Dilek Güngör Hanımefendi 6 Kasım tarihinde Sabah gazetesinde yayınlanan “Yalancı çobanlar yandı” başlıklı köşe yazısında Türkiye’deki ekonomik duruma ilişkin olumsuz bilgi paylaşan ve eleştiri getirenlere hapis cezası verilmesinin önünü açacak yeni düzenlemelerin yolda olduğunu duyurmuştu.

İktidar yahut da ekonomi bürokrasisinden birileri çıkıp bu iddiayı yalanlayacak mı diye bir müddet bekledim ve konu ile ilgili hiç bir yorum yazmadım. Kimseden bir ses çıkmadığına göre sükut ikrardan gelir diyerek artık bunun Dilek hanımın kişisel görüşü olmadığını, iktidar cenahında da böyle bir eğilim olduğunu düşünüyorum ve bu yüzden de bir cevap yazmanın zamanı geldiği kanaatindeyim.

Köşe yazısında “Her gün çıkıp ekonomiye, Türk Lirası’na, finansal göstergelere ilişkin yalan, yanlış ve yanıltıcı bilgiler sallamaları yanlarına kâr kaldı” diyen Güngör, Türkiye’deki kanunlarda bununla ilgili bir düzenleme tanımının olmadığını belirtmiş.

“Ulusal ekonominin genel yapısına, Türk Lirası’na, makroekonomik büyüklüklere ve finansal göstergelere ilişkin yalan haber yapsanız da söylenti çıkarsanız da yorum yapsanız da rapor yazsanız da ceza alamıyorsunuz” ifadelerini kullanan Güngör, konuyla ilgili bir düzenleme hazırlığı yapıldığını da iddia ediyor.

Güngör köşe yazısında “Şu günlerde konuyla ilgili bir düzenleme hazırlığı yapıldığını biliyorum” diyor ve birde yol, yöntem öneriyor
“Bana kalırsa, bunun iki yolu var: Ya Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu‘na bir madde ekleyeceksiniz, ya da Türk Ceza Kanunu‘nun ‘fiyatları etkileme’ başlıklı 237’nci maddesine bir ek yapacaksınız.
Gelelim nasıl bir düzenleme yapılacağına… Bildiğim kadarıyla, ekonominin genel yapısı, milli para, finansal göstergelere ilişkin olarak, bunların fiyat, değer veya seviyeleri üzerinde önemli ölçüde etki doğurabilecek yalan, yanlış ve yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, bu suretle menfaat elde edenlerin, 6 aydan iki yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılması gündemde
Velhasıl, artık öyle bol keseden sallamak yok beyler!” diyor hanımefendi…

Dilek hanıma elinde herhangi bir yetkisi olmayan ekonomi yazarlarına karşı piyasa aktörlerini yanılttıkları ve yanlış yönlendirdikleri gerekçesi ile cezai yaptırımlar istiyorsunuz da ekonominin aktörlerini yanıltarak yanlış kararlar almalarına ve zarar etmelerine yol açan siyasiler ve ekonomi bürokrasisi için de bir cezai yaptırım istiyor musunuz diye sormak lazım gelmez mi?

Mesela AKP Genel Başkanı 2015 yılında iş adamlarına seslendiğinde: “Sakın dolar almayın, duvara çarparsınız” demişti. O gün dolar kuru 2,60 TL idi bugün ise 5,75 TL arada da 7,20 TL’yi bile görmedi mi? Dolar borcu olduğu halde o gün onu dinleyenlerin hali ne olacak ? Kim karşılayacak zararlarını?

Mesela iktidar ve ekonomi bürokrasisi durmadan geleceğe yönelik bir enflasyon tahmini açıklıyor ama bu tahminler hiç tutmuyor! Peki bu tahminleri ciddiye alarak fiyat belirleyen, teklif veren bu yüzden zarara uğrayan iş insanları da ekonomi bürokrasisi için bir cezai yaptırım talep etmeliler mi?

İşin doğrusu düşüncesi olan ve düşüncesini açıklayanlara yönelik yaptırımlar insan hakları evrensel beyannamesine ve demokratik ilkelere aykırıdır. İşi krizi çıkmasını engellemek olan iktidar işini yapmalı, bir kriz çıkmasını engellemelidir. Sonuçta kimse yazmasa da, çizmese de ekonomik kriz varsa vatandaş bunu hisseder.

İşini yapıp krizi çözmeyi düşünmek yerine ekonomi yorumcularının dilini bağlamayı düşünen iktidarı şiddetle kınıyorum.

Elbette bir lafımda Dilek hanımefendiye madem ekonomiyi biliyor iktidara düşünen, yazan, çizeni cezalandırmak için yol ve yöntem önereceğine ekonomik krizi çözecek yol ve yöntemleri önermeyi neden denemiyor?

Facebook Yorumları

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz