Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı, bu verilere göre 10 Ocak ile biten işlem haftasında yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı 1,7 milyar dolar artarak 196 milyar 57 milyon dolara yükseldi. Bu geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 30,85’lik bir artışı işaret ediyor.

Döviz tevdiat hesapları 17 Ocak haftasında 1,1 milyar dolar artarak 197 milyar 121 milyon dolara çıktı. Böylece döviz tevdiat hesaplarında yeni bir rekor seviyesine ulaşılmış oldu. Söz konusu tutarın 121 milyar 949 milyon dolarını yurt içinde yerleşik gerçek kişiler, 75 milyar 172 milyon dolarını da yurt içinde yerleşik tüzel kişilerin mevduatları oluşturdu.

Bir ülke vatandaşı neden parasını faizde, borsada yahut da başka bir yatırım aracında tutmaz da ciddi bir faiz geliri elde edemeyeceğini bile bile yabancı bir para cinsinde, dövizde tutar? Tüzel kişilerin bu tercihini anlamak daha kolay, döviz cinsinden kredi borçlarını ödemek ya da ithalat yapabilmek için döviz tutuyor olabilirler, lakin gerçek kişilerin ithalat yapması, yahut da döviz kredisi ödemesi söz konusu değil, onların bu tercihini anlamak çok daha zor.

Bankacılık sektöründeki toplam mevduat 17 Ocak ile biten haftada 2 trilyon 630 milyar 379 milyon 558 bin liraya çıktı. Bu dönemde bankalardaki Türk Lirası cinsi mevduat yüzde 1 trilyon 247 milyar 597 milyon 624 bin lira, yabancı para cinsinden mevduat ise 1 trilyon 281 milyar 483 milyon 636 bin lira oldu. Buradan da görüleceği üzere döviz tevdiat hesaplarının miktarı Türk lirası mevduat hesaplarının üstünde, mevduatın yarısından az fazlası yabancı para cinsinden.

Açıkça Türk vatandaşlarının mevduat tercihleri yabancı para cinsinden yana, bunun sebebi büyük ölçüde Türk ekonomi yönetimine, Türk ekonomisine ve Türk parasına duyulan güvensizliktir. Türk parasının bir anda büyük ölçüde değer kaybedebileceğini, elindeki nakdi varlığının bir anda eriyebileceğini düşünen, bundan korkan mevduat sahipleri hiçbir şekilde riske girmiyor ve nakdi varlıklarını döviz mevduatı olarak tutuyorlar.

Bu arada elbette yastık altı olarak tabir edilen, bankaya yatırılmayıp kasalarda tutulan döviz ve altın varlıklarının miktarı hiç bilinmiyor ve bu hesaba dahil değil.

Bir devlet kendi halkının kendi parasına güvenmesini sağlayamıyorsa orada büyük bir sorun var demektir. Benzer bir şekilde bir ekonomi yönetimi kendi halkının faiz ve temettü benzeri gelir getiren yatırım araçlarına güvenmesini, tasarruflarını bu tip yatırım araçlarına yönlendirmesini sağlayamıyorsa burada da çok büyük bir güven problemi ve politika beceriksizliği var demektir.

Türk insanı iktidara, ekonomi yönetimine ve ekonomi politikalarına güvenmediği için yatırımlarını gayrimenkul, döviz ve altında tutuyor, yatırım tercihlerini bu yönde kullanıyor.

Güven tesis edilmediği ekonomik istikrar ve öngörülebilirlik sağlanmadığı müddetçe bu eğilimin değişmesi mümkün değildir.

Güven tesis etmenin olmazsa olmaz koşulu da demokratik, şeffaf bir hukuk devleti oluşturmaktır. Hiçbir basiretli yatırımcı parasını, malını mülkünü ve servetini tek bir adamın iki dudağı arasından çıkacak kararlara emanet etmek istemez.

Yatırımcı ya da birikim sahipleri yurt içinde bile varlıklarının büyük bir kısmını döviz ve altın cinsinden tutmayı tercih ediyorsa, birde yatırım ya da birikimlerinin ne kadarını yurt dışında tuttuğunu varın siz hayal edin derim. Özellikle büyük yatırımların yurt dışında daha güvenilir görülen ortamlarda tutulduğunu artık bilmeyen yok.

Sermaye hareketlerinin serbest olduğu piyasalarda tek adam rejimi kurmaya kalkmanın sakıncalarını 16 Nisan referandumundan önce epeyce anlatmıştım, bugün görülen tablo o zamanki öngörülerimin ne kadar isabetli çıktığını gösteriyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz