Yönetim, hafta başında ani bir kararlar ihracatçılardan yurtdışında tuttukları dövizleri yurda getirilmesi ve liraya çevrilmesi şartını koydu. Kararın gerekçesi, dayanağı tam açıklanmadığı için bir sürü laf, dedikodu yine ortalığı kapladı.

Akla ilk olarak acaba bir döviz sıkıntısı mı var ya da döviz sıkıntısına mı gidiliyor ki orada burada bulunan kaynaklara el atılıyor sorusu geliyor. Ayrıca ne kadar bir tutar yurt dışında tutuluyor ki bunların yurda getirilmesi isteniyor?

Kararın ayrıntılarına bakarsanız işler daha da karışık. İhracatçı yurt dışındaki dövizini getirecek, o günkü kurdan bankaya satacak, sonra ihtiyaç duyduğunda ya da ihracatta kullandığı ürünlerin ithalatı için başka bir kurdan (ki o da yüksek olacaktır) döviz bulacak. Yüksek taleplerde kurlar arttığına göre bir anlamda ihracatçılar da kurları yukarı doğru oynatacaklar. Artık satılan dövizin yerine ucuzu bulunmuyor.

Konuya en çok tepki gösterenler ihracatçıların yaptıkları açıklamalara bakılırsa karar onların için sürpriz olmuş. “Bize sorulmadı, zaten getiriyoruz, yurt dışında önemli tutarda döviz yok” gibi benzeri açıklamalar dikkat çekici. O zaman konu iyi bir izahat bekliyor.
Yoksa her ay başında yapılan “ihracatta şöyle rekor kırdık, böyle rekor kırdık” toplantılara katılımcı bulunamayacak. Şu dar günlerde en azından ihracatçıyı küstürmeden korumak ve kollamak gerekiyor.

Ayrıca bu tür kararların gelecekte dövizle ilgili başka alanlara; örneğin günlük döviz işlemlerini sınırlandırılması gibi, sıçrayıp sıçramayacağı da çok tartışılan güven yaratma konusu açısında önemli.
Yurt dışında ne kadar döviz, altın, semeye para varsa sorgusuz sualsiz yurda getirilmesi kararının ardından ihracatçıya yönledik bu uygulama döviz de sıkıntı mı var sorunu gündemde tutmaya devam edecek.

KAMUDA AYLIK ENFLASYON YÜZDE ‘2

Hayat pahallığı her ay tahminler ve beklentiler ötesinde artış gösterirken kamu da kendi alacaklarına ayarlama yaptı ve tüm amme alacaklarındaki gecikmede aylık yüzde 1,40 olan oranı yüzde 2’ye çıkarıldı. Ayrıca alacakların tecilinde yani ertelemelerde uygulanan faiz oranı da yüzde 12’den 22’ye yükseltildi. Bu hesaplardan gidersek demek yıllık enflasyon yüzde 24 olacak. Bu durumda bin liralık bir borcu ödemediğinizde yılda fazladan en az 240 lira daha ödenecek

O zaman kamu bu kadar zam yapıyorsa sokaktaki enflasyondan şikayet etmemek gerekir. Demek ki kamu yakın gelecekte enflasyonda ciddi bir düşüş beklenmiyor.
Bu kararla amaç üzüm yemek mi bağcıyı dövmek mi? Kamu kendine yeni bir kaynak mı yaratıyor yoksa alacaklarının bir an önce tahsili için caydırıcı önlem mi? .
Kamunun başta vergiler ve primleri tahsil etmekte sıkıntı yaşadığı bir dönemde böyle bir artış işleri zorlaştıracak.

Tamam; gününde ödeyenlerle ödemeyenler arasında fark olsun, ödemeyene yüzde 2 faiz uygulansın deniliyorsa o zaman bu ertelemelere, taksitlendirmelere, yapılandırmalara da son verilsin. Faiz artırımlarıyla alacağa alacak ekleyerek piyasaların rahatlamasını beklemek hayal olacak. Bu gidişle “battı balık yan gider” sözünü her yerde daha çok duyacağız galiba.

FACEBOOK YORUMLARI