“DÜNYADA HER YIL YAKLAŞIK 18 MİLYON KADIN KANSERE YAKALANIYOR”

0
10
- Reklam -

Kanserle Dans Derneği 20 Eylül “Dünya Jinekolojik Onkoloji Günü” kapsamında jinekolojik kanser türlerine dikkat çekmek,farkındalık yaratmak ve yeni geliştirilen inovatif tedavi yöntemleri ile ilgili bilgi vermek amacıyla Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’nda Prof. Dr. Ali Ayhan sözcülüğünde toplantı gerçekleştirdi.

Esma ALTIN/ANKARA

Kanserle Dans Derneği, 20 Eylül “Dünya Jinekolojik Onkoloji Günü” kapsamında, dünyada her yıl yüzbinlerce kadının hayatını kaybetmesine neden olan jinekolojik kanser türlerine dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak amacıyla bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantının açılışı, gücü simgeleyen flemengo dans gösterisi ile yapıldı. Yapılan toplantıda katılımları ile katkıda bulunan Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Doğum Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ali Ayhan, jinekolojik kanser türleri ve yeni geliştirilen inovatif tedavi yöntemleri ile ilgili önemli bilgiler paylaştı. Dünyada en sık rastlanan kanser türlerinin; yumurtalık, rahim ve rahim ağzı kanseri olduğunu kaydeden Ayhan; “Gelişmemiş ülkelerde rahim ağzı kanserlerine daha sık rastlanırken, gelişmiş ülkeler ce Türkiye’de ise en sık görülen jinekolojik kanser rahim kanseridir. Jinekolojik kanserlerde erken tanı ile yaşam şansı artmaktadır.” dedi.

- Reklam -

‘DÜNYA JİNEKOLOJİK ONKOLOJİ GÜNÜ İLE FARKINDALIK OLUŞTURULUYOR’

Kanserle Dans Derneği her yıl Dünya Jinekolojik Onkoloji Günü’nde başta Ankara ve İzmir’de olmak üzere çeşitli aktiviteler düzenleyen ve konuyla ilgili kamuoyunda farkındalık çalışmaları yürüten bir dernek olarak faaliyetlerine devam ediyor. Dernek, başta Ankara, İstanbul ve İzmir olmak üzere birçok ilde yaptığı farkındalık çalışmalarıyla bugüne kadar binlerce kadına ulaşarak onlara her anlamda destek oluyor. Dünya Jinekolojik Onkoloji Günü 2019 yılında Avrupa Kadın Kanserleri Hasta Dernekleri Birliği’nin (ENGAGe) girişimleri sonucunda, jinekolojik kanserlere dikkati çekmek amacıyla farkındalık oluşturuyor. Bu kapsamda her yıl 20 Eylül’de, Türkiye’nin yanı sıra Çekya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Macaristan, Gürcistan, Almanya, Yunanistan, İsrail, İrlanda, İtalya, Kazakistan, Norveç, Polonya, Romanya, İsveç, İspanya, İngiltere ve ABD’nin aralarında bulunduğu 24 ülkede, eş zamanlı etkinlikler düzenlenerek, tüm ülkelerde hasta ve hekimlerin yer aldığı faaliyetler gerçekleştiriliyor. Faaliyetler Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Dünya Kanser Teşkilatı (UICC) tarafından da destekleniyor. Dünya Jinekolojik Onkoloji Günü ile jinekolojik kanserler konusunda farkındalığın artırılması, davranışsal ve iletişimsel sorunların belirlenmesi ve çözümlenmesi amaçlanıyor. 

‘DÜNYADA HER YIL YAKLAŞIK 18 MİLYON KADIN JİNEKOLOJİK KANSERE YAKALANIYOR’

Global 2020 rakamlarını paylaşan ve jinekolojik kanserlerin dünya üzerindeki kadınlarda etkisini açıklayan Ayhan şunları kaydetti; “Bugün artık bazı kanserlerin aşılama ile tamamen elimine olabildiği hatta eliptikasyona gittiğini görüyoruz. Dünyada her yıl yaklaşık 18 milyon kadın kansere yakalanmakta, bunların 9 milyonunun aynı yıl hayatını kaybettiğini görüyoruz. 2020 yılında kadınlarda görülen en sık kanser türlerinde meme kanserleri birinci sırada yer almaktadır. Yine kalın bağırsak kanserleri, akciğer kanserleri ve rahim ağzı kanserleri ile tiroit kanserleri görülmüştür. Rahim içi kanserleri, mide içi kanserler ve yumurtalık kanserleri de dünya genelinde kadınlarda en fazla görülen kanser türlerini oluşturuyor. Bu rakamlara 2019 yılına baktığımızda, rahim ağzı kanserleri ikinci sırada olmasına rağmen, bugün ise dördüncü sıraya geçmiştir. Bunun temeli nedeni de ulusal bazda yapılan arama-tarama ve aşı olayları olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla ülkemizde bu tür programların uygulanmasıyla hemen hemen bu rahim ağzı kanserlerinin elimine edileceğini artık dünyada kabul etmiş durumda ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu konuda yeni bir programa imza attı. Eliminasyon programı dediğimiz bu program henüz eliptikasyon değil. Eliminasyon programında elde edilen katalog değeri yüz binde 4 olarak değerlendirildi. Bizim memleketimiz DSÖ verilerine göre elimine edilmiş durumda.”

Türkiye’nin jinekolojik kanserler konusundaki durumunu Türkiye 2020 verileri ışığında değerlendiren Ayhan şunlara dikkat çekti; “Ülkemizde, dünyada olduğu gibi meme kanserleri ilk sırayı almaktadır. Ülkemizde değişine bir şey de var. Tiroit kanserleri ikinci sırada. Dünya genelinde ise tiroit kanserlerinin kolorektal kanserlerden daha sonra geldiğini görüyoruz. Rahim ağzı kanserleri dünyada dördüncü sırada olmasına rağmen ülkemizde rahim ağzı kanserleri yok denecek kadar az. Yani bir ülkemizde eliptikasyonda ziyade bir eliminasyon programı uygulanmış gibi görünüyor.”

‘RAHİM İÇİ KANSER TÜRÜ ÜLKEMİZDE SIKÇA GÖRÜLÜYOR’

Rahim ağzı kanserinin 2020 yılı yılında 2 bin 500 vaka olarak kaydedildiğini belirten Ayhan, diğer kanser türlerinin vaka sayıları ile ilgili bilgi verdi ve şunları ekledi; “2020 yılında 4 binden fazla yeni yumurtalık kanseri vakası görülmüştür. Rahim içi kanserleri gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de sıkça görülen bir jinekolojik kanser türü. 2020 yılında bu kansere yakalanan kadınlarımızın sayısı 5 binin üzerinde yeni vaka olarak kaydedilmiştir ve bunların da bir kısmını kaybediyoruz. Ancak buradaki kayıplarımız daha düşük. Çünkü bunları erken tanı olanağımız var.”

Kanserlerin genetik yatkınlık ile ilgili ilişkisi konusuna değinen Ayhan bu konuda elde edilen verilerden yola çıkarak şunları söyledi; “Genetik kanserlerin genel kanserler içerisindeki payı yüzde 5 ile10 arasındadır. Diğer yüzde 90 ise smolorik kanserlerdir. Başka bir deyişle önlenebilen kanserlerdir. Bu nedenle sigara ve alkol kullanımı azaltılmalı, hayat tarzı iyileştirilmesi ve obeziteden kaçınılmalı, enfeksiyonlar elimine edilmeli, aşı olunmalıdır. Yine zamanında tedavi olarak mide kanserinden kaçınılmalıdır. Bir kadın önce vücuduna aşık olacak. En küçük değişiklikte hekimine başvuracak. Bunlar çok önemli. Bugün genetik dediğimiz kanserlerin dışındaki kanserleri elimine etmek toplumun elindedir. Genetik kanserlerin de hem tedavisinde hem de önlenmesinde bazı çareler olduğunu artık herkes biliyor. Çünkü bu gen bazlı tedaviler hemen hemen bunlarda da oldukça iyi bir yol almış durumda ve gerçekten dün kaybettiğimiz hastalar artım topluma iyi olarak girmiş durumda. En önemlisi rahim ağzı kanserleri için artık yaygın aşılama programları mevcut. Bizim ülkemizde henüz bu ulusal olmakla birlikte elinde imkanı olanlar bu aşıları yaptırabiliyor. Genellikle bu aşıları yaptırma çağı okul çağı aşılardır. Yani 11-13 yaş arası yapılan aşılardır. O zaman yaptıramıyorsanız 26 yaşına kadar kendi imkanlarınızla yaptırabilirsiniz. Ancak bizim ülkemizde okul çağı aşı şeklinde program kabul edilmiş durumda değil. Ama aşı ülkemizde satılıyor. Mevcut aşıların rahim ağzı kanserinden koruma oranı yüzde 70 civarındadır. Fakat bu yeni aşılarda bu oran yüzde 90’a çıkabilecek. Bir başka özellik de aşılanan popülasyonun, toplumun siz artık iyisiniz gidin şeklinde bir rakam yok, onların da mutlaka rama-taramaya tabii tutulması gerekmektedir. Hatta b konu ile ilgili bir sloganımız da var. ‘Önce aşı ol, sonra aşk ol.’ Kısacası gerekli önlemleri aldığınızda enfeksiyon gelişmiyor kansere yakalanmıyorsunuz rahim ağzı kanserlerinde ne önemli şey, seçici olmaktır.”

Jinekolojik kanserlerde erken tanının çok önemli olduğuna vurgu yapan ve erken tanının yaşan şansını artırdığını belirten Ayhan, her hastanın tedavi sürecinin farklılık gösterdiğinin altını çizerek; “Her hastanın tedavisi farklılık göstermektedir. Çünkü hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunları farklılık gösterir. Bu nedenle erken tanı sağ kalım süresini artırmakta ve ameliyat tedavinin en önemli basamağını oluşturmaktadır.” ifadelerini kullandı.

‘KÜÇÜK SEMPTOMLAR BİLE DOĞRU TEŞHİSE YARDIMCI OLABİLMEKTEDİR’

Kanserle Dans Derneği Başkanı Sevil Gürkan ise toplantıda yaptığı açıklamada; aile öyküsü, yaş, yaşam stili, doğurganlık, sigara kullanımı, obezite ve sosyo-ekonomik faktörlerin kadınlarda görülen bu kanser türleri için en önemli risk faktörleri olduğunu belirterek; “Dünya Jinekolojik Onkoloji Günü’nde gerçekleştirdiğimiz bu bilgilendirme toplantısı ile dernek olarak amacımız, hastalarımızın ve yakınlarının en doğru bilgiye ulaşmalarını sağlamak, bu alandaki yeni gelişen inovatif tedavi yöntemlerinden haberdar olmalarını temin etmek ve tedavi süreçlerinde yanlarında olabilmek. Farkındalık önemlidir, çünkü jinekolojik kanserlerin tedavisinde erken tanı en önemli unsurdur. Kadınların jinekolojik muayenelerini düzenli olarak gerçekleştirmeleri ve hekimleri ile açık iletişimde olmaları çok değerli.  Görünüşte küçük sayılan semptomlar bile doğru teşhise yardımcı olabilmektedir. Özellikle aile öyküsü olan kadınlarımızın mutlaka yıllık hekim kontrollerini ve jinekolojik taramalarını aksatmaması gerekmektedir.” şeklinde konuştu.

- Reklam -