“DÜNYA ÜZERİNDE TEK BİR YAZAR, ŞAİR VARSA UMUT YENİDEN YEŞERİR”

0
2

Özgür Sanatçılar Derneği Başkanı şair-yazar Arzu Kök, edebiyat alanındaki çalışmaları ve yüreğinden kalemine dökülen şiirleri hakkında gazetemize konuştu.

Esma ALTIN/ANKARA

Özgür Sanatçılar Derneği Başkanı yazar-şair Arzu Kök, çocukluk döneminden başlayan edebiyat serüveni ve yüreğinden kalemine dökülen şiirleri hakkında gazetemize konuştu. Kaleme eline aldığı ilk andan itibaren edebiyatın kendisini içine çektiğini ifade eden Kök; “İlk-orta ve lise çağlarımda başlayan okuma sevdam ve sonrasında aldığım ilçe, il ve Türkiye çapındaki derecelerim ile hız kazandı bu serüven. Aldığım dereceler sonrası yazmayı ve okumayı asla bırakmadım. Üniversite çağlarımda bir yandan Ulus gazetesinde köşe yazarlığı yaparken diğer yandan edebiyat dergilerine edebi makaleler ve şiirlerimi gönderiyordum. Gönderdiğim şiir ve makaleler yayınlandıkça mutlu oluyordum.” dedi.

- Reklam -

‘YAZMAK BİR TUTKU BENİM İÇİN

Yazmaya başladığı ilk andan itibaren çeşitli yayınlar için de yazılar hazırladığını hatta günümüzde edebiyat alanı ile ilgili bir televizyon programı da yaptığını dile getiren Kök sözlerine şöyle devam etti; “İlkokuldan itibaren okuduğum kitaplarla başladı. Okulun ve ilçe kütüphanesindeki kitapların hepsini okudum küçük yaşlarımda. Her okuduğum kitap ayrı bir dünyaydı ve ben kayboluyordum o dünyalar içinde. Öylesi eserler yazmak hep hayalimdi küçük yaşlarımdan itibaren. Köy Enstitülü bir öğretmenim vardı ve çok güzel şiirler okurdu. O okudukça ben yazmaya çalışırdım ki üçüncü sınıfta iken ilk derecemi aldım ilçe çapında bir yarışmada ve arkası geldi. Yazmayı düşündüğüm konu hakkında yeterince okuma yapmış, kendimi bu konu üzerinde yazma konusunda yetkin hissettiğim zamanlarda oturup yazmaya çalışırım genelde. Okuyup öğrendiklerim ışığında olabilirlikleri de ekleyerek yazmayı seviyorum. Yazmak bir tutku benim için. İlk-orta ve lise çağlarımda başlayan okuma sevdam ve sonrasında aldığım ilçe, il ve Türkiye çapındaki derecelerim ile hız kazandı bu serüven. Uzun yıllar Ulus Gazetesinde köşe yazarlığı yaptım. Pek çok dergide şiir ve makalelerim yayınlandı. Hâlâ da okumaya ve yazmaya devam. Ben kendimi çok okuyan az yazan biri olarak tanımlarım genelde. Çünkü okudukça doluyor, doldukça boşalıyor ve yazıyorsunuz. Başkent Postası Tv’de ‘Sanattan Yansımalar’ isimli bir program yapıyorum.”

Kendini anlatmanın en güzel yolunun şiir olduğunu ifade eden Kök, bu anlamda kitabında kendini anlattığı bir şiirini bizimle paylaştı ve dilinden şu mısralar döküldü; “

‘arzu’

yeni doğmuş

bir çocuk yanağından ılıman

su kuşundan özgür

dili günebakan

gözbebekleri tuz denizinde

doğmuşum İskenderun’da

biraz keman ve gözyaşı

dört yanım başak

aralıksız hazan

üç karış ıtır olmuşum yeni

ülkemde rüzgâra koşut efkârlar esiyordu

kurbağaların yüzdüğü

durgun bir su olamazdım hani

çağlayıp aktım

henüz bana ne kader diyen vardı

ne de sevinç

ne okul vardı

ne de yol yordam

bir ses kondu bizim ağaca

tırmandım/ yarı yoldaydım daha

bir taş koydu felek/ tam da yaşamın özüne

yasaklar kondu gözyaşlarına…”

‘ÜRETTİKLERİM BİR DEĞER İFADE EDİYORSA YİTMEYECEKTİR’

Edebi kişiliğini tanımlayan Kök, öncelikle yazarlığın tarihi kökeni hakkında kısaca bilgi verdi ve şunları kaydetti; “Yazar; ‘Farkındalık durumunu aşmış, topluma, şahıslara faydalı olabilecek, hayal gücü yüksek, yaratıcı, düşünen düşündüren’ olarak tanımlanır. Yazarlık ise bu anlamda yazar olma durumu oluyor. Tarihin yazılı eser üreten ilk kişisi elbette ki pek bilinmemektedir. Fakat yazının icadı ile yazarlığın gelişmeye başladığı da bir gerçektir. Türk tarihinde ilk yazar olarak bilinen kişi ‘Tonyukuk’ adlı yazardır. Göktürk kağanlığı döneminde miladi takvime göre 8. yüzyılda yaşamış, yazılı ilk tabletlerde büyük role sahip olan kişi olarak çıkar karşımıza. Kitap formatında çıkan ilk kitap olarak da ‘Diamond Sutra’ isimli kitap gösterilir. Milattan Sonra 868 yılında Kuzey Batı Çin’de kaleme alındığı düşünülen ve o bölgede bulunan kitaptır. Bu kitap, dini öğretileri ve vaazları içermektedir. Edebi unsur içeren ve yazar niteliği taşıyan bir şahsiyetçe kaleme alınmış ilk Türkçe kitap ise ‘Kutadgu Bilig’ adlı kitaptır. Biraz yazarlık tarihine gittim ama bilinmesi önemli diye düşünürüm hep. Çünkü bu ilkler sonrasında yazarlık gelişmiş, o gün bu gündür milyonlarca yazar var olmuştur. Ben yazar mıyım açıkçası bilemiyorum. Şair diyorlar, bilemiyorum yine. Evet yazıyorum, kitaplarım var, hatta yakında iki yeni kitabım daha çıkacak ama acaba diyorum hâlâ. Sadece diyorum ki bunun kararını okuyucular verecektir. Gerçekten ürettiklerim bir değer ifade ediyorsa yitmeyecektir asla diye düşünüyorum.”

Yazmaya başladığı ilk andan itibaren hiç bırakmadığını dile getiren Kök, kitap çıkarma fikrinin kendisinde nasıl oluştuğundan bahsetti ve şunları anlattı; “İlk-orta ve lise dönemlerimde aldığım dereceler sonrası yazmayı ve okumayı asla bırakmadım. Üniversite çağlarımda bir yandan Ulus gazetesinde köşe yazarlığı yaparken diğer yandan edebiyat dergilerine edebi makaleler ve şiirlerimi gönderiyordum. Gönderdiğim şiir ve makaleler yayınlandıkça mutlu oluyordum. Kitap fikri Mahmut Makal’ın ısrarıyla çıktı ortaya. Ancak acımdır ki o ölmeden yetişti ama kendisi yoğun bakımdaydı ve göremedi.”

‘DÜNYA ÜZERİNDE TEK BİR YAZAR, ŞAİR VARSA UMUT YENİDEN YEŞERİR’

Ele aldığı şiir ve köşe yazılarında genellikle toplumsal yaşanmışlıkları işlediğini belirten Kök, şunları ekledi; “Edebi makalelerde ise edebiyatın içinde bulunda hal ve gidişat ile yazarlarımızın eserlerinin analiz ve tahlillerini yapıyorum. Bunun ise beni edebi anlamda geliştirdiğini düşünüyorum. İnsanın yaşadığı ülkeden ve bu ülkede yaşananlardan etkilenmemesi olası değildir. Yaşadığınız ülkenin, kentin ruhu, geçmişten yaşanmakta olan ‘an’a, toplumsal belleğin izleriyle ulaşır ve o ‘an’ içinde bir gelenek oluşturur. Bir yanıyla da gündelik yaşam içine sızan başka kaynaklar ve disiplinler üzerinden gündelik bir dinamik oluşturur. Bu nedenle sanatsal üretimde bulunan bir kişinin baskın olan bu izlerden, izleklerden uzak kalabileceğini düşünmek bir hayli zor. Yazar, yazdıklarıyla gün yüzüne çıkan sorunları gündeme taşıyacak ve başkalarıyla tartışacak araçlara sahip. Bunu da yazarak yapar. Toplumsal sorunların, çarpıklıkların içerikleri ifşa edildiğinde onların birey olarak üstünüzde yarattığı boğulma duygusu azalabiliyor ve bir çıkış noktası yakalamak için umut üretebiliyor yazar. Sanat ve hayat arasındaki kopmaz bağ biraz da buna bağlı. Evet, umudum ve de dileğim var gelecek adına, çünkü bu durumun çok fazla uzun sürebileceği bana olası gelmiyor. İnanıyorum ki dünya üzerinde tek bir yazar, şair varsa umut yeniden yeşerir, çoğalır, sarar tüm insanlığı. Bu nedenle ben de diğer arkadaşlarımız da çaba sarf ediyor. Hepsinin çabası önünde de saygıyla eğiliyorum.

Yazmanın kendisi için bir arayışı ifade ettiğine vurgu yapan Kök şunlara dikkat çekti; “Sinirbilim uzmanı ve ‘Karar Anı’ kitabıyla dünya çapında tanınan bir isim olan Jonah Lehrer, ilham mitini ve yaratıcılığın öğretilebilirliğini de dikkate alarak daha yalın bir fikir sunuyor. ‘Hayal Et’ isimli çalışmasında; bir çocuk gibi düşünerek basitlikten ya da monotonluktan, yaratıcı sürece erişme aşamalarını örneklerle inceliyor. Bu çalışmayı öneririm herkese öncelikle. Gerçekten de bir çocuğun masumiyet ve bilgeliğinde bakmaktır hayal gücü ve o güç ile yazmak bana göre. İnsan kendi tarihi boyunca hep gerçek yüzünü aramıştır. Bu onun geçiciliğine olan başkaldırısıdır aynı zamanda. El izlerini mağaraya bırakan insanla, bugün tuşlara basarak yazdıklarımız arasında güçlü bir arzu bağı vardır. İletişim sembolleri değişir, ancak insanın var olma istenci hep süre gelir. Bu arayış bizim ruhumuzun atom çekirdeğidir ve bu arayıştır belki de besleyen hayal gücümüzü. Zira bu arayış, soru sormayı ve bu sorulara kimsenin aklına gelemeyecek yanıtlar verebilmektir birazda. Ben ve tüm yazar, şairler de o soruların yanıtlarının peşindeyiz. Arıyoruz, bulabildiklerimizi paylaşıyoruz okurla. Bu arayışa ortak etmektir biraz da yazarlık.”

KİTAP ÇALIŞMALARINA DEĞİNDİ

Şu ana kadar yayınlanmış üç kitabı olan yazar, şair Kök, kitaplarının içeriği hakkında kısaca bilgi verdi ve sözlerine şöyle devam etti; “Şu ana kadar yayınlanmış üç kitabım var. İlki bir şiir kitabı; ‘Yırtık Uçurtma’. Payda Yayıncılık’tan çıktı. İkincisi gazetelerde yazdığım köşe yazılarımın biraz felsefe içerikli olanlarından oluşan ‘Batan Gemi’. İkinci ve üçüncü eserlerim İzan Yayıncılık’tan çıktı. Üçüncüsü ise ‘Geleceğini Vuran Ülke’ adını taşıyor. Bu son kitapta 1921-2021 yılları arasında yani yüzyıllık bir süreçte ülkemizde katledilen öğretmenlerimizi yazdım. Yıllar evvel bir makale için öldürülen öğretmenlerin listesine ulaşmaya çalıştım ama bulamadım. O zaman aklıma geldi böylesi bir çalışma. Uzun araştırmalardan sonra arşiv taramaları da yaparak bir liste çıkardım ve tarihe tanıklık olması açısından bir kitap haline getirdim. Listede yaptığım araştırmalarda adına ulaşamadığım öğretmenlerimiz de vardır mutlaka. Buradan sesleniyorum herkese; eğer bu listede adı unutulanlar varsa bana bildirsinler ki yeni baskıda onları da ekleyelim ve gerçek bir belge niteliğinde tarih belleğimize kaydedelim. Bu arada bir iki haftaya iki yeni kitabım daha çıkacak. Biri yine gazetelerde yazdığım köşe yazılarından kadın ve çocuklar üzerine olanlardan oluşan ‘Kadınlar ve Çocuklar’, diğeri ise Yunus Emre’nin yaşam felsefesini incelediğim; ‘Ol Dost’ isimli bir çalışma.”

‘EDEBİYAT, İNSANIN KENDİNİ İYİLEŞTİRMESİNİN BİR YOLUDUR’

Edebiyatın en önemli özelliğinin insanların kendilerini iyileştirmek için kullanabilecekleri bir araç olduğunu vurgulayan Kök şunları söyledi; “Edebiyatın en önemli özelliği başkalarının acısını ve sevincini -ama daha çok acısını- içimizde duyurmasıdır. Bu aynı zamanda insanın kendini tanımasının da bir yoludur. Bir tür psikoterapi gibi. Yazar ve şair öncelikle kendi içinde kendisiyle bir savaşa girer ve savaşın sonuçlarını ulaştırır bizlere biraz da. Bu savaşı verirken de kendi içindeki yaraları da temizler. Bu temizleme işinde ne kadar başarılı olursa o kadar rahatlar ve daha özgüvenli, kendinden daha emin olarak üretir eserlerini. Bu durum ise aslında kendini ifade etmek değil, kendini iyileştirerek toplumu da iyileştirme kaygısıdır diyebiliriz daha çok.”

Son olarak toplumumuzun, özellikle genç kuşağın edebiyata olan bakış açısını değerlendiren Kök; “Her toplumun edebiyatı vardır. İbn-i Haldun, ‘bütün dillerde şiir söylenmiştir’ der. Edebiyat, insana dolayısıyla topluma has bir uğraştır. İster şahsi ister toplumsal bir kaygı sonucunda doğmuş olsun, sonuçta edebiyatın yönü topluma yani kendisinedir. Sanat ve edebiyat toplumsal bir üretimdir. Doğal olarak içinde doğduğu toplumsal ilişkilerin içeriği sanat ve edebiyatı derinden etkiler, bu ilişkilerle kayıtlanır. Ait olduğu toplumsallık durumu, edebiyatın derin köklerine nüfuz eder; edebiyat bu köklerden dal budak salar. An be an toplumla nefes alıp verir; kâh onun kaydını tutar, kâh onu yadsır; ama bir şekilde toplumsal kurum olmaktan kendini alamaz. Edebiyat işte böylesi toplumla iç içedir ancak günümüzde kapitalizmin her şeyi para olarak gören anlayışı edebiyat ve diğer sanat dallarına kazandırdığı ölçüde yönelinmesini sağlıyor. Bu anlamda uzak duranların sayısı azımsanmayacak seviyede iken ilgi duyan, edebiyata ve sanatın bir dalına yönelenlerin sayısı da çoktur. Bu ise içimize umut ışığı serpmektedir geleceğe dair. Ben diyorum ki görünene değil, alttan altta gelişene bakın ve bu anlamda umutlarınızı yitirmeyin.” şeklinde geleceğe dair umutlarını dile getirdi.

- Reklam -