Dolar: Tamam mı devam mı?

132

Cumhurbaşkanı Erdoğan iki kelime kullandı, siyaset söylemi bir anda değişti. İlki, CHP’nin adayı Muharrem İnce’ye “gariban” dedi. İnce ve destekçileri bunu sevdi. siyaset tarihine, “garibanların İnce’si”, “İnce Gariban” gibi lâkaplarla girdi.

Mağduriyeti çok seven ve yıllarca bunun etrafında siyaset yapanların, isteseler bile bu kadar güzel bir “mağdur“ yani “gariban” yaratamazdı.
Biz de buna “böbürlenme padişahım, senden büyük garibanlar var” dersek tartışmalara yeni bir boyut katarız. (Fena bir slogan da olmadı).
İkincisi “millet tamam derse bir köşeye çekiliriz sözleri oldu, Trump’un İran kararından önce dünya bunu konuştu. Kısa sürede bir milyondan fazla kişi bunu paylaştı. İngilizceye çevirirken kullandıkları “yeter” anlamına gelen bu kelime polemiği coşturdu. Erdoğan, bu kadar deneyimli bir isim, ilk defa muhaliflerine bir seçimi sürükleyecek “slogan” vermesi şaşırtıcı.
Anlaşılan muhalefet bunun üzerinde tepineceğine ve her söylemi “tamam mı devam mı” lafına bağlayacağına göre biz de dolara soralım: tamam mı devam mı?
Yani 4.50’lere mi gideceksin yoksa eski 3.70’lere mi ineceksin? Bize göre; dolar “devam” diyor, yani “Türk Lirasını ezmeye, dövmeye” devam edecek.
Şimdi, Merkez bankası, bankaların Rezerv opsiyonu mekanizması kapsamında döviz imkân oranı üst sınırını da 10 puan indirdi. Söz konusu değişiklik ile yaklaşık 6,4 milyar Türk lirası piyasadan çekilecek, yaklaşık 2,2 milyar ABD doları tutarında döviz bankaların kullanımına geçecek.

Hesap, böyle ama tık yok, işe yaramıyor. Tüm dengeler kontrolümüzden çıktı. Eskiden olsa bu tür kararlarla piyasalar anında durulurdu. Bugün içinse galiba işin boyutları farklı, düşünmek, geçmişte yaşananları hatırlamak istemiyoruz.

DÖVİZ SALDIRISI

Son 1,5 yıldır döviz kurlarının oynamasını ama her defasında “spekülasyon, manipülasyon, geçici,” diye tanımlayıp olanı biteni izleyenler, Mart ayı başından buyana bu sözlerin hiçbir anlamı olmadığını görünce şimdi “saldırı” kelimesini kullanmaya başladılar. Bunun yerine “kardeşim, sadece lira değil, avro da, pound da saldırı altında, bunlarda değer kaybediyor” deseler daha inandırıcı olabilir.
Böyledir, bu işler. Çaresiz kalınca, suçlu ve düşman yaratmak en çıkar yoldur. Soralım; bize kim, niye saldırsın? Yani döviz kurları üzerinden “şu doları zıplatalım gariban Türklerin işini bitirelim” mi diyorlar?
Nerede hangi sokakta, parkta, bankada, hangi uluslar arası tefecilerin karanlık odalarında bunlar planlanıyor? Herkes kendi derdine düşmüş durumda, tıpkı 20 yıl öncesinde olduğu gibi, tüm dünya nakte dönüyor, kendini sağlama alıyor, ne kadar yatırımı varsa paraya çeviriyor. Bunun için de dolar lazım, dolara talep olunca her ülkenin parası yıpranıyor. İş bu kadar basit.

MELANİA: KURTAR BİZİ

Pensilvanya Bulvarı’nda oturan zat, her gün dünyayı zıplatan kararlar alıyor. Amacı, gerginlik yaratıp prim toplamak. Kendi ülkesi içinde böyle sataşacak, gerilim yaratacak karşıtlar yok. Bir medya vardı, onu da ikiye böldü, rahatladı.
Önce, faizler arttı, sonra “çelik ithalatı”, dedi, Rusya, Çin ve AB’yle polemiğe girdi, Suriye’ye füze fırlattı, şimdi İran dosyasını yeni baştan açtı.
Dünya umurunda değil. Kendi yandaşları bile bağırıyor, “yapma etme, Türkiye gibi ülkeleri batıracaksın” diyor, adam umursamıyor.
Tek çare, eşi, Melanie. Yenge, şu adamla biraz ilgilen, biz de biraz nefes alalım!