklı girişlerin 959 milyon dolar artarak 4.277 milyon dolara yükselmesi etkili oldu.

Büyümenin öncü göstergesi olarak kabul edilen sanayi üretim verileri de bu hafta açıklandı ve sanayi üretimi temmuz ayında yıllık bazda yüzde 1.2 geriledi, aylık bazda ise bir önceki aya göre yüzde 4.3 arttı.
İstanbul’da Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası 10. yıl davetinde konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak her zamanki gibi pembe bir tablo çizdi ve “Enflasyonda endeksler eylül ayında hem TÜFE, hem de ÜFE’de tek haneli rakamları yakalayacağımızı net bir şekilde gösteriyor” dedi.
Ekonominin geleceğini merak edenler bana “acaba işler düzelmeye başladı mı, bir şeyler artık iyiye mi gidiyor” diye soruyorlar.

Öncelikle şunu söyleyeyim döviz kuru seviyesindeki gelişmeler Türk ekonomisindeki gelişmelerden ziyade dışarıdaki ve özellikle de Amerika ve Avrupa Birliği ekonomilerindeki gelişmelerden etkileniyor.
Amerika’da daha düne kadar bu sene kaç defa faiz arttıracak yapacak diye sorgulanan FED bir faiz indirimine gitti, üstelik Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’da devamlı olarak FED’in faizleri hızlı ve yeterince indirmemesinden şikayet ediyor.

Avrupa Merkez Bankası (ECB), ivme kaybeden euro bölgesi ekonomisini desteklemek için yeni tedbirler açıklayarak faizleri indirdi ve tahvil alımlarını tekrar başlattı. ECB’nin yaptığı açıklamaya göre mevduat faizi %-0.4’ten %-0.5’e indirilirken, Kasım ayından itibaren ayda 20 milyar euro tahvil alımına başlanacak. ECB tarafından yapılan açıklamada ayrıca, “Yönetim kurulu enflasyon görünümü tahmin ufku boyunca %2’ye yakın ancak hemen altında olan seviyeye sağlam şekilde yaklaşana ve bu hareket enflasyonun arz talep dinamiklerine tutarlı şekilde yansıyana kadar ECB’nin politika faizlerinin mevcut veya daha düşük seviyelerde kalmasını
öngörmektedir” denildi.

Ekonomistlere göre AB’de bir resesyon endişesi hızla artıyor ve ABD ekonomisinin de yeni bir resesyona girme olasılığından bahsediliyor.

İtalya’nın durumundaki belirsizlikler, AB ile İngiltere arasında yaşanan Brexit sorunu, kur ve ticaret savaşlarının başlayıp başlamayacağına yönelik endişeler küresel ölçekte beklentileri bozuyor.
Bu beklentiler ve özellikle de ABD ve AB’de faizlerin indirilme ve olası yeni bir parasal genişlemeye gidilmesi beklentisi Türkiye’de döviz kurlarındaki yükselişi frenliyor.

Enflasyon rakamındaki düşüş ise fiyatlar genel seviyesinde bir düşüşü göstermiyor, fiyatların arttığını ama geçen seneye göre daha düşük bir hızda arttığını gösteriyor. Birde elbette baz etkisi var, geçen sene kur artışları ile tetiklenen enflasyon sonucunda sadece 2018 Eylül ayında tüketici fiyatları endeksinin (TÜFE) % 6,30 arttığını unutmamalıyız. 2019 Eylül ve Ekim aylarında bu baz etkisi ile enflasyonun tek hanelere inebileceği sonra Kasım ve Aralık aylarında gene çift haneye tırmanacağı zaten çok uzun zamandır söylenmekteydi. Bu gelişmeyi de ekonomide normalleşmeye yönelik bir gelişme olarak kabul etmek mümkün değil.
Sözün özü bütün bu gelişmeler ekonominin normalleşmesinin değil durgunluğun devam ettiğinin işaretidir.
Benim görüşüme göre son gelişmeler ekonomik aktörlerin uzun süreli bir ekonomik durgunluk beklentisini değiştirmesini gerektirebilecek gelişmeler değildir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz