Ekonomide 1990’lı yıllara dönüş

82

2018 yılına girerken yapılan zamlar 1990’lı yıllarını hatırlattı. O yıllarda da her yılbaşında, yüzlerce kanun, kararname, yönetmelik ile devletin alacakları, mal ve hizmetlerinin fiyatlarında yüzde 100’lere varan enflasyona uyumlu artışlar, zamlar yapılır, yapılırdı, içimiz kararırdı.

2018’e de geçmişteki o yıllar gibi girdik. Kamu alacakları, mal ve hizmetlerinde artışlar yüzde 13–14 oranlarında. Buna bir de yüzde 8.8’lik elektrik zammı eklendi.
Şimdi 2017 yılı enflasyon oranları açıklanacak. Beklenti yıllık yüzde 12’ler civarlarında. Peki, ya bundan sonra?
Bu kadar artış, zam olduğu gibi piyasaya yansıyacak, her kesim, maliyetlerindeki bu artışları fiyatlarına yansıtacak. Sonuçta birikmiş, kamu gelir ve giderindeki devası açıkları gidermek için bu yıl içinde yüksek oranlı zamlar birbirini kovalayacak, enflasyon patlayacak.
Eğer ekonomi yönetimi son on yılda başta faizler ve döviz kurları olmak üzere ekonomik bozukluklarda, tüm maliyetlerinde, mal ve hizmetlerinde küçük oranlarda dengeli ayarlamalar yapsaydı, bugün böylesine büyük zamlarla karşılaşmazdık.

Ve yine eğer, Brezilya, Rusya, Hindistan gibi zamanında faizleri artırmazsan, döviz kurlarına müdahale etmezsen, “ucuz sermaye girişi var, ürkütmeyelim” diyerek buna bel bağlarsan, kararları ertelemeyle, ötelemeyle geçiştirirsen, “spekülasyon, manipülasyon gerekçeleriyle “dur bakalım ne olacak” anlayışıyla ekonomiyi yönetirsen gün gelir, acı reçeteler böyle önümüze çıkar. Tıpkı 1990’lardaki gibi.

ASGARİ ÜCRET KOMİYONU KALDRILSIN

2018 yılı asgari ücret 1,650 lirayı geçmez şeklinde yazdık, tahminimiz 47 lira eksikle doğrulandı. Şimdi şunu soralım: Bu Asgari Ücret Belirleme Komisyonu ne işe yarar? Hükümet, işçi işveren temsilcileri başlıyorlar toplantılara. Her kafadan anormal rakamlar çıkıyor, sonra bakıyorsunuz artış oranı en fazla enflasyon kadar. İşçi, işveren temsilcilerin önerileri kağıtta kalıyor, hükümet ne derse o oluyor.
Arkadaş madem yüzde 50’lere varacak artış yapmaya, kendi taleplerinizi kabul ettirmeye muktedir değilsiniz; asgari ücreti de bağlayın enflasyona olsun bitsin. Hükümet artı eksi bir iki puanlık düzenleme yapmaya yetkilendirirdir, olur biter, herkes de önünü görür.
Böylece millet kafasına acayip rakamlar sokulmaz, beklenti ve hayal kırıklığı yaratılmaz, herkes işine gücüne bakar, hükümet de “artışla bütçeyi zorladık” gibi klasik gerekçelere sarılmaz. Bu Komisyon asgarinden sinirleri oynatıyor.

MP’NİN TAM BİLETİ DE KALDIRILMALI

Asgari Ücret Komisyonu gibi Milli Piyango’nun tam bilet uygulaması da kaldırılmalı, özellikle yılbaşı çekilişinde. Son on yıldır hep çeyrek bilete çıkıyor. Biletler çeyrek, hayaller de çeyrek oluyor.
MP vatandaşı kandırıyor ve ikramiye çıkmayacak bileti halka satıyor. “Efendim “şans bu, top dönüyor baht kazanıyor” diye bir şey yok. Çeyrek biletle yarım ve tam bilet arasında doğru orantı olmalı. Örneğin bir tam bilet için iki yarım dört çeyrek bilet çıkarılmalı ki biletlerin şansı adil olsun.
Eğer sistem böyle ise bu sonu gelmeyen çeyrek bilet kuyruklarına ne diyeceğiz?