Dünya yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneliyor

120

Ülkelerin kalkınma ve büyüme hızına bağlı olarak enerji ihtiyaçları da sürekli olarak artıyor. Dünyadaki enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 90’ını fosil yakıtlar karşılıyor. Dünya yenilenebilir enerji kaynaklarına dönüyor.

Fosil enerji kaynaklarının yakın gelecekte tükenecek olması ve neden oldukları hava kirliliği ülkeleri yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneltmiş durumda. Gelişen teknolojiyle birlikte yenilenebilir kaynaklar her alanda kullanılmaya başlandı. Isınma, elektrik, ulaşım bunlardan sadece bazıları.

Ülkemiz dört mevsimin yaşandığı, yenilenebilir enerji kaynaklarının bolca olduğu bir coğrafyada yer alıyor. Bütün enerji kaynakları topraklarımızdan, doğamızdan karşılanabiliyor ancak bu konuda ne yazık yeterli değiliz.

Türkiye’de kullanılan yenilenebilir enerji kaynaklarına bakacak olursak;

RÜZGAR ENERJİSİ

Türkiye’de rüzgâr gücü, 2005 yılında devreye giren YEK (Yenilenebilir Enerji Kanunu) ile hızlı bir gelişime girmiştir. Devletin, 2023 yılına kadar 20 bin MW (megawatt) kurulu rüzgâr gücü kapasitesine ulaşma hedefi vardır.

2015 yılında rüzgar ile elektrik üretimi, Türkiye toplam tüketiminin yüzde 4.38’ini karşılamıştır ve 11,543 Gwh (gigawatt.saat) rüzgardan elektrik üretmiştir. 2015 yılı ilk 11 ayında tüketim karşılama oranı yüzde 4.37 seviyesindedir. 2015 sonu itibarıyla işletmede olan rüzgar enerji santralarının kurulu gücü ise 4,718.3 MW’tır.

Türkiye’de yer seviyesinden 50 metre yükseklikte ve 7.5 m/s üzeri rüzgar hızlarına sahip alanlarda kilometrekare başına 5 MW gücünde rüzgar santralı kurulabileceği kabul edilmiştir. Bu kabuller ışığında 2007 yılında, orta-ölçekli sayısal hava tahmin modeli ve mikro-ölçekli rüzgar akış modeli kullanılarak üretilen rüzgar kaynak bilgilerinin verildiği Rüzgar Enerjisi Potansiyel Atlası (REPA) hazırlanmıştır. Türkiye rüzgar enerjisi potansiyeli 48,000 MW olarak belirlenmiştir. Bu potansiyele karşılık gelen toplam alan Türkiye yüz ölçümünün yüzde 1.30’una denk gelmektedir.

BÖLGELERE GÖRE RÜZGAR ENERJİ SANTRALLERİ

Rüzgar enerjisi santrallerine her gün bir yenisi ekleniyor. Santrallerin bölgelere göre dağılımına baktığımızda yüzde 37,72’si Ege , yüzde 36,95’i Marmara, yüzde 15,20’si Akdeniz , yüzde 7,86’sı İç Anadolu, yüzde 1,70’i Karadeniz, yüzde 0,58’i Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alıyor.

İşletmedeki Rüzgar Enerji Santrallerinin illere göre dağılımına baktığımızda Balıkesir’in yüzde 19,58’le öncülük ettiğini görüyoruz. Balıkesir’i yüzde 17,11’le İzmir, yüzde 12,19’la Manisa, yüzde 7,73’le Hatay, yüzde 6,21’le Çanakkale ve diğer iller takip ediyor.

ÜLKEMİZDEKİ GÜNEŞ ENERJİ SANTRALLERİ

Bir diğer yenilenebilir enerji kaynağı da güneş.

Enerji Bakanlığı’nca hazırlanan, Türkiye’nin Güneş Enerjisi Potansiyeli Atlasına (GEPA) göre, yıllık toplam güneşlenme süresi 2,737 saat (günlük toplam 7.5 saat), yıllık toplam gelen güneş enerjisi 1,527 kWh/m² (günlük toplam 4.2 kWh/m²) olduğu tespit edilmiştir.

Aktif santrallerin çoğu fotovoltaik (PV) sistemi kullanmaktadır. Santrallerin büyük çoğunluğu lisanssız elektrik üretimi sınırı olan 1 MW (megawatt) altındadır, üzerinde kalanlar ise 1 MW’lık santrallerin ortaklaşması ile faaliyetlerini sürdürmektedir. En büyük santral 23 MW kurulu güç ile Konya Karatay Kızören GES’tir. Enerji Bakanlığı’nın 2023 hedefine göre; en az 3 GW lisanslı PV santral kurulu gücüne ulaşılacaktır.

Uzmanlara göre kesinlikle yeterli değil.

İLK ÖRNEĞİ MERSİN’DE

Kule tipi güneş enerjisi santralinin Türkiye’de ilk örneği Mersin’de kurulmuştur. 100 dönümlük arazinin 30 dönümü aynalarla kaplanmıştır. 510 adet ayna 50 metre yüksekliğindeki kuleye güneş ışınlarını yansıtmaktadır. Burada ısınan sudan elde edilen buhar türbinleri çevirerek elektrik enerjisine dönüştürmektedir. Günün saatine göre güneşin konumunu hesaplanıp, yansıtıcı aynalar o yöne çevrilmektedir.

Fotovoltaik sistemlerin kullanımının yaygınlaşması için 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynakları Kanunu 29/12/2010 yılında revize edilmiş ve 2013 de mevzuat çalışmaları tamamlanmıştır.

Güneş enerjisinden elektrik üretimine yönelik hukuki ve teknik düzenlemelerin tamamlanması sonrasında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından 10-14 Haziran 2013 tarihleri arasında lisans başvuruları alınmıştır. Bu başvurularda, 600 (MW) olarak belirlenen kapasite için yaklaşık 9.000 MW’lık kurulu güce karşılık gelen 496 adet başvuru yapılmıştır. GES ön lisans başvuru yarışmaları sonuçlanmış olup, bugün itibarıyla EPDK tarafından 5 adet güneş enerjisi santraline ön lisans, 2 adet güneş enerjisi santraline lisans verilmiştir. Sürecin sonunda toplam 49 adet güneş enerjisi santraline ön lisans-lisans verilmiş olacaktır. 2023 hedeflerine ulaşmak için ilerleyen yıllarda kademeli olarak kapasite artırılacak.

Türkiye’de bulunan 1644 Güneş Enerji Santrallerinin toplam kurulu gücü 1.362,60 MW’dır. 2016 yılında Güneş Enerji Santralleri ile 1 milyar kilovatsaat elektrik üretimi yapılmıştır.

Güneş Enerji Santralleri temelde iki farklı yapı ile çalışır. Bunlar fotovoltaik sistem ve termal sistemdir.

Fotovoltaik sistemde, güneşten gelen radyasyon, paneller vasıtası ile enerjiye çevrilmekte, elde edilen enerji inverter cihazı ile kullanıma uygun hale getirilerek kullanılmaktadır.

Termal sistemlerde özel aynalar vasıtası ile güneş ışınları belli bir noktaya iletilmekte, bu noktada bulunan yağ, su vb. sıvı ısıtılmakta, ısıtılan bu sıvı ile termik sistemlerde olduğu gibi buhar basıncı vasıtası ile mekanik enerji kinetik enerjiye çevrilmektedir.

Çok yaygın olmasa da bu iki sistem haricinde değişik yöntemlerle de güneş enerjisi elektrik enerjisine çevrilebilmektedir.

Ülkemizin birçok ilinde güneş enerjisi santrali bulunuyor. Bu santrallerden en çok enerji üreten illerimizden bazıları;

Kayseri, Balıkesir, Konya, Nevşehir, Elazığ, Şanlıurfa, Afyonkarahisar, Burdur, Aksaray, Bursa, Manisa, Kahramanmaraş, Niğde, Batman, Ankara gibi iller yer alıyor.

İNGİLTERE’DEN AZ ÜRETİYORUZ

Ülkemiz konumu itibariyle güneş enerjisi potansiyeli en yüksek ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye’de, güneş enerjisine dayalı enerji üretiminde sadece bu yıl içinde bile çok sayıda yatırım yapılmasına karşın; güneşin en kıt olduğu ülkelerden İngiltere’nin bu yılın ilk 10 ayında güneş enerjisinden elde ettiği güç, Türkiye’nin toplam güneş enerji gücünün yüzde 40’ına denk geliyor. YP İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Osman Cem Çankaya bu durumu değerlendirdi.

“Karanlık İngiltere” 10 ayda, güneşten Türkiye’nin yüzde 40’ı kadar enerji üretti
YP İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Osman Cem Çankaya bu durumu değerlendirdi. Çankaya,

“Güneşin en kıt olduğu ülkelerden İngiltere’nin bu yılın ilk 10 ayında güneş enerjisinden elde ettiği güç, Türkiye’nin bu yıl içinde çok sayıda yatırım yapmasına karşın toplam güneş enerji gücünün yüzde 40’ına denk geliyor.

Birleşik Krallık Ekonomi, Enerji ve Sanayi Stratejisi Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre 2017’nin ilk 10 ayında güneş elektriği gücü 801 MW artış gösterdi. İngiltere’de güneş enerjisine dayalı elektrik üretim kapasitesinin Ekim ayı sonu itibariyle 12.605 MW’ye yükseldi. Ülkemizde bulunan güneş enerji santrallerinin toplam kurulu gücünün ise yeni düzenlemelerle yıl sonunda 2.000 MW’lara ulaşması bekleniyor.”

Osman Cem Çankaya, neredeyse yılın her günü havanın yağmurlu ve kasvetli olduğu İngiltere’nin, güneş enerjisinden elektrik üretiminde çok gerisinde kalmamızın vahim bir durum olduğunu belirterek “Karanlık ülke” olarak nitelenen İngiltere’nin 10 ayda güneş enerjisinden elde ettiği gücün Türkiye’nin toplam güneş enerji gücünün yüzde 40’ı kadar olmasının enerji üretiminde daha çok yol almamız gerektiğini ortaya koyuyor” dedi

Çankaya “Doğanın her konuda cömert davrandığı Türkiye’de “güneşin” hakkını ne yazık ki veremiyoruz. Biz YP İnşaat olarak yaptığımız lüks konut projeleri alt yapı yatırımları kadar YP Enerji ile güneş enerjisi konusunda da ciddi çalışmalarda bulunuyoruz. Emlak Konutla birlikte yürüttüğümüz Koordinat Çayyolu Projemizde, güneş enerjisinden en iyi şekilde yararlanıyoruz.

Projemizde, kurguladığımız tüm sistemlerin doğaya ve insanlara maksimum fayda sağlaması ise her zaman önceliğimiz oldu. Ama bununla ilgili toplu bir seferberlik olması gerektiği düşüncemizi bir kez daha vurgulamak istiyorum. Çünkü dünya üzerindeki ülkeler arasında iklim koşulları karşılaştırıldığında, Türkiye, güneş enerjisi açısından en zengin kaynağa sahip ülkelerden biri. Aynı zamanda hızla artan nüfus, büyüyen ekonomi de enerji ihtiyacımızı her gün daha da artırıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarından, minimum sermaye ile maksimum sonuç alabiliriz.

Bu yıl yatırımların kolaylaştırılması konusundaki girişimlerin daha da artması, özellikle güneş enerjisinde bence çok üzücü olan geri kalmışlığımızın mutlaka sonlandırılması gerektiğine inanıyorum” ifadelerinde bulundu

EN UCUZ ENERJİ KAYNAĞI BİYOGAZ

Yenilenebilir enerji kaynağı olarak biyogaz özellikle son on yılda birçok ülkede ciddi derecede önem kazanmıştır. Halihazırda Almanya’da toplam elektrik gücü 2,8 Gigawatt’ı bulan yaklaşık olarak 7 bin tesis faaliyet göstermektedir. Bu tesislerin ürettiği elektrik enerjisi ortalama boyuttaki iki buçuk nükleer santralin üretim kapasitesine denktir.

Bir başka deyişle, bütün özel konutların yüzde 13’ünün elektrik ihtiyacı bu şekilde biyogaz vasıtasıyla karşılanabilmektedir. Ne yazık ki ülkemizde potansiyel olmasına rağmen biyogaz fazla kullanılmıyor. Türkiye’de sadece 36 tane tesisin olması yenilebilir enerji kaynaklarına ne kadar az önem verdiğimizi gösteriyor.

İnşaat Mühendisi ve Çevre Yüksek Mühendisi Hadi Habibazarfard”, Biyogaz temel olarak organik atıklardan kullanılabilen gaz üretilmesini ifade eder. Diğer bir ifade ile Oksijensiz ortamda mikro-biyolojik floranın etkisi altında organik maddenin karbondioksit ve metan gazına dönüştürülmesidir. Biyogaz atık su arıtma tesisleriyle ilgili bir tesis. Atık su sonucu bir çamur çıkar ve bu çamur biyogaz tesislerine yönlendirilir. Ortaya çıkan metan gazı içinde bakteriler vardır bu bakteriler 35 ve 45 derece de yaşıyor ve çoğalıyorlar. Bu çamuru reaktörlere gönderilir reaktörlerin duvarlarında sıcak su boruları olur sıcaklığı korusun diye. Yoksa soğuk olursa biyogaz ortaya çıkmaz” dedi.

Hadi Habibazarfard,”Biyogaz yaklaşık olarak yüzde 70 metan gazı, yüzde 20’si karbondioksit, yüzde 10′ u sudan birleşerek oluşuyor. Biz de hayvan gübresiyle ilgili biyogaz tesisleriyle çalışmalar yaptık. Türkiye’de hayvancılık var. Büyükbaş hayvanların atıklarından biyogaz elde etmeye çalıştık. Türkiye’de çok ciddi bir potansiyel var. TÜİK’in verilerine göre de Konya, Antalya, İzmir, Balıkesir de çok ciddi potansiyelin olduğunu gösterdi. Biyogaz dediğimiz bir metan gazı ortaya çıkıyor ve gaz motoruyla onu elektriğe çeviriyorlar. Çıkan Elektrik de ya şebekelere satılıyor ya tesisin olduğu köylere veriliyor.

Biyogaz tesislerinin yüzde 80’ninin Çin’de olduğunu söyleyen Habibazarfard,” Dünya da bu gazı kullanan birçok ülke var. Bunlardan bazıları Hindistan, Almanya, İtalya ve az miktarda da Türkiye var. Türkiye tesis olarak geri kalmış durumda. Türkiye’nin geri kalmasının nedeni tesislerden istenilen verimin alınamamasıdır. Örnek verecek olursak Erzurum’da kurulan son tesisten hava şartlarının soğuk olmasından dolayı istenilen verim alınamadı. Yani sıcaklığın olması şart” dedi.

Habibazarfard,”Biyogaz tesislerin kurulması için birçok devlet kuruluşları teşvik veriyor. Kurulan tesisler iki yılda kendini amorti edebiliyor. Maliyet açısından tesisler kapasitesine göre değişiyor ve en önemli maliyeti ise içinde olan büyükbaş hayvanlar oluşturuyor

Biyogaz tesislerinde ortaya çıkan metan gazının kullanılmaya başladıktan sonra ortaya çıkan elektrik bir barajın ürettiği elektrik miktarına eşit. Maliyeti daha düşük ve doğaya karşı daha zararsız” diyerek biyogazın önemine dikkat çekti.

Habibazarfarda,” Biyogazı ürettikten sonra atık oluyor bu atıkta gübre. Fakat kimse inanmadığı için ne belediyeler ne insanlardan dolayı bu atık şu anda bir maliyet oluşturuyor. Bu gübre doğal kullanılabilecek bir gübre bundan yararlanamıyoruz. Tesis sahibi insanlar sahip oldukları gübreleri nasıl kullanacaklarını hiçbir şekilde bilmiyorlar”
Ülkemizdeki tesislerin bir an önce artması gerekli ve en önemlisi ise fizibilite çalışmalarına ağırlık verilmeli. Çünkü birçok etken söz konusu ve çok gelir getirici bir proje. Sadece ulusal bir politikaya ihtiyacımız var” diyerek sözlerini noktaladı.