Eğitim çıkmazı içinde

0
110

“Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık…”, tam da şu an eğitimde yaşanan… Aslında pandemi döneminde sadece eğitimde değil, hayatın birçok alanında bir şekilde bunu hissederek yaşıyoruz.


Okuldaki eğitim ve öğretim, uzaktan öğretimden çok daha kalıcı etkisi olur. Kuru bir öğretim, iyi bir insan olarak öğrencinin yetişmesini sağlayamaz. Öğretimi destekleyen eğitim olmadan, yetişen kuşakların daima bir yönü hep eksik kalır. Öğrencilere bilgi aktarımı öğretimle; iyi bir insan, ahlaki değerleri olan, birbirine saygı duyabilen bireyler yetiştirmek de ancak eğitimle olur. Okul ortamında öğretim ile eğitimde birlikte verilmektedir. Öğrencilerin okul ortamı içinde iyi davranışlar edinmesi ve kuracağı arkadaşlıklarla asosyallikten kurtulmasını büyük ölçüde sağlar. Onun için örgün eğitim öğretimin önemi tartışılmaz. Örgün olmayan bir öğretim yılının ise etkilerini ileride görebiliriz. Yalnız salgında okula gidilse ayrı bir sorun, gidilmese ayrı bir sorun… Ayrıca daha düne kadar öğrencilerimize, “ Bilgisayarda, telefonda saatlerce takılması onlara zarar verir.” derken, şimdi saatlerce bilgisayar ve telefonu, onlar ‘uzaktan öğretimini alsın’ diye veriyoruz. Sanki çok bilinmeyenli bir denklemin ortasında kalmış gibiyiz. Öyle ki, “Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık…”


Uzaktan öğretim yeterince verimli olamıyor. Çünkü sınıf ortamındaki, yüz yüze eğitim ve öğretimin etkisi her zaman etkisi daha fazladır. Uzaktan öğretimde; binlerce çocuk interneti, TV, bilgisayarı ve telefonu olmadığı için dersleri doğru düzgün takip edemiyor. Burada da ayrıca bir eşitsizlik ortaya istenmese de çıkıyor. Öğrenciler arası bilgi farklılığı daha fazla oluyor, bu da ileride adil olmayan sonuçlar çıkmasına neden olabilir. Okul, bir nebze de olsa, onları bir araya getirerek bunu azaltabilir. Okulsuz hayat, onlar için kayıp bir hayattır.


Bu hafta anasınıfları ve birinci sınıflar, kontrollü bir açışla yüz yüze eğitim ve öğretime başladı. Bunun olumlu ve olumsuz sonuçlarını yaşayarak öğreneceğiz. Öğrenciler; okula gitse salgın korkusunu, kaygısını hissederek yaşayacak; gitmese eğitim ve ortamın vereceği katkılarından mahrum kalacak. Gitse ayrı bir dert, gitmese ayrı bir dert…
Okulsuz bir hayat; bilgisiz, eğitimsiz, cahil bir toplumun var olmasına neden olabilir. Bunu olumlu bir şekilde değiştirecek, eğitime yönelik çözümler üretmeliyiz.


Tıp fakültesi gibi yerlerde; yazılı bilgiler yetmez, uygulamalı çalışmalarda olmalıdır. Bunun dışında birçok fakülte ve liselerde de benzer eğitim öğretim olmalı… Ama böyle bir salgın ortamında buna ne derece cesaret edilip yakından eğitim, öğretim verilebilir ya da uygulanabilir? O da ayrı bir sorudur. Eğitim çıkmazında, sorunların nedenlerini ve kaynağını iyi tespit ve analiz edersek; çok daha doğru ve iyi kararlar alabiliriz. Olması gereken marifet; sorunlar yaratmak değil, sorunlara çözümler bulabilmektir…
Yeni eğitim öğretim yılımızda; her şeye rağmen, sorunları en asgariye inmiş, başarılı bir eğitim öğretim yılı olmasını dileriz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz