Dört bir yandan ambargo tehditleri

0
47

İşin açığı Türkiye hiçbir dönemde diğer ülkeler ile bu kadar yaygın, yoğun ve çözümü zor problemler yaşamamıştır.

En başta Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasında çok ciddi sorunlar var, Amerika Türkiye’yi uzunca bir zamandır askeri ve ekonomik ambargo uygulamakla tehdit edip duruyor. Parası ödenmiş olduğu halde F-35’lerin Türkiye’ye verilmemesi ve Türkiye’nin projeden çıkartılması zaten askeri ambargonun fiilen ve hukuken başlamış olduğunu göstermektedir. Ekonomik yaptırımların da eli kulağındadır.

Özellikle İran ambargosunun Türkiye tarafından delinmesi, Halk bank davası ve Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşması aradaki önemli sorunlar. S-400 hava savunma sistemlerinin NATO ve ABD’nin itirazlarına rağmen alınması ve aktive edilmesi, Suriye’de Amerika’nın PYD’ye verdiği destek ve FETÖ terör örgütü elebaşısını yargılanmak üzere Türkiye’ye iade etmemeleri aradaki çözülmesi çok zor sorunlardan bazıları.

Avrupa Birliği ile de sorunlar var, en önemli sorun Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konularında ortaya çıkıyor. Türkiye’ye karşı zaten özellikle askeri alanda kısmi bir ambargo uygulanıyor daha fazlasının da masada olduğunu biliyoruz.

Rusya ile de sorunlar var, her ne kadar şu anda küllenmiş gibi görünse de özellikle Kırım ve Doğu Ukrayna’daki işgali Türkiye’nin tanımaması, Rusya’nın PKK-PYD oluşumuna Suriye’de destek vermesi ve Esad rejiminin arkasında durması her an alevlenebilecek aradaki sorunlar arasında sayılabilir. Daha birkaç yıl kadar önce iki ülke arasında yaşanan uçak krizi ve sonrasında Rusya tarafından uygulanan ambargo ve ekonomimize etkileri hala hatırlardadır.

Bunlar iyide başta Suudi Arabistan olmak üzere Arap ülkelerinde yayılan Türkiye karşıtı ambargo dalgası neyin nesi oluyor anlamak mümkün değil.

Tamam Mısır ile Sisi tarafından gerçekleştirilen darbe yüzünden ortaya çıkan bir siyasi sorun var, Suriye ve Libya topraklarında Türkiye tarafından yapılan askeri operasyonlar Arap topraklarında yapılmış olarak algılanıyor ve Arap ülkeleri tarafından hoş karşılanmıyor da ambargo cidden biraz abartı olmuyor mu?

Özellikle Kaşıkcı cinayetinde suçüstü yakalanan Suudi yönetiminden, İstanbul’da, Türk topraklarında, Türkiye’nin hükümranlık ve yargı sahasında pervasızca katledilen bir gazetecinin hakkını sormak, adaletin tecelli etmesini istemek uluslararası hukukta gizli ya da açık bir ambargo uygulamak için makul bir sebep olabilir mi?

Elbette değil, lakin makul olan ya da olmaya çalışan mı var?

Görünen o ki Suudi Arabistan ve Mısır’ın başını çektiği bu ambargo dalgası hızla tüm Arap ülkeleri arasında yayılacak, tedbirini şimdiden almak gerekiyor.

Irak tarafından uygulanan bir takım ambargoları da unutmamak gerek, zaten Suriye rejimi ile savaş halinde sayılırız. Dolayısı ile Arap dünyasında şu anda Katar dışında dostane ilişkilerimizi sürdürebildiğimiz pek bir ülke kalmamış oluyor, bu ülkelerin Türk mallarına gizli ya da açık ambargolar uygulaması ihracatımızı oldukça olumsuz etkileyecek, cari açığın ve döviz akışının bozulmasına neden olacaktır.

Amerika Birleşik Devletlerinde 3 Kasım tarihinde yapılacak seçimleri Demokratların Başkan adayı Biden’in kazanması durumunda Türkiye’ye karşı hızlı ve sert bir yaptırım dalgasının uygulamaya konulması hiç de şaşırtıcı olmayacaktır. Biden önüne geldiği zaman CAATSA yaptırımları arasından muhtemelen Türkiye’nin canını en fazla acıtacak, Türk ekonomisini en fazla zorlayacak olanları seçecektir.

Böyle yaygın ve yoğun bir yaptırım yahut da ambargo dalgasına Türk ekonomisi dayanabilir mi? Bu sorunun yanıtını vermek çok da kolay değil, bu kadar yüksek bir dış borç seviyesi ve döviz ihtiyacı bulunan bir ekonominin böyle bir şoka dayanması bana göre hiç de kolay olmayacaktır.

Ekonominin tüm aktörleri olası böyle bir ambargo dalgasını göz önünde bulundurarak gerekli olan tedbirleri acilen almalıdırlar.

İktidara düşen ise vakit çok geç olmadan, iş işten geçmeden uluslararası ilişkilerdeki sorunları ortadan kaldırabilecek, durumu normalleştirecek diplomasi adımlarını atmaktır. Diplomasi için vakit halen çok geç değildir, ideolojik takıntıları bir kenara bırakıp Türkiye Cumhuriyetinin yüksek menfaatlerini koruyup kollayacak, bir uluslararası stratejiye acilen dönülmelidir, yoksa ekonomik bedeli çok ağır olur, demedi demeyin…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz