Ne Roma’daki Aşk Çeşmesi’nden su içmek istiyorlar ne Porto’daki Libledide Meydanı’nda volta atmak…

Londra’daki Buckingham Sarayı da, Hayde Park da, Thames Nehri de umurlarında değil…

Paris’e ulaşmak istemelerinin ardında Eiffel Kulesi’ne çıkmak da, Notre Dame Kilisesi’ni ve Louvre Müzesi’ni ziyaret etmek de yok…

Prag’ın masalsı gotik mimari ürünü binalarını görmek için uğraşmadıkları gibi Venedik kanallarında gondolla romantik yolculuk yapma hayali de kurmuyorlar…

Yunan polisinin silahla taramasına rağmen dikenli telleri aşmaya çalışan Suriyelisinden Afganistanlısına, Iraklısından Faslısına, Kenyalısından Sudanlısına, Ugandalısından Tanzanyalısına, Bangladeşlisinden Yemenlisine yüz binlerce insan ülkelerindeki savaştan ve yoksulluktan kaçıyorlar.

O insanların karşısında durmak imkansız. Ne yapılırsa yapılsın sınırı geçecekler ve Avrupa’ya dağılacaklar.

Şaka değil, çoluk çocuk hep birlikte ayakta kalmaya çalışıyorlar, yaşam mücadelesi veriyorlar çünkü.

++

Avrupalı dostlara tavsiyem şu:

Bundan böyle bugünküne benzer büyük göç dalgalarıyla karşılaşmak istemiyorsanız bencilliği bir yana bırakmalı, adil bir dünya düzeni oluşmasına yardımcı olmalısınız.

Afrika’da, Asya’da, Güney ve Kuzey Amerika’da, Avustralya’da insanlar tıpkı sizin kıtanızda olduğu gibi göç etme ihtiyacı duymadan barış içinde yaşayabilmeli, çalışacak iş, karınlarını doyuracak aş bulabilmeli.

Bunu yapabilirseniz, bugün dikenli tel ve silahla durdurmaya çalıştığınız insanları çok uzak olmayan bir gelecekte turist olarak siz davet edersiniz ülkenize.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz