Dolarizasyon, halkın değer biriktirme aracı olarak yabancı parayı (döviz) tercih etme eğilimidir.

Döviz Mevduatlarının Toplam Mevduatlara oranı bize Dolarizasyon için bir göstergedir. Söz konusu oran 2011’de yüzde 29 iken 2019 Mayıs sonunda 215 milyar dolar ile yüzde 55’lere yükselmiş.

Ve 19 Temmuz 2019 itibari ile 217 milyar 769 milyona ulaşmış durumda. Yani 49 içinde döviz mevduatındaki artış tam olarak, 2 milyar 769 milyon artmış gözüküyor.

İş günü ile bakarsak Türkiye’nin bankalarında günde 79 milyon 114 bin dolar veya Euro mevduat artmış.

Gerçek kişiler ve tüzel kişiler döviz mevduatlarının yüzde 56’sı Amerikan Doları, yüzde 37’si Euro ve geri kalanı da altın ve diğer para birimlerindendir.

Dolarizasyon, enflasyon, döviz kurundaki belirsizlik, hedefi belirgin olmayan ekonomi politikaları dış politika belirsizlikleri ile beraber iç siyasetteki olumsuz gelişmeler başlıca sebepleridir.

Halk ve tüzel kişiler, (şirketler ) bu belirsizliklere karşı kendilerini korumak için varlık ve tasarruflarını altın ve dövizde tutmayı daha emniyetli ortam olarak görürler.

Bankalar, halka ve şirketlere döviz olarak değil, TL olarak kredi kullandırdığı için topladığı döviz mevduatlarını TL’ye çevirmek zorundadır.

Kredi verdiği kişi ve şirketlerin döviz gelirleri çoğunlukla olmadığı için, bankalar bu durumda kur riskinden korunmak için swap, opsiyon ve forward gibi işlemleri kendi risklerini minimum seviyede tutmak adına uygular. 

Dolarizasyon Merkez Bankası’nın para politikalarının istediği gibi çalışmasını engeller.

Neticede, para fazlası olan halk ve şirketler varlıklarının değerini korumak için ölçülen enflasyonun çok daha üzerinde bir TL faiz talep eder.

Bu TL faizi elde edemezler ise döviz varlıklarına yönelik yurtiçi talep artar. 

Yukardaki kalın harfler ile özellikle yazdım. Ölçülen enflasyon.

Ölçen kim? TÜİK.

TÜİK’in açıkladığı rakamlar ile halkın gün içinde pazarda, çarşıda yaşadığı gerçekleri yansıtmadığını gören vatandaşlar, bankalardaki Türk liralarını (bankalar, gerçek enflasyon üzerinde faiz vermediği için) paralarının değerlerini koruyabilmek için döviz ve altına hücum ediyorlar.

Hükümetlerin, bankalara mevduat için düşük faiz vermeleri için yıllardır baskı yapması Dolarizasyonu hızlandırmıştır.

Merkez bankası faiz indirimi öncesinde, politika faizi % 24 iken bile halk parasını dolara çevirmeye hızla devam etti. Şimdi bu politika faizi % 19.75 oldu ve bankalar, yeni mevduat faizlerini haliyle % 19.75 in altında belirleyecektir.

Bu durumda, vatandaşın daha yoğun bir şekilde TL’den dövize dönme isteği artacaktır.

Dolara talep şu an için fazla kendini göstermez. Yaz ayları turizmden gelen dövizler, daralan ekonomi sonucu ithalat için azalan döviz ihtiyacı ile diğer unsurlar dikkate alındığında doların artışını ekim itibari ile görebiliriz.

TÜİK açıklamalarına göre enflasyon üzerinde bankaların vereceği reel faizleri ben % 2 olarak yazmıştım. Esasında CDS primlerinin 347 civarında dolaşırken reel faizin minimum % 4 olması gerekir, diğer dış politik siyasi riskleri göz önüne aldığımız zaman, reel faizin daha yüksek olması gerekir.

% 2 reel faizin, Cumhurbaşkanının kabul edebileceği en yüksek faiz olduğunu tahmin ettiğim için belirttim. Belki, Cumhurbaşkanı sıfır reel faizin enflasyonu düşürmek için gerekli olduğunu düşünebilir.

Baz etkisi sonucu, Haziran, Temmuz ve Ağustos geçici olarak düşen enflasyon, Eylül içinde düşmeye devam edebilir.

Ancak Ekim – Kasım itibari ile yine yükselmesi kaçınılmaz. Baz etkisi, kış şartları, sebze meyve fiyatlarında artışlar doğal olarak enflasyonu % 14.5 ile % 16 arasında yukarı doğru zorlamaya başlayacaktır.

Ekimden itibaren yükselen enflasyon sonucu, Merkez bankası politika faizini yine yükseltmek zorunda kalabilecektir.

Enflasyon yükseldiği için 600 baz puan faiz yükselttik mi? Evet,

Enflasyon düştüğü için Faiz düşürmeye başladık mı? Evet

Şimdi sebep sonuç ilişkisi;  

Enflasyon artması sonucu mu faiz yükselir?

Yoksa faiz artınca mı enflasyon yükselir?

Kimse anlamadı bence, Sayın Cumhurbaşkanın bahsettiği enflasyon faiz ilişkisi maliyet enflasyonu ile ilgili sanırım.

Mikro bakış farklı, Makro bakış farklı bir olgu!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz